Haberin Devamı
Hakkari Çukurca’dan 24 şehit haberinin geldiği bir günde yazılıyor bu satırlar.
18 de yaralı var. Şehit sayısının artma ihtimali yüksek görünüyor.
Haber kanallarında ‘uzman’ adı altında bilen bilmeyen, ağzı olan konuşuyor bu satırlar yazılırken.
Biri çıkmış, Bahoz kod adlı Fehman Hüseyin’den bahsederken, “PKK’nın Suriyeli üst düzey yetkilisi” nitelemesini kullanıyor bu cani için. “Terörist” demiyor, belki de diyemiyor.
Akılla yüreğin mücadele ettiği, kalbin beyne baş kaldırdığı bir günde yazılıyor tüm bunlar.
Twitter’daki ‘@TSK_Bilgi_Notu’ adlı hesaptan bir mesaj geliyor saat 15.01’de...
Aynen şöyle: “Askerî hareket, siyasal faaliyetin ümitsiz olduğu noktada başlar.” Mustafa Kemal ATATÜRK, 1922, İzmir.”
Genelkurmay Başkanlığı’nın resmi internet sitesine koyduğu basın açıklamaları ve bilgi notlarını twitter’dan duyuran bir hesap bu. Profil açıklamasında ‘resmi olmayan’ ifadesi var ama aylardır sadece resmi açıklamaları duyuran bir hesap. Kafalar karışıyor.
Atatürk’ün bu sözü eğer ‘Karargah onayı ile’ yayınlandıysa...
Verilen mesaj ne?..
İki ihtimal var:
Ya, “Siyasal faaliyet sürüyor, dolayısıyla askeri hareket (yani sıcak takibin dışında, planlı, kapsamlı bir sınır ötesi operasyon türü bir adım) beklenmesin” deniliyor,
ya da, “Siyasal faaliyetin ümitsiz olduğu yerdeyiz ve bu noktadan sonra artık tek yol askeri hareket” mesajı veriliyor.
Kimse bilmiyor...
Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanları bölgede.
Cumhurbaşkanı henüz beş gün önce gittiği mevzilerden gelen haber üzerine, ‘alınacak intikamın sertlik dozu’ndan söz ediyor.
Başbakan durum değerlendirmesinin ardından ‘dış güçler’e sert çıkıyor. Arada ‘internet andıcında imzasının olduğu’ haberlerini yalanlıyor.
Ana muhalefet “İstemezdik ama...” diyerek ‘siyaset’ yapıyor.
Diğer muhalefet partisinden yine yazılı açıklama geliyor. ‘OHAL ilanı ve Kandil’e bayrak dikilmesi’ çağrısı yineleniyor.
“Tabanımız çok büyük ölçüde PKK’nın tabanıyla örtüşüyor” diyen üçüncü muhalefet partisi, yaptığı açıklamayla bir kez daha ‘hükümet ile PKK’yı eşit gördüğüne’ vurgu yapıyor.
İnternetteki sosyal paylaşım ortamlarında, ‘kitlesel tepki’ için büyük kentlerin meydanlarında buluşma çağrıları yapılıyor. “Ev ve iş yerlerine Türk bayrağı asın” çağrıları geliyor art arda.
Başbakan’ın en yakınındaki isimlerden Genel Başkan Yardımcısı Ömer Çelik Twitter’dan veriyor mesajını o sırada: “PKK siyasal istikrarı bozamayacağını anlayınca, sokaklarda iç savaş çıkarmayı hedef alıyor” diyor.
Jetler havada, komandolar sınırın hemen ötesinde sıcak takipte.
Hayatında bölgeye gitmemiş, o coğrafyayı sadece ‘Google earth’ten tanıyanlar ahkam kesmeye devam ediyor ekranlarda.
“Şehit sayısı aslında daha yüksek ama açıklanmıyor, gizleniyor” söylentisi son sürat devam ediyor.
Şehit ve yaralılara ilişkin açıklamaların bugüne kadarkinden farklı olarak, Genelkurmay Başkanlığı’nca değil, hükümet kaynakları tarafından yapıldığı gözlerden kaçıyor.
Askeri yetkililer ve yerel yöneticiler, sağlık personeli eşliğinde acı haberi veriyor şehit ailelerine ülkenin farklı köşelerinde. Babalar yığılıp kalıyor, fonda anaların yaktığı ağıtlar... Ve bu sahneler, kameraların şahitliğinde yaşanıyor. Neden peki?
Madem terör örgütünün amacı toplumsal travmaya yol açmak, madem yapılan haberler terörün amacına hizmet ediyor, neden orada o kameralar? Haydi kameralar kayıtta, neden veriliyor bu görüntüler yayına?
İsrail’in bir tek askeri için yaptıkları gündemde. Gilad Shalit’in ailesinin ilk günden beri sergilediği kararlılık ve takipçiliğin İsrail hükümeti üzerinde nasıl bir toplumsal baskı oluşturduğu yazılıyor, konuşuluyor.
Peki bizde?..
Mesela 22 Eylül’de kaçırılan Kayserili öğretmen Mehmet Gözbaşı hala teröristlerin elinde. “Gözbaşı ailesi, Shalit ailesinin yaptığını neden yapamıyor?” diye düşünmüyoruz.
O unutulmaz “Habur vakası”nın ikinci yıldönümünde yaşandı Çukurca baskını. Tarih tesadüf mü, bilinçli bir tercih mi; meçhul...
Meclis’te yarın (bugün) yapılacak terör konulu oturumun ‘kapalı’ olacağı haberi geliyor son olarak. ‘Gizli oturum’ yani.
Ve nihayet bu satırlar, o 24 Mehmetçiğin ‘silahlarını bırakıp kaçmadığı’ gerçeğini bilerek yazılıyor.
Tabii bir de, bugünün de çok yakında unutulup gideceğinin farkında olarak...

