Katıl veya katılma, bu böyle...

6 Haziran 2011

Evlilik meselesi çok uzadı...Hatta o kadar uzadı ki, biz bile aynı yazıyı iki kere kullanmışız. Olsun! Artık durumu iyice anlamışsınızdır! Kaçıranlar için de fırsat olmuştur.Ama her zamanki gibi son söz sizin.- “Böbreğiniz varsa, böbrek taşınız da vardır. Dolayısıyla ortada bir evlilik varsa evlilikte bazı sorunlarınızın olması da kaçınılmazdır. Evlilikte anne, baba, çocuklar, akrabalar ve çevre vardır. Eşlerin de bu kurum içerisinde yalnız kendilerinin olmadığını düşünerek üstünlük yarışına girmeden, tepişmeden sorumluluklarını yerine getirmeleri gerekiyor. Evlilik şartnamelerle falan yürümez. Evlilik kurumu ticarethane değildir. Sağlıklı aile sağlıklı toplum. “(Benden duymuş olma ama ‘Şartnameyle yürümez’ deyip bir sürü şart yazıyorsun. Ayrıca her böbreğin taşı olmuyor, biliyor musun? Hem taşla da yaşanmıyor. Onu atmak için neler çekiliyor, neler...)- “Evlilik öyle formülle olmaz. Kimi evlilikler şaşırtıyor ve berdevam:):)”(Katlanıyorlar işte! Öyle devam edebiliyor; ne şaşırıyorsun?) - “Siz önerinizde haklısınız. Gerçekten evliliği sürdürmek istiyorsanız nikâhınız kıyılırken sadakat göstermeniz gerekenleri ön planda tumanız gerekmektedir. Karşılıklı kadın ve erkeğin görevlerini kafanıza iyice yerleştirmelisiniz. Kadın kadınlığını, erkek erkekliğini bilmeli, birbirlerine saygılı davranmalıdır. Düz duvara çıkmak, Ali’nin kayı...” (Neyse ki kesilmiş! Yoksa kendimi asacaktım!)- “Evliliği sürdürülmesi gereken bir durum haline getirirseniz, tabii ki çok sürmez, bitirirsiniz. Sadece yaşayın. Niye bu kadar kasıyorsunuz ki??”(Ha, belli ki sen de birilerini kasıyorsun! ‘Ben mutluyum ama eşimi bilemem’ diyenlerden...)- “Evet, katlanmak. Tabii katlanacak mecalin kalırsa! Yaşı 76’ya gelmiş bir tanıdığım var. Sanki adam daha 40 yaşında gibi dinç, cildi hemen hiç kırışmamış. Nasıl bu kadar genç kaldığının sırrını sorduğumda cevaben: ‘Sürekli aşk’ dedi. İyi de bu nasıl olacak?”(Sen bakma onun ‘Sürekli aşk‘ dediğine... Onun aşkı kendinedir. Kendi kendine yani!!) - “Katlanmak??? Çok ağır kaçmış :)) Olayı kendinize çevirip ‘katlanılan’ yapamadınız mı?”(Yok yaa... Danalara atıp tutmuyorum bu sefer! Her iki taraf için de aynı durum var; katlanmak!)- “Sayın Dilek Önder bacı. Evliliği sürdürmenin yedi maddesini yazdınız. Sanki ihale şartnamesi gibi. Evliliğin sürmesi sevgi ister, saygı ister, hoşgörü ister. Beklenmedik olaylar karşınıza çıkar. Bir atasözü vardır, ‘bekâra hanım boşamak kolay’. Yaşanmadan bilinmez. John Hallyday’ın dediği gibi, ’YAŞLANMIYORUM, BÜYÜYORUM’.”(Sen de, daldan dala konmuşsun ama olsun. Bu arada, Johnny Hallyday’in son halini gördün mü? Epey büyümüş!)- “Katılıyorum bacım =) Yalnız evlilik katlanılması gereken şey haline geldiyse, kangren olmuş kol gibi keseceksin, yoksa seni çürütür!”***İşte bu!Anlayana...Yapabilene...

Devamını Oku

Evliliği sürdürmenin yedi ilkesi

5 Haziran 2011

Bu sonuncusu...“Evliliği sürdürme” teorik çalışmalarının sonuncusu...Çalışıyorlar çalışıyorlar, bir türlü bulamıyorlar. Niye hâlâ uğraşıyorlar bunu anlamıyorum. Vakit kaybı!Hayır, insanları beklentilere sokuyorlar... Biri inanmasa diğeri inanıyor. İnanmak istiyor.Ben yine de inanmak isteyenlere ‘gerçeklerle birlikte‘ çözüm çalışmalarını aktaracağım. Alın size sözünü ettiğim son araştırma...- “Evliliği sürdürmenin 7 ilkesi”Niye 7’yse?Bence tek ilkesi var.Bir tane...Onu da yazacağım ama her zamanki gibi sona saklıyorum. Önce onlarınkine bakalım...***1. Aşk haritanızı geliştirin. Beyninizde eşinizle ilgili bilgileri depoladığınız yeri aşk haritası olarak tanımlayın. Ne kadar çok bilgi olursa, o kadar iyi. Eşinizin hayallerini, ilgi alanlarını ve umutlarını bilmelisiniz.(Zaten herkes eşinin hayallerini, ilgi alanlarını biliyor da... Sorun onları almaza yatmakta!)2. Şefkatinizi ve hayranlığınızı ayakta tutun.(Tabii! En iyi ihtimalle, ayak tırnaklarını kesmeyen adama, cımbızla tüylerini toplamaya çalışan kadına nasıl hayranlık duyacaksak!)3. Birbirinize sırtınızı değil, yüzünüzü dönün.(Yok! Ortasını bulalım; en iyisi yan durmak!)4. Size bir şeyler öğretmesine izin verin. Bir ilişkide kimliğinizi korumak önemlidir ama eşinizden öğrenmek, esnek olmak da önemlidir. Eğer bu etkileşim karşılıklı olursa, eşler birbirine daha derinden saygı duyar.(Ne biliyor ki, ne öğretecek? Adama öğret desen araba, cep modeli öğretir. Hayata dair mi? Kim öğrenmek ister? Eee?) 5. Çözülebilir sorunları çözün. Halledilebilecek meseleler üzerinde uzlaşmak önemli. Bunun için şu beş basamağı dikkate alın: Yumuşak bir başlangıç yapın, tamir ve telafi girişimlerinde bulunmayı ve bu girişimleri kabul etmeyi öğrenin, kendinizi ve onu teskin edin, özveride bulunun ve birbirinizin hatalarına tolerans gösterin.(Oldu! Bir de arkamızı değil yüzümüzü dönelim tam olsun!) 6. Tıkanıklığı açın. Temel sorunların çözülememesinin nedeni, her iki tarafın birbirinden çok farklı fikirlerinde inat etmesidir. Bu, iletişimin önünü keser. Uzlaşamasanız bile, eşinizle empati kurmaya çalışın.(Empati iki kişiliktir! Biri yaparsa olmaz. İkisi de yaparsa zaten bu sözlere gerek kalmaz.)7. Paylaşılan anlamlar yaratın. Ritüeller, gelenekler, rol veya semboller üzerinden ikinizin de paylaştığı bir değerler sistemi yaratın. Bu sizi birbirinize yakınlaştırır.(Sen şu cümleyi söyledin ya, o evliliği bitirdin demektir. Bunu herhangi bir adama söyle yeter! Ya döner arkasını gider ya da... Evet. Onu yapar...)***Sıra geldi benimkine...Evliliği sürdürmenin tek ilkesine... “Katlanacaksın...”O kadar!Katlanabilen katlanır, katlanamayan çeker gider...

Devamını Oku

Uyku, yemek ve seks...

2 Haziran 2011

Soruya bak!Yemek mi, seks mi?İkisi birden!Normal cevap bu değil mi?Hatta tartışılması gereken soru;“Önce yemek sonra seks mi yoksa önce seks sonra yemek mi?” olmalı değil mi?Ama bildiğimiz gibi tok karnına ağır işler yapılmaz!Hep ne denir:“Yemekten sonra denize girilmez.”“Yemekten sonra banyo yapılmaz.”“Yemekten sonra spor yapılmaz.”Yani efor gerektiren işler yapılmıyor.Peki ben bu sorulara nereden geldim?Şuradan:Geçenlerde bir haber okumuştum, başlığı şuydu:“Erkekler seksten çok yemeği düşünüyor.”Açıkçası ilk aklıma gelen cümle, “E, belli zaten!” oldu.Zira sevişen adamın tipi bu kadar bozuk olmaz!Heh heh hee...Hep söylerim, yazarım, tekrarlayacağım; “Bunların tipi iyice bozuldu. G- göbek, yapısız bir sürü dana!”Saydıracağım, formundayım ama kendimi tutuyorum.Şu habere sardırayım bari...ABD’de yapılan bir araştırma, erkeklerin seksten çok uykuyu ve yemeği düşündüklerini ortaya çıkarmış.A-ha! Sadece yemek de değil, uyku da varmış.Çalışmada başka bir şey daha anlaşılmış:Erkeklerin seksi sanıldığı gibi 7 saniyede bir değil, saatte yaklaşık bir kez düşündükleri de ortaya çıkmış.Demek ki, eskidenmiş o!7 saniyeler falan...Şimdi nerdee...Hayır 7 saniyede seks düşünmeyip daha yararlı bir şey düşündüklerini bilsem, sevineceğim. Yani onun yerine koydukları iyi bir konu falan.Hayır, onun yerine koydukları şeyler belli oldu: Yemek ve uyku!Bundan nasıl bir sonuç çıkar?Artık herkes kendine göre bir yorum yapsın...Şimdi diyeceksiniz ki, “Seks düşünsek kızıyorsunuz, düşünmesek kızıyorsunuz!”İkisinin arası yok çünkü!7 saniyede bir düşünme sen de!Ayrıca onun yerine uyuma veya yemeğe vurma kendini!Ha, bir de diyeceksiniz ki...“Hepimiz öyle değiliz.”Pekii...O halde ben de hanginiz öyle, yazayım mı?Yani bir dananın böyle olduğunu nasıl anlarsın?Böyle derken, kendini yemeğe ve uykuya verdiğini...Bir bakışta!Nasıl anlarsın?Çok kolay.Tek bir yerine bakacaksın.Direkt oraya!Beline...Beli kalınlaştıysa, tamam o iş!Bitmiştir!Ama yanlış anlaşılmasın, şişmanlıktan bahsetmiyorum, simitlerden söz ediyorum.Yanlarda simitler oluştuysa...Bunun şişmanlık zayıflıkla alakası yoktur.Adam çok zayıftır ama simitleri vardır mesela...Ya da şişmandır, kalındır, göbeği vardır ama simidi yoktur. Olabilir yani...Ha, bir de yüzmeye başladıysa...O da bir göstergedir.Bir dananın son çaresi yüzmektir.Pardon, sevişmeyen dananın!!!“Niye?” diye soracaksınız, bilmiyorum.“Gözlem” diyelim.Artık “Yüzünce hareket olur, arkası gelir, sevişirim” diye mi düşünüyorlar nedir, bilmiyorum.Ama öyle.Öyle!

Devamını Oku

Evliliği sürdürmenin yedi ilkesi

29 Mayıs 2011

Bu sonuncusu... “Evliliği sürdürme” teorik çalışmalarının sonuncusu...Çalışıyorlar çalışıyorlar, bir türlü bulamıyorlar. Niye hâlâ uğraşıyorlar bunu anlamıyorum. Vakit kaybı!Hayır, insanları beklentilere sokuyorlar... Biri inanmasa diğeri inanıyor. İnanmak istiyor.Ben yine de inanmak isteyenlere ‘gerçeklerle birlikte‘ çözüm çalışmalarını aktaracağım. Alın size sözünü ettiğim son araştırma...- “Evliliği sürdürmenin 7 ilkesi“Niye 7’yse?Bence tek ilkesi var.Bir tane...Onu da yazacağım ama her zamanki gibi sona saklıyorum. Önce onlarınkine bakalım...***1. Aşk haritanızı geliştirin. Beyninizde eşinizle ilgili bilgileri depoladığınız yeri aşk haritası olarak tanımlayın. Ne kadar çok bilgi olursa, o kadar iyi. Eşinizin hayallerini, ilgi alanlarını ve umutlarını bilmelisiniz.(Zaten herkes eşinin hayallerini, ilgi alanlarını biliyor da... Sorun onları almaza yatmada!)2. Şefkatinizi ve hayranlığınızı ayakta tutun.(Tabii! En iyi ihtimalle, ayak tırnaklarını kesmeyen adama, cımbızla tüylerini toplamaya çalışan kadına nasıl hayranlık duyacaksak!)3. Birbirinize sırtınızı değil, yüzünüzü dönün.(Yok! Ortasını bulalım; en iyisi yan durmak!)4. Size bir şeyler öğretmesine izin verin. Bir ilişkide kimliğinizi korumak önemlidir ama eşinizden öğrenmek, esnek olmak da önemlidir. Eğer bu etkileşim karşılıklı olursa, eşler birbirine daha derinden saygı duyar.(Ne biliyor ki, ne öğretecek? Adama öğret desen araba, cep modeli öğretir. Hayata dair mi? Kim öğrenmek ister? Eee?) 5. Çözülebilir sorunları çözün. Halledilebilecek meseleler üzerinde uzlaşmak önemli. Bunun için şu beş basamağı dikkate alın: Yumuşak bir başlangıç yapın, tamir ve telafi girişimlerinde bulunmayı ve bu girişimleri kabul etmeyi öğrenin, kendinizi ve onu teskin edin, özveride bulunun ve birbirinizin hatalarına tolerans gösterin.(Oldu! Bir de arkamızı değil yüzümüzü dönelim tam olsun!) 6. Tıkanıklığı açın. Temel sorunların çözülememesinin nedeni, her iki tarafın birbirinden çok farklı fikirlerinde inat etmesidir. Bu, iletişimin önünü keser. Uzlaşamasanız bile, eşinizle empati kurmaya çalışın.(Empati iki kişiliktir! Biri yaparsa olmaz. İkisi de yaparsa zaten bu sözlere gerek kalmaz.)7. Paylaşılan anlamlar yaratın. Ritüeller, gelenekler, rol veya semboller üzerinden ikinizin de paylaştığı bir değerler sistemi yaratın. Bu sizi birbirinize yakınlaştırır.(Sen şu cümleyi söyledin ya, o evliliği bitirdin demektir. Bunu herhangi bir adama söyle yeter! Ya döner arkasını gider ya da... Evet. Onu yapar...)***Sıra geldi benimkine...Evliliği sürdürmenin tek ilkesine... “Katlanacaksın...“O kadar!Katlanabilen katlanır, katlanamayan çeker gider...

Devamını Oku

Bir bakışta

25 Mayıs 2011

Madem evlilikten konu açıldı (bkz. dün), devam edelim.Uzmanlar artık hangi noktaya gelmişler biliyor musunuz?Bir bakışta evliliğine ömür biçebiliyorlarmış.Bir bakışta!Ne var? Ben de biçerim.Biçerim, bir de üzerine takım elbise dikerim! Heh heh hee...Önce onlar nereden, nasıl anlıyorlarmış bakalım.Bu uzman psikologlar daha önce de mutlu evliliğin sırlarını ortaya çıkarmışlar. Ha, tamam o zaman!Bütün dünya buna inansa, hayat bayram olsa!!! O da yetmiyormuş gibi, boşanmanın çeşitli tekniklerle önlenebilir olduğunu da kanıtlamışlar. Özel bir teknik geliştirmişler; atölye çalışmalarıyla bu tekniği çiftlere öğretiyorlarmış. Bizimkilere öğretsinler, Tunalı’da, “Ben eşşeğim” diye bağırmayan adidir!Gerçi öğrenirler öğrenmesine de, iş uygulamaya gelince kimse kıçını kaldırmaz. Anca herkes birbirini suçlasın...Yine de şu teknik üzerine bir ara kafa yormayı düşünüyorum. Nasıl bir teknik olabilir diye...Şimdi evliliklerin ömrünü bir bakışta nasıl anlıyorlarmış, ona yoğunlaşalım.Yüzde 90 tutuyormuş.Tutar tabii...Zira hiçbir evliliğin yürümemesi gerekiyor da, marifet ona dayanabilmek!Niye dayanıyorsa!Laf da amma uzadı ha!Nereden anlıyorsun kardeşim?İlişkileri yaralayan, ‘Mahşerin dört atlısı’ dediğimiz davranış biçimleri varmış. Bunlar: Eleştiri, aşağılama, savunmada kalma ve görmezden gelme (içine kapanıp iletişimi kesme). Bunları yapmayacaksın yani...İyi de, bunu bir bakışta nasıl anlayacaksın?Ancak evlerine gizli kamera koyacaksın ki bu çok kolay(!) öyle anlarsın. Yoksa senin yanında otomatik olarak “misafir yanında“ konumuna geçerler ve sen de dersin ki, “Bunlar asla ayrılmaz!”Öyle eleştiri, kapanma falan bunlar uzun işler.Ama ben...Ben gerçekten de bir bakışta anlarım.Üç vakte kadar kim ayrılır kim ayrılmaz, bulurum.Ayrılma potansiyeli var mı?Kriz mi yaşanıyor?Ayrılamadıklarından mı birlikteler?Yani bir evliliğe, bir ilişkiye ayrılık havası bulaşmış mı, bulaşmamış mı iddialıyım, çıkarırım.Hem de kıvırmadan...Hem de madde madde...Buyrunuz...1- Sürekli el ele dolaşıyorlarsa...2- Devamlı “Biz çok mutluyuz” diyorlarsa.3- “Karımdan başkasına âşık olmadım” diyorsa...4- “Benim kocam yapmaz” diyorsa...5- Dövme yaptırmışlarsa, birbirlerinin isimlerinden...6- Salonlarında en mutlu anlarında, sarılmış ve gülerken çekilmiş fotoğrafları duruyorsa...7- 7 yıl sonra eve köpek alındıysa...8- Adamın ayrıca çalışma odası varsa...9- Kadın kendini botox ve türevlerine verdiyse...Kesin...Ayrılık rüzgârları esiyor demektir...

Devamını Oku

Tam 2 bin 455 kez!

24 Mayıs 2011

Evli çiftler yılda 2 bin 455 kez yapıyorlarmış!Ne yapıyorlarmış?Hayır, tabii ki o değil!Nerdee... Yılda 2 bin 455 kez yapsınlar sonra da... Olmaz yani! Zaten o kadar yapsalar ne boşanma olur ne kavga!Oysa evli çiftler yılda tam 2 bin 455 kez tartışıyormuş.Güne bölsen, 6.7 çıkıyor. Yani günde yaklaşık 7 kez tartışıyorlarmış.Şöyle bir düşündüm de...Ne tuhaf değil mi? Zaten günde 4-5 saat görüşüyorsun. Onda da 7 kez tartışıyorsun. Ne verim ama! Ortalama bir çiftin tartışma nedenlerini de ortaya çıkarmışlar. Kaç kez hangi konularda kavga ettiğini... Ben de size örneklerini vereyim, tam olsun.Bakın nelermiş:- 112 kez birbirlerini dinlemedikleri için...(Sanki anlatacakları çok heyecanlıymış gibi! İkisinin de... Ne anlatabilirler ki? Kimse kimseyi dinlemesin tabii... Ama bunun için de kavga çıkmasın!)- 108 kez aşırı harcamalar ve yanlış yapılan alışverişler.(O da, söylenirse ya da bir şekilde ortaya çıktığında! Yani gerçek alışverişler otaya çıksa bu madde birinciliği alırdı.) - 109 kez parasal konular.(Üstelik para olsa da olmasa da! Yani sanmayın ki olmadığında kavga çıkıyor. Hayır, para tek başına kavga konusu!) - 105 kez tembellik...(Tahmin edin bakalım, kimin tembelliği! Kim ev işlerine yardım etmez, kim asosyaldir kıçını kaldırmaz?)- 102 kez horlama nedeniyle.(Peki kim horlar? Üstelik bir de, nereden kazandığı meçhul bir küstahlıkla karısının rahatsız olmasına kızarak!) - 92 kez akşam yemeğinde ne yenecek diye...(Ayyy... Bu gerçekten de çok fena! Özendirmek gibi olmasın ama yalnız yaşamanın en güzel taraflarından biri de bu biliyor musunuz? Al istediğini, geç TV’nin karşısına... Ohhh)- 88 kez seks zamanlaması yüzünden...(Hıh! Seks yüzünden de değil ha! Zamanlaması yüzünden! Emin olun, ‘Yemekten önce mi, sonra mı?’ tartışması değildir! “Yatınca direkt oraya...‘ tartışmasıdır o! Zaten dikkat ederseniz sevişmek demiyor, seks diyor!) - 88 kez çocukların disiplini konusunda...(Seksle aynı oranda! Onun ürünü diye aralarında orantısal bir bağ var herhalde! Zaten sonuçta ikisi kavga eder, çocuğun dediği olur.)- 80 kez eve pis ayakkabılarla girmek...(Tipik bir konuşma yazayım mı? “Sen temizle de, bakalım beni ayakkabıyla eve alacak mısın?” Tipik ama doğru!) - 69 kez ‘Seni seviyorum’ denilmediği için... (Eveeet! 69 kez! Bir manası var mı acaba? Bence var! O olsa bu olmaz!)

Devamını Oku

1 kadın 1 erkekle...1 gece, ilk gece, çok gece...

23 Mayıs 2011

“Kadınlar gönül eğlendirir mi?” diye sordum ya...Eğlendirir, bazıları eğlendiriyor da...Bize ne?Ne yadırgıyoruz ne yeriyoruz ne de yukarılara taşıyoruz.Sadece tatlı tatlı yazışıyoruz...Sonra...“Asıl önemlisi, bu, kadının doğasında var mıdır?“ diye de bir soru daha eklemiştim...Yani üzerlerinde gelmiş geçmiş hiçbir baskı olmasa...Olmasaydı...İçgüdüsel olarak...Gönül eğlendirirler miydi?Bence biz bunun cevabını bilim insanlarına bırakalım; zaten yakında bu konu hakkında İngilizlerden bir araştırma gelir!Ben size bugün, burada yaşananları yazabilirim...En rahatından...1 kadın...1 erkekle...Gönlünü eğlendirsin, eğlendirmesin...Taammüden veya kazayla...İlk gece, son gece, tek gece, çok gece fark etmez, onunla yattığında...Beklentiye girer.Hayır, onunla devam etmek istemesinden, âşık olmasından falan bahsetmiyorum. O ayrı konu.Bunların hiçbiri olmayabilir. Hatta belki ondan hoşlanmamıştır bile... Hoşlanmayı bırak, yaptığından utanıyor olabilir. Yani yaptığından değil de onunla yaptığından...Hani, “Üff... Ne gerek vardı?“ türünden...Unutmak, hiç olmamış gibi hayata devam etmek istediklerinden biri... Buna rağmen beklentisi vardır.Tabii bu beklentileri günden güne değişir...Mesela:Ertesi gün...- Ayrıldıktan hemen sonra bir telefon bekler.- Ama bu telefon, “saatimi bulamıyorum, gördün mü?”lü olmasın ister.- Sabah aramadı, akşam mutlaka bekler.- Reddedeceği halde, tekrar ve hemen bir yeni buluşma teklifi ister.Daha sonraki günler...- Arada bir hâlâ aranıyor olmak ister...- O her aradığında da söylenmek ister...- Kendisi hiç özlemediği halde, özlenmek ister.- Onun hayatına girmiş çıkmış en “iyi” kadın olmak ister.- Bundan sonra da onu aşan çıkmasın ister.- Pişman olsun ister. (Niyeyse?)- Dişi geyiklerde onu ‘İstenmeyen vaka’lar listesine koymak ister.- Onunla dalga geçmek ister.- Karşılaştıklarında konuşmak istemiyor gibi görünürse de aslında konuşmak ister.- Ama onun yanında daha “iyi” bir kadının olmasını asla istemez.- Kendi yanında mı? Yazmama gerek var mı?Çook ileride...Onu hatırladığında sadece ama sadece gülmek ister!

Devamını Oku

Kadınlar gönül eğlendirir mi?

22 Mayıs 2011

- “Hiç düşünmediniz mi:) Hiç mi biz kadınlar gönül eğlendirip bırakmıyoruz adamları? Sürekli erkeğin bizle olması için planlar yapan ‘ezik’ varlıklar mıyız? Ayrıca o iki haftalık bekleme süresinde de adam beklemez ve gidebilir. Bırakın birisi taktiksiz, doğal sizle olacaksa olsun. Bu şekil insanı yorar. Bu şekil taktiklerle başlatılan ve devamında da taktiklere başvurulan ilişkilerde kadın yine yorulacaktır. Kadının tek amacı bir erkeği ‘elde’ tutmak mıdır? Bu mudur? Kadın da çoğu zaman elde tutulamıyor... İki insanın gerçekten gönlü varsa birbirleri ile olurlar. Diğer her şey kasar insanı...”Alın size bir fikir!Böyle yazmış bir kadın.“Nedir bu eziklik?“ diye çıkışıyor.Belki o da haklı.Mı acaba?Gelin tartışalım...Eveeet...Ben başlıyorum.Bir soruyla:“1 Kadın gönül eğlendirir mi?“ Tıpkı erkekler gibi...Akşam birilerini düşürürüm belki diye bara gider mi?Düşürdü düşürdü; düşüremedi kötünün iyisine razı olur mu?Razı olup, onu kıvama getirip ne yapıp edip yatağa atar mı?Yattıktan sonra içi sıkılıp oradan kaçmak ister mi?Kaçmak için abuk sabuk yalanlar söyler mi?Daha da kötüsü, gerçeği söyler mi?Sadece seks olsun diye seks yapar mı?1 kadın, 1 erkekle yattıktan sonra onu her gördüğünde arkasından, “kendisi enişteniz olur“ diye motor muamelesi yapar mı?1 kadın, çevresindeki bütün erkeklerden bir harem kurmayı hayal eder mi?Hepsiyle yatabileceğini düşünüp bir de bununla gurur duyar mı? 1 kadın 3 erkeği aynı anda idare etmekten garip bir zevk alır mı?Hadi aldı diyelim, hepsini birbirine karıştırır mı?Ha, tabii bir de yakalanır mı?Daha da ileri gideyim mi?2 kadın 1 erkeği taammüden götürür mü? (Gezmeye...)Üstelik bunu fantezi olsun diye değil, sırf seks için yapar mı?Hem de aynı yatakta!Aynı zamanda, aynı yerde!Tamam, 1 kadının amacı, 1 erkeği elde tutmak olmamalı, taktikler insanı yorar, daha da önemlisi bozar. Hem kendisini hem ilişkiyi...Ama... Hadi bir daha düşünün bakalım...Kadınlar böyle gönül eğlendirir mi?Eğlendirir eğlendirmesine de...Asıl soru şu:Bu 1 kadının doğal hali midir?Yani bıraksan, hiçbir baskı olmasa, böyle mi yapar?Böyle mi yapmak ister?Bu mudur?

Devamını Oku