Haber önce sosyal medyada yayıldı, ardından da ajanslardaki yerini aldı.
34 yaşında ve 2 çocuk annesiydi Sezen. Atilla Taş onu kucağına aldığında 18’ini henüz doldurmuştu.
Yani baba-kızdan ziyade, abi-kardeş gibi… İki arkadaş gibi…
9 Ekim’de son yolculuğuna uğurlandı.
Atilla Taş’ın kızının tabutuna sarıldığı bir an vardı ki;
“Babam, ben geldim babam” diyebildi sadece.
Yanındakiler olmasa ayakta bile duramayacaktı.
Bir ara tabutu sırtlamaya yöneldi ama ne gücü vardı ne takati…
Sadece ağladı, avucuna sıkıştırdığı peçeteyle bindi cenaze aracına.
Çok cenazeye şahit olduk, çok veda gördük.
Evladını uğurlamak zorunda kalanlar hep en ağırlarıydı.
Sosyal medyada bir konu dikkat çekmiş…
‘Sezen’in eşi, 2 çocuğunun babası cenazede yoktu’ yorumları var.
Karşı taraf ne çıkıp ‘ben oradaydım’ dedi, ne de ‘yokum’…
‘Boşanma aşamasındaydılar’ iddiaları da gündeme geldi ardından…
Doğru, yalan bilmiyoruz.
‘Başsağlığı dileyen var mı?’ diye bir bakayım dedim, Sezen’in eşi hesaplarını yorumlara kapatmış.
Derin bir sessizlik anlayacağınız…
Hayat bundan sonran en çok acıların en büyüğünü yaşayan annesi ve babasına zor…
Bir de doyamadığı çocuklarına…
Gerisi boş…

