Haberin Devamı
BEŞİKTAŞ’TAKİ kavga, spor medyasındaki çifte standartı ortaya koymak açısından önemli bir fırsat oluşturdu aslında.. Kavganın ertesinde yaşananlar, asıl kavganın medya içinde olduğunu gösteriyor.. Ve burada da sanki herkes safını tutmuş, yenilikçiler ile gelenekçiler olarak ikiye ayrılmış..
Lafın başından söyleyeyim: VATAN Spor Müdürü olarak ben kimseyle kavga etmek istemiyorum.. Ama bazen öyle saçmalıklar oluyor ki, kayıtsız kalamıyor insan.. Hakkını koruma ihtiyacı hissediyor..
OLAY şu..
Beşiktaş’taki kavga haberi, cuma günü sadece iki gazetede yer alıyor.. Biri VATAN, öteki Milliyet.. Kendi muhabirim Kartal Yiğit ile Milliyet’te beğenerek izlediğim Serdar Sarıdağ’ı tebrik ediyorum..
Bu bir geceyarısı haberi olduğu için şehir baskılarında ‘ara’ olarak tabir ettiğimiz şekilde baskıya giriyor.. Baskı sorumlumuz Cengiz Yarbağ’a sordum.. İki gazete de şehir baskılarının yarısına sokmuş haberi..
Ama konu medyaya böyle yansımıyor:)
Türkiye Spor Yazarları Derneği (TSYD) cuma günü Sinan Engin’i daha sorumlu davranmaya çağırmak için yayınladığı deklarasyonda şu ifadeyi kullanıyor:
“..Milliyet Gazetesi’nden tamamen doğru bir haberi yazan değerli arkadaşımız Serdar Sarıdağ’a karşı gösterilen tavır son derece üzüntü vericidir.. Meslektaşımıza konacak ambargonun şiddetle karşısındayız..”
Aferin size.. Karşı olun tabii ki! VATAN’a ve Kartal Yiğit’e yapılan muameleyi ise önemsemeyin..
Bu deklarasyon başta Hürriyet (ki spor müdürü aynı zamanda TSYD Başkanı) ve Milliyet olmak üzere bazı gazetelerde yayınlanıyor.. Haberin tüm kredisi tamamen Milliyet’e yazılarak hem de..
PEKİ Milliyet Spor, ertesi günü ne yapmış?
Kendisini şöyle övmüş:
“İşte Milliyet farkı: Spor gazeteciliğinin amiral gemisi Milliyet, dün rakiplerini bir kez daha atlatmayı başardı.. Beşiktaş’ın 2 kaptanı arasındaki kavgayı okurlarına duyuran Milliyet, özel haberdeki tartışılmaz üstünlüğünü bir kez daha ortaya koydu..”
Keşke bizi de atlatabilseymişler aslında..
Çok saygı duyduğum başyazarları Ercan Güven de kaleme aldığı yorumunda övgülere katılmış:
“Alın size doğru haber.. Belki biraz üzer ama elini sıkacaksınız yakalayıp da yazanın.. Plaket filan istemiyoruz, hiç olmazsa saygı gösterin ‘doğrucu medya’ya.. Sizlere, en titiz, en dikkatli spor okuyucularına sevgilerimizle..”
Kendilerine istediği saygıyı bize göstermemiş o da..
Beyler, kendinizi istediğiniz gibi kandırabilirsiniz.. Kendinize istediğiniz aynadan bakabilirsiniz..
Ama “basında güven” diye bir etiketiniz olduğunu düşünüyorsanız, her zaman “güvenilir” olmanızı bekleriz.. Bu yapmaya çalıştığınızın adı en hafif tabirle ‘adaletsizlik’tir..
KARTAL Yiğit’e ve VATAN’a yapılan bu haksızlığın üç muhtemel nedeni olabilir..
1. Ya bu deklarasyonu yazanlar ve gazetelerine koyanlar doğru dürüst gazete okumuyorlar..
2. Ya sadece İkitelli’deki DMC’ye gelen gazetelerdeki haberlere bakıp ‘İşte, vallahi en büyük bizmişiz’ diye böbürlenmeyi seviyorlar..
3. Ya da VATAN’a düşmanlar..
Kendi okuyucumuza bilgi vermek için yazıyorum.. Hangisi olursa olsun, TSYD artık benim için İSYD (İkitelli Spor Yazarları Derneği)’dir..
Çünkü derneğin başkanı, dün bana “Kusura bakmayın, hata yapmışız.. Biz sadece İkitelli baskılarına baktık.. Haberin sizde de olduğunu farkedemedik..” diye mazeret bildirdi.. Bir önceki gün kendilerine yapılan itirazımızı ise es geçmişlerdi..
BAKIN, ben her türlü adaletsizlikten sıkılıyorum..
Bu vesileyle her sene tekrarlanan bir ayıbın da altını çizmek istiyorum.. TSYD bir gazetecilik yarışması düzenliyor.. Biz VATAN olarak katılım yapmıyoruz..
ÇÜNKÜ TSYD’YE İNANMIYORUZ..
Ama yarışmaya katılmak isteyen herhangi bir arkadaşım olursa da engellemiyorum..
SABAH da aynısını yapıyor, çünkü onlar da inanmıyor.. Müdürleri Serdar (Ali Çelikler) dün söyledi..
TSYD de kendisini tanıyanı tanıyor, demek ki..
Milliyet, her sene VATAN ve SABAH’ın katılmadığı yarışmada kendi kendine yarışıp bir sürü ödül alıyor.. Ve günlerce, sayfalarca kendini övüyor..
Örneğin..
Bu seneki yarışmaya 35 eserle katılıp 8 ödül almışlar.. Bizden ise 3 arkadaş katılmış, 2 ödül almış..
Sonra da ortaya çıkıp sayfalarında “İşte sporda güvenin zaferi” diye nutuk atıyorlar..
Küçük zaferleri önemseyenlerden, büyük işler yapmalarını niye bekliyoruz ki zaten?

