Top patlak!

Turkcell Süper Ligi sancılı başladı. Hem de henüz 2. hafta olmasına rağmen...

Haberin Devamı

Turkcell Süper Ligi sancılı başladı. Hem de henüz 2. hafta olmasına rağmen... 1-1 biten A.Gücü maçı sonrası Ankaraspor Teknik Direktörü Aykut Kocaman şöyle dedi:

"Maçın hakeminin oyunu berabere bitirmeye çalıştığı hissine kapıldım. Bende böyle bir duygu yarattı. Hakemler oyuncuların rollerine soyunmamalı. Maçın skorunu oyuncular belirlemeli."

Suçladığı hakem Fırat Aydınus. Kötü maç yönetti, bence kural ihlali de yaptı (Yani maçın tekrarı da gerekir) ama tertemiz olduğuna inandığım hakemlerden biridir...

Daha ilginci yine 1-1 biten Vestel Manisa maçından sonra Trabzonspor Başkanı Nuri Albayrak'ın söylediği: "Geçen hafta yenildik hiç hakemi tartışmadık. Tebrik ettik. Temiz bir maç yönetti ama bu farklı. Bu adamın (Cem Deda) babası hakem, oğlu hakem, torunu hakem, kardeşi hakem, çete olmuş bunlar. Söylenecek başka bir şey yok." Deda'nın babası Sadık Deda gözlemciliği bırakmış durumda. Federasyonla da herhangi bağlantısı yok.

***

Meseleyi doğru görmek için esasında bu sözleri kimin söylediğine bakmalıyız. Biri Melih Gökçek'in kulübünün antrenörü, öteki Nuri Albayrak. İkisi de secim döneminde, Tayyip Erdoğan'ın bütün çabasına rağmen Haluk Ulusoy'u desteklemiş ve AKP'nin yara almasına sebep olmuş iki AKP'li... Şimdi ilk teslim bayrağını onlar çekiyor.

Haluk Ulusoy'un kadrolarına güvenmediklerini bas bas haykırıyorlar.

***

Bundan sonrasını komplo teorisine çevirebiliriz rahatlıkla. İhtimalleri sayalım:

1. Ulusoy'un zaferiyle sonuçlanan seçimden sonra Gökçek'in de Albayrak'ın da Tayyip Erdoğan'la ilişkileri bozuldu. Şimdi belki bir seçim atmosferi doğduğunu düşünüp, Ulusoy'a karşı ilk ayaklananlar onlar oluyor.

2. Bakıyorlar ki, seçimde verdikleri destek takımlarına katkı sağlamamış. Başkaları Üsküdar'ı çoktan geçmiş. Anlıyorlar ki, bu işlerde şahsi münasebet dışında, etkili kurullarda kendi borunu öttürmeyi sağlayacak adamların olması önemli. Kendilerini sağlama almak için şimdiden bağırıyorlar.

3. Federasyon, A.Gücü-Samsun maçıyla ilgili yaşandığı öne sürülen şike pazarlığının üstüne gerektiği gibi gidemedi henüz... 1 aydır Türkiye birbirine girdi, onlar hâlâ komisyonu doğru dürüst kuramadılar. Klasik uyutma taktiği... Üstelik Samsun eski başkanı Adnan Ölmez öyle iddialarda bulundu ki, bir tezgah kurulduysa ana hatlarıyla ortaya çıkarıldı. Kimse federasyona ve ligin adil olduğuna güvenmiyor.

"Bülent Yavuz'un elinde 5-6 hakem varmış" bilgisini alan her kulüp başkanı, her yönetici, yani geçen sezon yaşanan rezaletleri çok iyi bilenler, her hatanın altında buzağı arıyorlar.

Madem bağıran kazanıyor. Onlar da bağırıyorlar.

Ayrıca siz Cemal Aydın "Gider nikahlı karısını alırım" dediğinde yasal işlem yapabildiniz mi ki, "Çete bunlar" diyen Albayrak'ı Disiplin Kurulu'na sevkediyorsunuz? Sezon, geçen senenin kanamalarıyla başladı. Ve bu kanamaları her zamanki gibi suda eriyen aspirin vererek çözemezsiniz.

Sıcağın alnında, yangından mal kaçırır gibi ligi başlattınız. Bu uğurda bir futbol şehidi bile verildi. Seyirci hâlâ yaz rehavetinde. Kimse sezonu açmaya hazır değil. Ne oyuncu, ne hakem, ne izleyici... Ama 'onlar' bir an evvel lig başlasın ki, A.Gücü, Denizli, Malatya, Samsun konuşulmasın diye planlıyorlar belki de... 2. hafta sonundaki tablo, federasyonun yaptığı yanlış tercihlerin, pislikleri halının altına süpurülmesinin aynadaki karşılığıdır.

Baksanıza şimdiden Nuri Albayrak ile Aykut Kocaman kılıcı çekti bile... Tanrı, federasyonu Üç Büyükler'in sıkıntı yaşamasından korusun. Onların bir de gözü kara... Ahmet'e, Mehmet'e bakmazlar, ağızlarını bir açtılar mı, hiç kapatmazlar.

Rıdvan Dilmen
Medyanın evrensel kuralıdır. Gazeteler TV'lerden, TV'ler gazetelerden faydalanır. Buradaki iyiniyeti, kaynağın gösterilmesi belli eder.

Milliyet Gazetesi'nin spor müdürü, Rıdvan Dilmen'in cumartesi günkü "Yüzde 100 Futbol" programındaki yorumlarının, "NTV'den alınmıştır" ibaresiyle kullanılmasına içerlemiş ve bizi "hırsız" yerine koymuş.

Allah, Allah... Farzedelim Başbakan Tayyip Erdoğan'ın cumartesi günü NTV'ye yaptığı herhangi bir özel açıklamanın bütün gazetelere kaynak gösterilerek haber olmasından ne farkı olabilir Rıdvan Dilmen'in yorumlarının...

Yapılan alıntının nasıl kullanılacağı ise kendi tercihimizdir. Kendi yazarlarının yorumunun bizim gazetede yer almasına gösterilen hassasiyeti anlarım ama böyle bir saldırıyı kabullenmem imkansız!

Hürriyet Gazetesi Yazarı Erman Toroğlu'nun Lig TV'deki programında Genelkurmay Başkanı ile ilgili yaptığı eleştiri, ertesi gün Milliyet'in ilk sayfasında yer almadı mı? Onlar alınca gazetecilik, biz alınca nasıl hırsızlık oluyor, şaşkınım doğrusu...

Ayrıca bu konularda bize yol gösterecek kadar etik duygusu gelişmiş arkadaşların, kendi yazdıkları yorumun altına kendi imzalarını atmalarını beklerdim. Başkasını 'kalkan' yapmalarını değil...

DİĞER YENİ YAZILAR