Ailece berbat bir hafta sonu geçirdik...
Giresun'da yaşayan ve anasınıfına giden yeğenim, akran zorbalığına uğradı...
Öğretmenin 'kafasını çarptı ama buz koyduk' diyerek hafifletmeye çalıştığı olay sonrası, kuzenim çocuğu okuldan aldı.
Önlem amaçlı da hastaneye götürdü.
Önce kusma nöbetleri, sonra doktorların gözü önünde kasılan elleri… Akıllara tek bir şey geldi: Beyin kanaması!
Geri dönüşü olmayan her ihtimale karşı entübe edildi 6 yaşındaki çocuk.
Civar illerdeki yoğun bakımlara bakıldı...
19 Mayıs Üniversitesi Hastanesi'nde yer vardı neyse ki!
Bir dizi tahlil, tomografi, MR...
Yoğun bakımdaki tedavi başladı...
İçeride cihazların arasında kendini bilmeden uyuyan minicik bir çocuk...
Dışarıda büyük bir bilinmezlik yaşayan, evladını kaybetme ihtimali ile yüzleşen ailesi...
Pazartesi gününe kadar uyandırılmayacağı söylendi ilk etapta.
Sonuçlar iyi gelince, entübeden çıkarıldı.
Hastane süreci devam ediyor, çocuk hala takipte.
Gelelim okulda yaşanan aksaklıklara...
Okulda öğretmen değişikliği yapılıyor, durum velilere sadece whatsapp grubundan 'Merhaba ben yeni öğretmeniniz' mesajı ile bildiriliyor.
Hem öğrencilerin öğretmenlerini tanımaları, hem de velilerin çocuklarını kime emanet ettiklerini bilmeleri için oryantasyon yapılması gerekmez mi?
Eski öğretmenimize ne oldu, neden gitti bilmiyoruz...
Yeni öğretmenin mezun olduğu okulu, tecrübesini bilmiyoruz…
Okul yönetimi sözleşmeli personel alırken hangi kritere dikkat etti?
15 kişilik bir sınıfta, arkadaşı gelip çocuğu ittiriyor öğretmen konudan bihaber.
Kuzenimi arayıp sakince 'başını vurdu ama biz buz koyduk' diyor...
Bizimki ısrar edip, görüntülü görüşmek istediğini söyleyince mecbur kalıyor telefonu açmaya!
'Anne gel beni al' demesine rağmen çocuğun bir şeyi olmadığı konusunda da ısrarcı hanımefendi.
Hatta kaş göz ediyor 'Siz işinize bakın, biz iyiyiz...'
İyi değilmiş işte çocuk!
Ya öğretmenin söylediklerine ikna olup, almaya gitmeselerdi?
Ya okulda kalmaya devam etseydi?
Ya o kusma nöbeti, kasılma atakları okuldayken yaşansaydı?
Ya biz her şey için geç kalmış olsaydık?
Başka bir soru işareti okullardaki bu akran zorbalığına nasıl çözüm bulunacak?
Canımız ağzımızda 'inşallah bugün bir şey olmaz' diye dua ederek mi geçecek günlerimiz?
Bir şikayetlerimizi dile getirdik, hem okuldan hem öğretmenden şikayetçi olduk.
Bu durumun öğretmene yansıması ne olacak mesela?
El kadar çocuk yaşadıklarını nasıl unutacak?
Bir annenin nefes nefese, ağlaya ağlaya geçirdiği saatlerin hesabını kim verecek?
Karşı tarafın annesinin çocuğuna yaptığı zorbalığın sonuçlarını anlatmamış, göstermemiş olması da ayrı bir vaka.
O konuya girmiyorum bile!

