İçim daralıyor, gözüm kararıyor, midem bulanıyor. Neden mi? Futbol Federasyonu seçimlere giderken karşılaştığım manzaralardan...
En son dün Spordan Sorumlu Devlet Bakanı, seçime bizzat el koyup başkan adaylarından birini veto etti. Artık sayın M.Ali Şahin'in yapacağı 2 hareket kaldı: Önce yeni başkanı atasın, sonra da arkasındaki kütüphanede duran futbolun özerkliğiyle ilgili yasayı çöpe atsın...
Gelin, Futbolun 28 Şubatı'nın nasıl gerçekleştiğini teker teker olayları yaşayarak size anlatalım:
8 Aralık 2005...'F.Bahçe formasıyla görev yaptığı' için federasyonun tüm dengelerini bozan başkan vekili Şekip Mosturoğlu istifa etmiş... Levent Bıçakçı ile Tayyip Erdoğan'ın futbolu düzeltmek için görevlendirdiği başkan vekili Hasan Doğan arasındaki ipler o gece kopuyor.
Doğan diyor ki:
- "Şekip'in yerine başkan vekili olacak 3 kişi var. Biri Davut Dişli, biri Mahmut Özgener, öteki de Serdar Güzelaydın."
Bıçakçı reddediyor:
- "Hayır, başkan vekili ya Zekeriya Alp olacak ya da Osman Çağalıkoç..."
Anlaşamıyorlar ve Doğan ertesi günkü yönetimde seçim karan aldırıyor.
Bıçakçı o gece meseleye irade koymasa, Doğan'ın istediği üçlüden biri vekil seçilse, belki bugün görevini güle oynaya sürdürüyor olacaktı.
Hemen 7 Aralık gününe dönüyoruz...
Yani Cavcav'ın yerine Kulüpler Birliği Başkanı'nın nasıl seçildiğine...
Federasyonu seçime götürmeyi kafasına koymuş olan Hasan Doğan, Kulüpler Birliği'ne istediği başkan adayını seçtirip 'hiç toz kaldırmadan' operasyonu gerçekleştirmeyi planlıyor... Bıçakçı gidecek, Bermek gelecek... Eeh, o gün için kulağına pek de kötü gelmiyor doğrusu...
Bunun için de konuya fazla vakıf olmayacak, Seyrantepe'yi almak için hükümetin gözünün içine bakacak, dürüst bir başkan seçtirmek lazım...
Hemen darbe başlıyor, AKP'li belediyeler aranıyor. 48 saat içinde Canaydın Kulüpler Birliği Başkanı seçtiriliyor. En fazla Canaydm bu işe şaşıyor. Çünkü, o sırada kendi yönetiminde bile bu kadar büyük destek görmüyor.
5 Ocak 2006... Haluk Ulusoy, haftalardır Futbol Federasyonu Yönetmeliği'ndeki 'Başkanlarda üniversite mezunu olma şartı aranır' maddesini kaldırmak için Anayasa Mahkemesi'nin kapısını aşındırıyor. Ama gün bile alamıyor.
Her 'nasılsa' devreye bir güç giriyor, iddialara göre bu güç Hasan Doğaria muhalif Melih Gökçek. (Gökçek bunları yalanlıyor ama.) 5 Ocak'ta Ulusoy'un yasağı kaldırılıyor, adaylık yolu açılıyor.
6 Ocak 2006...
Kulüpler Birliği, seçimde kimi destekleyeceğine dair karar vermek için toplanıyor. Bütün işaretler, Hasan Doğan'ın desteğini alan Ayhan Bermek'in bu toplantıdan galip çıkacağını gösteriyor.
Ama sürprize bakın ki, başta Melih Gökçek in Ankaraspor'u ve Murat Aksu'nun Beşiktaş'ı olmak üzere 8 kulüp "Ulusoy" diyor. Üstelik Başbakan Ulusoy'u istiyor' mesajı vererek... 8 kulüp çekimser kalıyor. F.Bahçe toplantıya bile katılmıyor. Son oy Canaydın'ın...
Canaydın'a soruyorlar.
- "Başkan, senin adayın kim?" Canaydın "Levent Bıçakçı" diyor. Buna sinirlenen Kayseri Başkanı, sandalyesinin arkasındaki ceketini giyip "Haydi eyvallah, siz bizimle dalga geçiyorsunuz galiba" deyip çıkıyor. Dışarda tekrar toplanılıyor, Canaydm bu kez ağzındaki baklayı çıkarıyor: "Ben de sizin gibi Ulusoy diyorum."
Kulüpler Birliği, başkan adayını 'oybirliğiyle' açıklıyor: Ulusoy... Yani 17 kulübün 'özgür' iradesi, Ulusoy'u istiyor.
9 Ocak 2006... Hasan Doğan, Kulüpler Birliği'nden darbeyi yemiş... "Ben bu ayak oyunlarına dayanamıyorum. Biz gelirken, Haluk'u şikayet edenler şimdi yine onun etrafında, pes doğrusu" deyip istifa karan alıyor, hiçbir listeye girmeyeceğini söylüyor. "Peki şimdi ben ne yapacağım?"diyen Ayhan Bermek'e de çatıyor: "Mesajı almadınız mı Ayhan Bey. Seçimi kaybettik."
Siyasi ekipte psikolojik bir dağılma oluyor ama siyasi darbe kendi ritminde devam ediyor. Aynı gün Mehmet Ali Şahin, "Ulusoy'un aleyhine 23 tane dava var, önce onlardan aklansın" diyerek olaya müdahil oluyor.
13 Ocak 2006... Ulusoy, adaylığını 'resmen' açıklamak için Tayyip Erdoğan'dan 'olur' bekliyor. O sırada Canaydm, Ulusoy'un Levent'teki evine geliyor:
- "Haluk, sana destek verdik ama şu an çok zordayız. 'Yukardan' seni değil, Şenes Erzik'i istiyorlar. En iyisi adaylıktan çekil, önümüzü aç, biz de Kulüpler Birliği olarak Erzik'i destekleyip işi bitirelim."
Ulusoy'un yanıtı net:
- "3 tane şartım var. Önce Ayhan Bermek, sonra Mehmet Ali Yılmaz adaylıktan çekilsin. Ve Kulüpler Birliği'ndeki 17 başkan benim yollayacağım etekleri giysin. Ben de o zaman aday olmam."
Aynı gece Tayyip Erdoğan İstanbul'da... Hasan Doğan, Melih Gökçek, Nuri Albayrak, Mehmet Özhaseki ve Murat Aksu'yu çağırıyor. Yani futbol işini berbat eden AKP'li ekibi...
Ulusoy'un artıları-eksileri konuşuluyor. Erdoğan diyor ki, "Ne haliniz varsa görün, beni bulaştırmayın."
O toplantıdan sonra AKP Beşlisi, Haluk Ulusoy'u çağırıyorlar. Hasan Doğan diyor ki:
"Haluk Bey, senin işin % 70 oranında tamam. Aman, bundan sonra hatasız yürü. Allah yolunu açık etsin."
Yani Tayyip Erdoğan o gece Haluk Ulusoy'a 'icazet' veriyor.
Ulusoy da 14 Ocak'ta adaylığını açıklıyor, hatta hata yapmamak için elindeki yazılı metnin dışına bile çıkmıyor, hiçbir ekstra açıklama yapmıyor.
15 Ocak Pazar... Tayyip Erdoğan, Hasan Doğarim evinde akşam yemeğinde... Orada ne konuşulduğu bilinmiyor. Ama düğmeye 'daha net' basıldığı kesin!
Çünkü Doğan, Bıçakçı'yı arayıp "6-7 Subat'ta FIFA'nın Türkiye duruşması var. Bu davayı seninle Şekip Mosturoglu yürütüyor. Bunu mazeret gösterip yönetimden yeni karar çıkartalım, seçimi erteleyelim" diyor.
Bıçakçı kızıyor: "Kusura bakma ama bana bunu kimse yaptıramaz."
Doğan pes etmiyor. Tayyip Bey'i de ikna etmiş olmalı ki, Ulusoy'a karşı bayrağı 'açıkça' çekiyor. Süper Lig'de yer alan, belediyeleri AKP'li bütün şehir teşkilatlan aranıyor. İlk etapta G.Birligi, Manisa Vestel, Kayserispor, Erciyes, Rize ve D.Bakır (belediyesi HADEP) Hasan Doğarim, bir başka deyişle hükümetin isteği doğrultusunda "Bermek'i destekleme" karan alıyor.
Bu arada Mehmet Ali Şahin yine boş durmuyor, demeci patlatıyor: "Ulusoy, eğer başkan olursa Teftiş Kurulu'nu harekete geçirip gereğini yaparım."
Yani şunu söylüyor:
"Haluk Ulusoy başkan seçilse bile ona başkanlık yaptırmam."
Kısa sürede zemin kaymaya başlıyor. 10 gündür Haluk Ulusoy'a dalkavukluk yapanların hepsi birden Ayhan Bermek'in ofisine doluyor. Hasan Doğan yeniden listeye giriyor. Ulusoy'u destekleyen Murat Aksu bile 'nezaket ziyareti' yapmak zorunda kalıyor.
Sıraladığım hikâyelerden sonra, "Futbola siyaset mi girdi?" diye soranlara gülüyorum. Beyler, siyaset futbol dünyasının içinde çift kale maç yapıyor.
Aslında dahası da var...
Ama yerimiz bitti. Arkası yarın...
Bunun adı: Futbolun 28 Şubat'ı
İçim daralıyor, gözüm kararıyor, midem bulanıyor. Neden mi? Futbol Federasyonu seçimlere giderken karşılaştığım manzaralardan...
Haberin Devamı

