Esas şimdi İSTİFA ET!

Haberin Devamı

İŞTE günün sorusu: “Euro 2008’de 3’üncü olan ve şu anda gelmiş geçmiş en yetenekli kadrosuna sahip Türkiye, 2010 Dünya Kupası’na gidemezse bu başarısızlığın sorumluluğunu kim üstlenmeli?”

SORUNUN bence tek yanıtı var: Fatih Terim.. ‘Bosna son 2 maçta 5 puan kaybederse, Türkiye 2010’a gidebilir.. Terim’i niye şimdiden hedef tahtasına koyuyorsun?’ diyenler çıkabilir.. İnşallah gideriz ama benim tezim günlük değil.. Bu fikri de sırf Bosna maçına bakıp taşımıyorum.. Niye mi?

***


1 EURO 2008’de ilk 8’e giren takımların 2010 Elemeleri’ndeki durumuna göz atalım önce.. Şampiyon İspanya bizim grupta, ikinci Almanya 4. grupta lider.. Dördüncü Rusya 4. grupta Almanya’nın 1 puan gerisinde, play-off’u garanti.. EURO 2008’de çeyrek final oynayan 4 ülkeye gelirsek.. İtalya 8. grupta lider.. Hollanda 9. grubu lider tamamlayıp 2010 biletini cebine çoktan koydu.. Hırvatistan 6. grupta ikinci sırada.. Bir tek Portekiz 1. grupta üçüncü durumda ama play-off şansı hâlâ sürüyor..

YANİ o ilk 8’den en pejmürde hale biz düşmüşüz.. Avrupa’daki 16 ülke arasında ilk 3’teyken, 1 yıl içinde Avrupa kıtasından Dünya Kupası’na katılacak ilk 13 ülke arasına girememe tehlikesiyle karşı karşıyayız.. Bunun adı tek kelimeyle başarısızlıktır..

2 BOSNA maçında hakemin eyyam yaptığını, topun bizi sevmediğini, yıldızlarımızın kötü oynadığını kabul ediyorum.. Ama zaten temel hatayı, işimizi Bosna’ya bırakmakla yaptık.. Bosna’ya kadar kaybettiğimiz puanlara bakın.. Estonya’ya 2, Belçika’ya 2, İspanya’ya 6 puan vermişiz.. “2 maçta 4 puan alırız” diye yüksek uçtuğumuz İspanya’dan tek puan koparıp, Estonya ile Belçika’yı yenebilsek şimdi play-off şarkılarını söyleyen taraf biz olacaktık..

AMA biz o maçlarda da kötü oynadık, yanlış seçimler yaptık, EURO 2008’in havasını söndürdük.. Eğer çöküşü “Portekizli hakem Benquerenca maçı Bosna’ya sattı”ya indirgemeye çalışacaksanız, bu masala çocuklar bile inanmaz.. Terim’in Bosna’ya kadar nerede hata yaptığıyla yüzleşmesi şart!

3 SONRA nedir bu hakem feveranı her seferinde? Bu ülke, 2008 elemelerindeki Macaristan maçında, İskoç hakem Dougal’ın bize yaptığı jestleri de iyi hatırlıyor.. O zaman bize karşı olmayan UEFA, niye şimdi önümüzü kesmek istesin? UEFA önümüzü kesmek istese, EURO 2008’de bizi 3’üncü yapar mıydı? Kimi kandırıyorsunuz siz! Bu filmi 2006’daki İsviçre maçından sonra da görmüştük.. ‘Kötü niyetli’ bir hakeme gücün yetmiyorsa kızmanın manası ne?

4 PEKİ Terim’in EURO 2008’deki o olağanüstü başarının en ufak kırıntısını kimseyle paylaştığını gördünüz mü hiç? Terim’in 2009’un ocak ayında Antalya’da düzenlenen UEFA seminerinde o başarıyı nasıl kendine malettiğini ben size hatırlatayım:

“(..) İsviçre maçında yağmur yağmadı, tufan çıktı.. 2 adam değiştirip oyuna müdahale ettim.. Sonuç ortada.. Çek maçında 2-0 mağlupken santrfor çıkardım.. Yardımcılarım bile bana itiraz etti.. Ama 3-2’yi bulduk.. Sonra Hırvatlar 5 dakika bizi ezdi.. Tedbir almam gerekirken Semih’i sokup çift santrfora çektim.. (..) Bazen ‘Bir antrenörün takıma faydası yüzde kaçtır?’ deniyor.. Şu konuşmadan sonra bu yüzde şimdi daha dikkatli analiz edilsin.. Küçümser gibi bir yüzdeyle olmaz. Kimi zaman antrenöre galibiyet hakkını vermek gerek..”

BAŞARIYI bu kadar sahiplenen sevgili hocamız, son başarısızlığın taksimatını nasıl yapmış ona bakalım asıl: “Hakem kötü niyetliydi, zemin bozuktu, sakat çoktu, oyuncular kötüydü..” Hani neredeyse “İstanbul’u da sel almıştı” diyecek..

5 BÖYLE hayati bir maçta, en büyük meziyeti saha kenarından takıma müdahale etmek olan bir teknik adam kendini nasıl attırır? Küfür etmemiş tamam, kendi standartlarına göre aşırıya kaçmamış tamam.. Ama oyun 1-1’iken, her şey bitmemişken, takıma sükûnet gerekirken nasıl attırırsın kendini hoca? Oyuncuların kimyasının nasıl bozulduğunu gördük işte.. Bir hoca kendi topuğuna böyle kurşun sıkarsa, üstelik UEFA’nın 2 numaralı adamı Şenes Erzik’ken hakeme kızma hakkı olabilir mi?

6 EURO 2008 maceramız Almanya maçında biter bitmez, istifa etmişti Terim.. Sebebi hâlâ anlaşılamadı.. Bana sorsanız o başarıyı kimseyle paylaşmak istememişti.. Sonra göreve devam etti, 130 bin liralık maaşı 260 bin liraya yükseldi.. Ki, bu rakamı sonuna kadar hakediyor.. Ama o gün istifa edip tüm sevincimizi kursağımızda bırakan ‘süper ego’nun esas bugün istifayı ciddi biçimde düşünmesi gerekir.. Öyle ya başarının karşılığı istifaysa, başarısızlığın ne olacak? Böyle yetenekli forvetlerle 8 maçta 12 puan kaybetmişiz.. 10 gol atabilmişiz (Bosna’dan 10 tane az..) Başarıyı kalıcı kılmak şöyle dursun, o gün “Şansa üçüncü olduk” diyenleri haklı çıkarmışız.. O halde istifa günü bugün değil midir?

HÂLÂ “Ya son maçı alıp finallere gidersek” diyorsanız eğer.. Bunun Terim’in başarısıyla pek alakâsı olmaz, kabul edin.. O durum, Bosna’nın şapşallığı olabilir sadece..

DİĞER YENİ YAZILAR