F.BAHÇE-Vestel maçının 36. dakikasında takke düştü, kel göründü. Takkeyi düşüren, Tuncay’a yapılan hareketin penaltıyla cezalandırılmaması üzerine, Protokol Tribünü’nün ilk sırasında oturan Aziz Yıldırım ile Mahmut Uslu’nun çileden çıkması oldu.
Futbol Federasyonu’nun başkanvekili olmayı Üç Büyükler’in her maçında Protokol Tribünü’ne kurulmaktan ibaret sanan Affan Keçeci, TV kameralarının da gözleri önünde bir araba laf işitti F.Bahçeliler’den...
F.Bahçe Başkanı, Keçeci’ye “Yeter be! Ne korkuyorsunuz penaltı vermekten! Biraz insaf edin. Nedir sizden çektiğimiz” diye bağırırken, kendinden geçip ayağa fırlayan Uslu daha ağır konuştu: “Bu penaltı verilmeyecekse hangisi verilecek? Kim bunları örgütlüyor? Bunlar sizin eseriniz..”
Hatta konuşmalar Keçeci’nin arkasından, “Bu uğursuz niye bizim maçlarımıza geliyor?” noktasına kadar gitti maalesef...
Yanlarında F.Bahçeli Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt olmasa, işler kimbilir nereye varacaktı, onu da sizler düşünün...
F.Bahçe yönetimi, federasyon başkan vekilinin suratına karşı niye böyle bağırıyor?
Çünkü bu federasyona güvenmiyor..
Ben de güvenmiyorum.. Geçen hafta Vedat Yüksel’in Kayseri-F.Bahçe maçına Papermoon’dan atandığını yazmıştım..
Bu hafta da Şansal Büyüka Maraton’da açıkladı: “Bursa Başkanı Levent Kızıl, Erciyes-A.Gücü maçının hakeminin Bülent Demirlek olacağını, çarşamba akşamı 10 kişinin içinde bize söyledi.”
Nitekim, perşembe günkü MHK ‘toplantısından’ sonra maçın hakemi Bülent Demirlek olarak ‘resmen açıklandı.’ Yani..
Herşey ortada.. Gücü yeten; hem kendisinin, hem de rakibinin maçına istediği hakemin atanmasını sağlıyor..
Böyle olunca da herkes her düdüğün altında bir çapanoğlu arıyor.. Bu güvensizliğin sorumlusu medya değil! Bu federasyonu böyle keyfekeder yönetenler.. Kurulların manipüle edilmesine izin verenler..
Bu, Aziz Yıldırım’ın Affan Keçeci’ye ilk hareketi değil bana göre.. Herkese hatırlatalım.. 6 Şubat 2006 tarihli VATAN manşeti şöyleydi:
“F.Bahçe-G.Birliği maçının devre arasında Aziz Yıldırım’dan Affan Keçeci’ye tarihi fırça: Bu federasyon nasıl da sıkılmadan yerinde duruyor. Geçen sezon son 5 hafta bizi duman ettiniz.. Sen bunlara neden seyirci kaldın?”
Ertesi gün Keçeci şu açıklamayı yapmıştı:
“Aziz Yıldırım’la o maçta bir konuşma yaptığımız doğru.. Ama sizin belirttiğiniz üslupta değil.. Ben bu devletin 1. sınıf emniyet müdürüyüm.. Benimle bugüne kadar kimse iddia edildiği tarzda konuşmadı ve konuşamaz.. Bizim ilişkilerimizde herkes haddini ve yerini bilir.. Sizi kınıyorum..”
Keçeci bizi kınadı ve dava etti..
Dava hâlâ sürüyor..
Bak şu işe ki, Yıldırım’ın Keçeci’ye nasıl bağırdığını (azarladı demiyorum, fırçaladı hiç demiyorum, aman dikkat) Lig TV kameraları nasıl da güzel yayınladı.. Yıldırım, Keçeci’yi neredeyse boğazlayacak kadar kızmışken, ‘amir’ Keçeci’nin kılı bile kıpırdayamadı..
Demek ki, bu işler yazar kardeşe, emniyet apoletine, ona buna güvenip olmuyor.. Gerçek, gün geliyor, kabak gibi ortaya çıkıyor..
Keçeci’nin bir de Beşiktaş’ın eski başkan vekili Murat Aksu’yla bu tip bir hikâyesi var ki, o da ayrı bir yazı konusu..
Türk futbolunu içine düştüğü bataktan bu haldeki federasyon mu kurtaracak?
Hadi canım siz de..

