Kelebek etkisi

Türk futbolu şu anda "Kelebek etkisi"ni yaşıyor. "Bir kelebeğin kanat çapmasının, yüzlerce kilometre ötede bir kasırga başlatabileceğini" temel alan bu felsefeye göre dünyadaki herşey birbiriyle bağlantılıdır, en ufak bir değişim, alâkasız gözüken başka bir şeye etki edebilir...

Haberin Devamı

Türk futbolu şu anda "Kelebek etkisi"ni yaşıyor. "Bir kelebeğin kanat çapmasının, yüzlerce kilometre ötede bir kasırga başlatabileceğini" temel alan bu felsefeye göre dünyadaki herşey birbiriyle bağlantılıdır, en ufak bir değişim, alâkasız gözüken başka bir şeye etki edebilir...

Yani... İtalya Futbol Federasyonu'nun Juventus, Milan, Fiorentina ve Lazio'ya verdiği cezalar, uzun süredir bir kahramanın ortaya çıkıp kendisini temizlemesini bekleyen Türk futbolu için bulunmaz fırsat aslında. Oradaki cezalar, kararlı bir federasyonun bütün pislikleri temizleyecek önlemler alabileceğini gözümüzün içine soktu. Bizdeki gibi kafaları kuma gömmeden de futbolun yönetilebileceğini kanıtladı.

4 gündür bu sayfada "Lütfen, Temiz Futbol" sloganıyla son yıllarda yaşanan şike ve teşvik primi skandallarını teker teker açıklıyoruz. Açıklamaya da devam edeceğiz.

Çünkü yılda 500 milyon $ dönen bir sektörün daha iyi yönetilmeye ve daha sağlam kriterlerle, daha güvenilir bir sisteme oturmasına ihtiyaç var.
Bu nokta güvenilirliği herkes tarafından sorgulanan spor medyası için de çok kritik bir viraj aslında... İşte tam burada "Bu pisliği tek başımıza biz temizleyeceğiz" kompleksine kapılmıyoruz... Pislik o kadar büyük ki, taşın altına herkes elini sokmalı...

Haydi bakalım
Mesela Erman Toroğlu... Yorumculuk yaptığı ilk günden beri Türk futbolunun içinde dönen dolaplardan haberdar olduğunu ima eden, "Bir konuşursam ortalık karışır" duruşunda olan Toroğlu... Onun bildiklerini kamuoyuyla paylaşması gerekiyor.

Şansal Büyüka... Spor medyasının duayeni... Onun neler yaşadığını, odasında bile nelere şahit olduğunu yakından biliyorum. Eğer futbolda bir 'arınma' yaşanacaksa, bunda en büyük katkıyı ondan bekliyorum.

Ahmet Çakar... Bu uğurda 5 kurşun yemiş bir yorumcu o... Özellikle hakemlik camiasına çok hakim! Kimlerin 'satılmış' olduğunu en iyi bilen kişi Ahmet Çakar... Susması, yaşananları onayladığı anlamını taşır benim için...

Hıncal Uluç... Şu anda tatilde olduğundan bu konuyla hiç ilgilenmiyor gibi görünüyor ama ben Hıncal Abi'nin gerektiğinde en cesur çıkışları yaptığına defalarca şahit olduğum için, onun da 'sahalara dönmesini' iple çekiyorum...

En basitinden medyadaki spor müdürleri yuvarlak bir masanın etrafında toplanıp kendi bildiklerini birbiriyle paylaşsa, BBG Evi'ndeki gibi bütün konuşmalar yayınlansa, futbol dünyasını saran pisliğin ne derece büyük olduğunu herkes daha iyi anlar askıda...

O zaman susmak, yutkunmak neye yarar ki? Medya susarsa, bu tavır benim için "Bunlar tehlikeli konular... VATAN kendisini ateşe attı, aman bizim rahatımız bozulmasın. Onlar yazsınlar, biz seyredelim" anlamına gelecek.

İtalyan medyasının 10'da biri kadar dik dursak ve korkmasak, bu işlerin arkası çorap söküğü gibi gelecek...

Peki ya susarlarsa... O zaman bundan sonra hiç kimsenin "Şampiyonluklar şaibeli, hakemler maç satıyor, seyirci saha sonuçlarına güvenmiyor, parası çok olan masa başında şampiyonlukları kazanıyor" diye ortaya çıkmaya hakkı olamaz...

***

Ve bir teşekkür! Bu sayfada okuduğunuz dizi için iznimi yarıda kestim. Tüm tatil planları altüst olmasına karşın bu savaşta bana en büyük desteği veren karıma ve çocuklarıma inanın teşekkür bile az geliyor.

DİĞER YENİ YAZILAR