Şimdi skor 3-1

Haberin Devamı

Türkiye Futbol Federasyonu Genel Kurulu, 19 Ocak 2006’da başlayan 2. Haluk Ulusoy döneminin bittiğini dün resmen ilân etti..

2006’da Ulusoy’un hükümet lobisine karşı elde ettiği zafer “Ulusoy: 1 - Tayyip Erdoğan: 0” şeklinde manşetlere taşınmıştı.. Dünkü sonuca bakıp “Şimdi durum 1-1 oldu” demek haksızlık olur..

Çünkü hükümet kanadı 2 sene sonra resmen “3’lük attı..” O dönemdeki Spor Bakanı Mehmet Ali Şahin; konuşacağı zaman sustuğu, susacağı zaman konuştuğu ve sporun dinamiklerinin hiç farkında olmadığı için hükümeti zor duruma düşürmüştü.. Yeni bakan Murat Başesgioğlu, daha tarafsız, daha dik ve daha bütünleştirici bir performans sergileyip bütün futbol ailesini ve FIFA’yı arkasına aldı.. Dolayısıyla henüz bakanlığının ilk aylarında Türk futbolunun en önemli derdini kökten halletmiş oldu..

Farkında mısınız? Dört Büyükler’in başkanları yıllardır ilk kez biraraya geldi, genel kurulu birlikte izledi ve hiç delege firesi vermeden “seçim” istedi.. Bu birlik tablosunda Ulusoy’a duyulan güvenin erozyona uğraması kadar, Başesgioğlu’nun uzlaştırıcı tavrı da etkili oldu.. Dört Büyükler’e diğer kulüpler de eklendi, 192 kongre delegesi “14 Şubat’ta seçim yapılsın” dedi.. Yani Ulusoy’a güvenoyu vermedi..

Yetmedi, FIFA’nın gözlemci yolladığı onursal başkan David Will de kongreyi “tüm şartlara uygun” olarak değerlendirdi.. Ve Ulusoy ekibinin mahkemeye gitmesinin önüne de bir anlamda tıkadı..

Yani “1-0” öndeki Ulusoy, Bakan, kulüpler ve FIFA’dan yediği gollerle maçı “3-1” mağlup bitirdi..

***


Bu sonucu hazırlayan etkiyi, sadece hükümete bağlamak ‘bu işlerden hiç anlamamak’ olur..

Ulusoy, kendi hatalarıyla bu yenilgiye zemin hazırladı.. “Değiştim” diye tekrar oturduğu koltukta kaderini Milli Takım’a bağladı.. Ürettiği pek birşey yoktu ama yapmadıkları o kadar çoktu ki..

- FIFA’nın bile dün altını çizdiği gibi, dünyadaki 209 federasyon arasında meclis yasasıyla yönetilen, kendi genel kurulunun oluşturduğu bir futbol anayasası olmayan tek ülke Türkiye.. Son 12 senenin 10’unda başkanlık yapan Ulusoy’un bu ayıptan üstüne düşen payı alması gerekmez mi?

- Yayın işini son ana dek savsakladı.. Digitürk’ü arkasına alıp “Bana kimse dokunamaz” demeye kalktı.. D-Smart’ın 240 milyon $’lık çarpıcı teklifini bile kongreye 1 gün kala açıklayıp kendine yonttu..

- Çevresinde gereken temizliği yapmadı.. Kongre dönemleri hariç kulüplerin isteklerine kulak tıkadı.. Onunla iyi geçinenler ödünleri kopardı, kötü geçinenler küme düşmeye dek varan faturalar ödedi.

- Federasyon binasını, kurumsal ölçülerde işleyen bir ofis olarak kullanmadı, karanlık adamların cirit attığı bir ‘kahvehane’ haline getirdi adeta..

- Hakemler üzerindeki etkisi hep ‘olumsuz’ oldu.. O kadar çok tartışmalı hakem kararı oldu ki, Süper Lig’in güvenilirliği ayaklar altına alındı.. Marka değeri düştü.. Buna önlem üretmedi.. Sadece seyretti..

- Federasyon, adalet dağıtan bir kurum olamadı.. Şike pazarlığı yaptığını öğrendiği kulüpleri cezalandıramadı, onun yerine medyaya el altından ihbarlar yaptırma yolunu seçti.. Eşit rekabet şartlarını oluşturmadı.. Şikeyle suçlanan bir yöneticisini başkan vekili yapıp bu konudaki duruşunu çok net belli etti.

- 3 maymunu oynadı, sadece koltuğu yapıştı..

***


Büyük bir umutla 19 Ocak 2006’da Ulusoy’un tekrar başkan seçilmesi gerektiğini savunmuştum.. Çünkü değişecekti, bu sefer futbolu adil biçimde yönetecekti.. Beni ve benim gibi düşünenleri ‘yapmadıklarıyla’ pişman etti.. Şimdi de gitmeyi haketti..

Onu kulüpler getirmişti.. 241 delegenin 192’sinin oyuyla gitmesine karar verildi.. Sakın saptırılmasın.. 192 oyu, hiçbir irade metazori toplayamaz.. Hükümet kanadı da, federasyon kanadı da kendi kongre silahlarını kullandı.. Ve Ulusoy kaybetti..

***


Şimdi ne olacak? Kaosu bitirecek aday belli:

Şenes Erzik.. (Bir seçenek daha var ama şimdilik adı bende saklı..) Ancak çıkartılan dedikodularla, yapılan gizli görüşmelerle Erzik bu işten soğutuldu..

Ulusoy’u göndermek için sağlanan birlik, Erzik’i başkanlığa ikna etmek için tekrar edilmeli..

***


Son sözüm beni suçlayan Hıncal Abi’ye (Uluç)..

Birkaç ‘yayıncı’ arkadaşının yanlış bilgilendirmesiyle, genel kurul sürecinde resmen kandırıldı..

Keşke beni suçlayıp Ulusoy’a arka çıkmadan önce, herşeyin doğrusunu bilse; Şike Tahkik Komisyonu Başkanı ile konuşabilse, 2 yıl önceki Samsun-A.Gücü maçından önceki mahkemeye düşmüş pazarlıklardan haberdar olsa; 2 yıldır kurullarda yaşananları bilse, M. Kemal Ünsal’ı, Cemal Aydın’ı, İlhan Cavcav’ı, Bülent Yavuz’u, Tahir Kıran’ı, Şükrü Yazıcıoğlu’nu, diğer önde gelen federasyon üyelerini ve destekçilerini tanısaydı..

Kimlere ‘teslim olduğunu’ belki o zaman anlardı..

DİĞER YENİ YAZILAR