İbrahim Seten yazıyor

Hıncal Abi (Uluç), 2 yıldır hep aynı şeyi tekrarlıyor: “Aziz Yıldırım’a kafa tutan tek spor müdürüydün. Sen de yola geldin.”

Haberin Devamı

Hıncal Abi (Uluç), 2 yıldır hep aynı şeyi tekrarlıyor: “Aziz Yıldırım’a kafa tutan tek spor müdürüydün. Sen de yola geldin.”

En son da perşembe günkü yazısında taşı gediğine oturtmuş: “Medya.. Özellikle Kutsal İttifak Medyası.. 100. yılında F.Bahçe’nin şampiyon olması için yemin etmiş gibiler.. Her şeyi yazıyorlar.. Aziz Yıldırım karşısında kale gibi duran bir İbrahim Seten vardı. Şimdi o da günah çıkarıyor. Bayrağı kapmış en önde gidiyor.”

***

Bu tepkinin çıkış noktası geçen pazartesi bu sütunlarda yer alan “Papermoon’da neler oldu?” başlıklı yazım.. İsteyenler www.gazetevatan.com/spor/papermoon linkine tıklayarak göz atabilirler.

O yazıya gelen tek tepki Hıncal Abi’den olmadı..

Beşiktaşlı ve G.Saraylı okurlar beni F.Bahçe yağcısı olmakla itham ettiler.. F.Bahçeliler ise “İşte korkusuz kalem. İbrahim yazarsa doğru yazar” demeye başladılar. En sık gösterilen tepki ise şuydu:

“Daha evvel yapılanları niye yazmıyorsun?”

En çok da bunlara güldüm.. Hem de acı acı..

Çünkü bizim iş suya yazı yazmakla aynı şey..

***

Pazartesi günü sadece VATAN’da değil, Akşam, Milliyet ve Sabah’ta da Papermoon haberleri yer aldı. Hele salı günkü “Demirören, Edu’nun da kırmızı kart göreceğini biliyordu” haberi sapla samanın iyice karışmasına neden oldu. (Çünkü yalandı.)

Hepsine birden bakıldığında, bu haberlerin F.Bahçe yönetiminden sızdırıldığını ben bile düşündüm.

Bizim içimiz rahat... Ben o gece şahit olduklarımı kendi ismimle kaleme aldım, başkalarından duyduğumu “öğrenildi-bildirildi” formunda yazmadım..

Çevremdeki Beşiktaşlılar tarafından “ağır” olarak nitelendirilen o haber analize cevap verecek tek merci Beşiktaş Başkanı’ydı.. Nitekim o da ertesi gün 50’yi aşkın Beşiktaş yazarı ve muhabiriyle toplantı yaptı. Konu bize geldi doğal olarak.. Tüm ısrarlara rağmen Demirören, haberi yalanlamadı.. Federasyon veya hakemlerden de VATAN’a yönelik herhangi bir tepki olmadı.. Hepsinin muhatabı F.Bahçe yönetimiydi..

Demek ki bizim tarafımızdan saptırılmış, tahrif edilmiş, senaryolaştırılmış bir durum yoktu..

Haber analiz doğru olmasaydı muhataplarının neler yapabileceğini de çok iyi tahmin edebilirsiniz..

Gerisini haberin içinde olmayıp, başkalarından aldıkları paslarla gole gitmeye çalışanlar düşünsün!

***

“Bundan evvel yapılanları niye yazmıyorsun?” diyenler aslında geçmişte F.Bahçe böyle karanlık yollara saptıysa niye o zaman aynı şeyleri yazmadığımı sorgulamaya çalıştılar..

Beni acı acı güldüren de tam burası..

Merak edenler için bazı notlar düşmem gerekiyor..

17-27 Temmuz 2006 tarihlerinde bu sayfalarda bir Şike Dosyası açmıştık.. Sadece o dosyada, F.Bahçe’yi yakından ilgilendiren 3 haber vardı. Sıralıyorum:

- İşte Ersun Yanal’ın ağzından G.Saray-A.Gücü maçındaki teşvik skandalı: “300 bin $’ı aldık, Fener’i şampiyon yaptık.. 2001’de ben A.Gücü’nün başındayken, 32. haftada G.Saray’ı 2-1 yenip F.Bahçe’yi lider yaptık.Maç sonu bir taksici Fenerli bir idarecinin adını verip soyunma odasına bir çanta bıraktı. Çantanın içi dolar doluydu. O parayı tesisteki bekçiler dahil herkese dağıttım. Hepsinden parayı aldıklarına dair imza da aldım..” (Ersun Yanal, 19 Temmuz)

- 3 yabancı Beşiktaş’ı sabote etti: “2003 sezonunda F.Bahçe şampiyon olurken biz Zago, Cordoba ve Ronaldo’nun hatalarıyla çok puan kaybettik. Bu futbolculara ne olduğunu herkes biliyordu. Yöneticilere ‘Para için oynayan futbolcular herşeyi yapabilir, dikkat edin’ demiştim. Konya-Beşiktaş maçından sonra Cordoba’ya ‘Maçı sattın mı?’ diye sordular ama iş işten geçmişti.” (Mircea Lucescu, 20 Temmuz)

- F.Bahçe’den G.Saray’a deplasman uçağında bomba gibi teklif: Trabzon’u yenin, 500 bin doları alın.. “2003-2004 sezonunda ligin bitimine 1 hafta kala G.Saray kafilesi Trabzon’a giderken, F.Bahçe ‘Bu maçı kazanın paranız hazır’ teklifini uçakta iletti.. Kaptan Bülent ezeli rakibinin ‘teşviğini’ geri çevirdi. 4-2 biten ve F.Bahçe’yi şampiyon yapan maç sonrası Bülent, yanına gelen çantacıyı kovdu..” (21 Temmuz 2006, Not: Bu haber 2006 yılının Gazeteciler Cemiyeti ‘Yılın Spor Haberi’ Ödülü’nü aldı.)

***


Bunların hepsi VATAN manşetlerinde yer aldı, ne Yanal, ne Lucescu, ne B.Korkmaz, ne de F.Bahçe tarafından yalanlandı. Bize dava açan filan da olmadı. İşin garibi, federasyon da bunu normal karşıladı..

Hatta Yıldırım Demirören “Yazı dizisini nefesimi tutarak izliyorum.. Biz zaten 2 senedir bu haksızlıklar yüzünden feryat ediyoruz” demecini verdi. O gün böyle dedi diye, bugün olanları görmezden gelmemizi o da bekleyemez, diğerleri de..

Peki o gün Hıncal Abi ne yazmıştı biliyor musunuz?

“Sevgili kardeşim İbrahim (Seten) günlerdir beni arıyor. Geri dönmüyorum. Çünkü niye aradığını biliyorum, ona verecek yanıtım yok.. Vatan, ben tatilde iken bir Şike Dosyası açtı..

(..) Bu kampanya sırasında İbo da bir yazı kaleme aldı ve içlerinde benim de bulunduğum birkaç ismi yazıp “Çok şey biliyorsunuz, bildiklerinizi açıklayın”a davet etti.

Acı acı güldüm.. Bu ülkede ne geldiyse bildiklerini açıklayanların başına geldi, bugüne dek.. Bilinenleri yapanların değil..

(..) Şimdi İbo’nun çağrısına uyacak, konuşacağım.. Tüm o şikeleri yapanlar yataklarında uyurken, ben mahkemelerde sürüneceğim..

Hadi canım sen de!”

***


İçimden bana kızanlara ne demek geliyor biliyor musunuz? Hadi canım siz de!

DİĞER YENİ YAZILAR