Haftanın ilk günü gazete başlıklarında yer alan açıklamayı okumuşsunuzdur. Açıklamada Hollywood'un gücü anlatılıyordu. Anlatan mı? Condoleezza Rice. Dünyanın en güçlü kadını kabul edilen ABD Dışişleri Bakanı.
Türkiye karşıtı sahnelerin yer aldığı dizi ve filmlere dikkat çeken Dışişleri Bakanımız Abdullah Gül'e, Condoleezza Rice'ın yanıtı, "Hollywood'a gücümüz yetmiyor" olmuş.
Ve Konuk Bakan eklemiş, "Biz de mağduruz. Yapabilseydik, Fahrenheit 9/11'i engellerdik." Dünyaya yön veren irili ufaklı pek çok etken var. Yeter ki bunların farkında olalım. Bunları doğru ve yerinde kullanalım.
Yeni bir Türkiye
Yıllar öncesinden "Türkiye'nin Boyun Ağrıları" isimli kitabı hatırlıyorum. Kemal Kahraman'ın bir kitabıydı. Türkiye'nin Batı'ya sadece bir peyk olarak bakmasından tutulduğu boyun ağrılarını anlatıyordu.
Sonrasında, Özal'lı yıllar geldi. Batı'yla ilişkiler artmasına rağmen boyun ağrılarımız azaldı. O yıllar, Türkiye'nin nefes aldığı yıllardı.
Şimdi o yıllarla benzerlikleri olan yeni bir dönemdeyiz. Dünyada yeni bir Türkiye imajı oluşuyor. Bizi doğru anlatan bir imaj oluşması için hemen her alanda yapılması gerekenler var.
Son iki yıldır AB ile ilişkilerde de, Kıbrıs'taki çözüm arayışlarında da Türkiye'nin farklı tavrı bütün dünyaya gösterildi. Artık çözümsüzlüğü çözüm olarak gören bir yönetim anlayışımız yok. Türkiye, kazan-kazan ilişkisiyle sorunların üstüne gidiyor.
İçine kapanmış, kabuğuna çekilmiş bir ülke olmayacağını her fırsatta ortaya koyuyor.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın beş günlük Güney Asya gezisi de bunun sadece bir örneği.
Artık farklı bir Türkiye var. Başbakan, ABD Dışişleri Bakanı ile Esenboğa Havalimanı'nda bu dış gezi öncesinde görüşüyor.
Şimdi ayrıntı kabul edilebilecek bu farkın kültür ve sanat başta olmak üzere diğer alanlarda da gösterilmesi gerekiyor. Bu yapılabildiği takdirde, netice alınacağının örnekleri de karşımızda duruyor.
Londra'da Royal Akademi tarafından açılan "Türkler: Bin Yıllık Yolculuk 600-1600 Sergisi" açılalı henüz iki hafta oldu. Şimdiden ziyaretçi sayısı 30 bini geçmiş durumda.
Bir önceki yazımda da söylediğim gibi, "sel gider, kum kalır." Yoğun siyasi gündem içinde, ne kadar etkili yeriniz olsa da, uluslararası ilişkilerde kültür ve sanatınızla kalıcı olabiliyorsunuz.
Etkili olacak
Örneğin, Hollywood ortaklığıyla hazırlanacak, ülkemizi veya İstanbul'u tanıtacak bir film. Bunun ne kadar etkili olacağını tahmin etmek hiç de zor değil.
Bugüne kadar pek çok ülke benzer filmler hazırladı. Son olarak Kazakistan'da Hollywood'la bir ortak yapım yapıldı: The Nomad (Göçebe).
Birkaç ay sonra dünya sinemalarında gösterime girecek Göçebe'nin, Kazakistan'ın dış dünyada tanıtımında ne kadar etkili olduğunu görünce, ne demek istediğim daha iyi anlaşılacaktır.
Hollywood'un gücü
Haftanın ilk günü gazete başlıklarında yer alan açıklamayı okumuşsunuzdur. Açıklamada Hollywood'un gücü anlatılıyordu. Anlatan mı?
Haberin Devamı

