1 FEDERASYON, Ahmet Gökçek A.Gücü’ne başkan oldu diye, niye Ankaraspor’u küme düşürdü?
“UEFA 1998 yılında rekabet kurallarıyla ilgili “Aynı gücün kontrolünde olan takımlar aynı ligde oynayamaz” kararını aldı.. Bu karar ilk kez bir İngiliz finans şirketinin hakim hisselerine sahip olduğu AEK (Yun) ve Slava Prag (Çek) takımları için uygulandı ve ikisinin aynı anda UEFA Kupası’na katılmasına izin verilmedi.. 2 kulüp Melih Gökçek gibi kararın iptali için CAS’a başvurdu.. CAS, 1999’da aldığı 114 sayfalık tarihi kararda 2 takımdan daha köklü olan (AEK 1924’te kuruldu, S.Prag 1892), daha çok UEFA turnuvası oynamış olan Prag’ın yola devam etmesine, AEK’nın kupadışı kalmasına karar verdi.. Bu karar, benzer durumlarda emsal oluşturdu.. Bu nedenle, aynı gücün hükmettiği Türkiye’deki 2 takımdan daha az köklü, daha az lige katılmış olan Ankaraspor düşürüldü..”
2 DÖRT Büyükler veya Kulüpler Birliği’nin bu cezaya karşı sessiz kalmaları onayladıkları anlamına mı geliyor?
“BUGÜN 13.00’te İstanbul’da toplanacak Kulüpler Birliği’nin gündem maddelerinden biri Ankaraspor olayı.. Teker teker her başkanın görüşü alınarak gerekirse oylama yapılacak.. Resmi tavrı da bunun ardından koyacaklar.. Yalnız birliğin genel işleyişini az-çok biliyorum.. Dört Büyükler veya ekseriyeti rahatsız edecek konularda hemen aralarında telefon trafiği işletir ve olağanüstü toplanırlar.. Hele başkan Aziz Yıldırım bu karardan rahatsız olsa bağlasan durmaz, demeci patlatırdı.. 20 gündür sustuklarına göre demek ki 17 kulübün çoğunluğu da Ankaraspor olayında federasyonu destekliyor..”
3 UEFA, hadi daha kolayı Şenes Erzik bu işe ne diyor?
“ŞENES Bey, geçen hafta off-the-record bir sohbette federasyonun aldığı kararın UEFA normlarına uygun olduğunu söyledi.. Ancak Tahkim süreci olduğu için spor hukukunu etki altında bırakmamak için resmi demeç vermiyor.. Tahkim kararı onadıktan sonra konuşmayı planlıyor..”
4 FEDERASYON bu cezayı verirken Başbakan’ın olurunu aldı mı?
“MAHMUT Özgener bu tip konularda Başbakan’ın olurundan çok UEFA’nın ne dediğine bakıyor. Ama Recep Tayyip Erdoğan bu cezayı öğrendikten sonra en azından olumsuz bir görüş belirtmemiş şimdiye kadar.. Gökçek cephesi ise Başbakan’ın kısa süre içinde Faruk Özak aracılığıyla olumsuz görüş dile getireceğini savunuyor.. Yani 2 tarafa göre de Başbakan’ın bu karara bir müdahalesi yok.”
5 ANKARASPOR şimdi ne olacak? Oynadığı 4 maç sayılacak mı? Yayın gelirini alacak mı?
“ANKARASPOR’UN Tahkim’e gitmek için 1 hafta süresi var.. Daha sonra Tahkim duruşma günü verecek.. Karşılıklı savunmalar yapılacağı için duruşma en az 2 celse (2 hafta demektir) sürecek.. Yani en iyi ihtimalle 3 hafta sonra karar kesinleşecek.. Ankaraspor küme düştüğü sırada Bank Asya 1. Lig’de ilk yarının yarısı geçmiş olacağı için, Ankara ekibi bu sezon hiçbir ligde yer alamayacak.. Diğer 2 konuda karar yetkisi federasyon yönetim kurulunda.. Ama bence 4 maç geçerli sayılır, kalan 30 hafta her rakibi oynamadan 3’er puan alır.. Yayın geliri de 17 kulübe kalır..”
6 MELİH Gökçek’in dediği gibi “Kadir Topbaş’ın yeğeninin de F.Bahçe yönetiminde olması” çifte standart yaratır mı?
“HÜSEYİN Ersan Topbaş-F.Bahçe, Ahmet Gökçek-Ankaraspor ilişkisi elma ile pırasa kadar farklı.. Topbaş İstanbul Büyükşehir Belediyespor’un ne başkanı, ne de idare ediyor.. Yeğen Topbaş ise F.Bahçe’de yedek üye ve tek kişi.. F.Bahçe’nin hakim hissedarı veya yönetimi etkileyen bir güce sahip değil.. Zaten Ahmet Gökçek’e ceza verilmesinin sebebi Melih Bey’in oğlu olmasından dolayı değil, babasıyla beraber Ankaraspor’a birebir hakim olmasından..”
7MELİH Gökçek bu işin peşini bırakır mı? Özgener ondan çekinir mi?
“GÖKÇEK yakın çevresine “Bu iş kan davası olur.. Mahmut başkanlığı bırakıp İzmir’e dönse bile bana bu yaptığını unutmam, ölene kadar peşinde olur, acısını çıkarırım” diyor.. Özgener ise işin aslı Gökçek’in bu öfkesini pek de ciddiye almıyor..”
***
Mustafa Denizli’yi gördünüz mü?
HAFTA boyu Beşiktaş yazdık, çizdik.
KENDİ yöneticilerinin, kendi futbolcularının bazı sıkıntılarını aktardık..
ANAFİKİR şuydu: “Mustafa Denizli eski heyecanını taşımıyor, enerjisini geçen sezonki kadar takıma vermiyor.”
Manchester United maçından önceki basın toplantısını takip ettim.. Denizli gergin değil aşırı motiveydi.. “Buraya kazık çakmaya gelmedim” derken satır aralarında da “Ben daha ölmedim ey kargalar” mesajını veriyordu adeta..
MAÇTA da dikkatle izledim.. O kadar dinamik ve iştahlıydı ki, kazara onun olduğu bölgeye bir top kaçsa, İbrahim Kaş’ı kolundan çekip topla beraber onun yerine girecekti.. Bu havası takıma da yansımıştı.. Çok iyi oynamadılar ama geçen yılın takımından pasajlar sundular.. Dikkat edin son 10 dakika giren Nihat’ı saymazsanız sahadaki 13 futbolcudan sadece 3’ü yeniydi..
GALİBA Beşiktaş kulübesiyle birlikte kadrosunda da özüne dönüyor.. Yenileştirmede vites küçültüyor..
ZATEN bu ‘eski topraklar’ hep böyle. Eleştirilere en fazla kızdıkları zaman optimum çizgiye ulaşıyorlar. Yakinen biliyorum, geçen sezon devre arasındaki insafsız eleştiriler olmasa, Denizli 2 kupayı getirecek benzini çıkaramazdı. Nitekim başarı geldi, bunaldı, hedefsiz kalıp Çeşme’ye kaçtı..
ZOR ikna ettiler kalmaya..
FATİH Terim de “şans, bal” eleştirilerine köpüre köpüre Milli Takım’ı Avrupa 3.sü yaptı.. Sonra tıpkı Mustafa Denizli gibi istifaya kalktı..
ONU da zor ikna ettiler kalmaya..
ŞİMDİKİ hali ortada..
DENİZLİ’DEKİ pozitif silkinişi Fatih Terim’de de görmek istiyoruz.
Demirören’e sordum: B planın var mı?
YÖNETİCİLERİ hocasını açık açık eleştirince Yıldırım Demirören’e sormak farz oldu:
- “BAŞKAN, kötü gidiş sürer, Mustafa Denizli istifa eder veya ayrılmak zorunda kalırsa diye elinin altında tuttuğun B planın var mı?”
CEVAP net:
- “HAYIR, zaten gerek de yok.. Hocamız bu işi toparlar..”
Keşke ısrar etmeseydik!
KARGALARDAN (!) biri anlattı..
BEŞİKTAŞ’IN ‘gözlüklü’ ve ‘yetkili’ yöneticisi 10 gün kadar önce Mustafa Denizli ile ilgili kendisine dert yanmış:
“ADAM 1 Haziran’da hepimize ‘Önümüzdeki sezon benden hayır beklemeyin.. Sizin paranızı alırsam kendimi hırsız gibi hissederim. Çok yorgunum, beni bırakın’ dedi.. Bizi uyardı, dinletemedi.. Yalvar yakar kalmasını sağladık.. Kötü gidişte esas suçlu biziz.. Kesinlikle Denizli’ye ‘teşekkürler’ deyip yola öyle devam etmeliydik.”
ANLAYIN şimdi kargaların nereden beslendiğini!
Doğru mu acaba..
Yıldırım Daum’a randevu verdi mi?
F.BAHÇE’NİN derin kulaklarından biri fısıldadı:
- “AZİZ Yıldırım’la Daum’un arası geçen dönemki kadar iyi değil.. Yıldırım Daum’a mesafe koymuş, futbol takımıyla ilgili her problemi Aykut’la konuşuyor.. Yetki alanı sadece futbol sahasının içine sıkışan Daum rahatsız..”
- EE, adam görüşse dert, görüşmese dert. Ne olmuş ki?
- “ÖYLE deme.. Christoph Daum 15 gün önce Yıldırım’dan randevu istemiş, alamamış.. Günlerce beklemek zorunda kalmış..”
DIŞARDAN bakınca işler yolunda gidiyor.. Yıldırım içerde neyi nasıl yapıyor bilmem ama bu sefer doğrusunu yapıyor..

