Asaf Savaş Akat

Asaf Savaş Akat

akatas@bilgi.edu.tr

Yeni dünya düzeni

Sanırım herkesin aklında benze

Haberin Devamı

Sanırım herkesin aklında benzer sorular var. Acaba Irak Savaşı yakın gelecek açısından bir dönüm noktası mıdır? Yoksa tarihin akışına fazla etki yapmayacak münferit bir çatışma mıdır? Cevabı Türkiye'yi de çok yakından ilgilendiriyor. Sonucu baştan söyleyelim. Irak Savaşı kısa bir süre içinde unutulup gidecek sıradan bir olay değildir. Uzun dönemli kalıcı etkileri olacaktır. Çünkü bir tarih kesitinin bitişine, yeni ve farklı bir dönemin başlangıcına işaret etmektedir.

Soğuk Savaş ve sonrası
Soğuk Savaş'ın sona ermesi 1990'lı yıllarda uluslararası siyaseti belirledi. 1945'te oluşan iki kutuplu dünya aslında iki zıt toplumsal örgütlenme biçiminin rekabetini yansıtıyordu. Bir yanda liberal demokrasi/piyasa ikilisi, öte yanda totaliter rejim/merkezi planlama vardı. Sovyetler Birliği'nin çözülmesi ile birlikte fiilen komünizm de bir hedef toplum olabilme özelliğini kaybetti. Yani liberalizm kendisine yönelen ikinci büyük tehdidi tasfiye etti. Totaliter milliyetçiliğin (faşizm, Nazizm) oluşturduğu ilk tehdidi ikinci Dünya Savaşı tarih sahnesinden silmişti. Burada çok önemli bir nokta var. Bir düzenin yıkılması onun yerini alacak düzenin hemen kurulacağı anlamına gelmez. Toplumlar büyük gemilere benzer. Manevra yapmaları zaman alır. Derhal yeni koşullara uyamazlar. Tarihçi dilinde, eskinin bittiği fakat daha yeninin oluşmadığı durumlara "geçiş dönemi" denir. Geçiş döneminde eskinin adet ve anlayışları hâlâ etkinliğini sürdürür. Yeninin anlamı ise tam kavranmamıştır. Her şey arada bir yerde kalır.

Geçiş dönemi bitti
Bence Irak Savaşı, komünizm sonrası dünya düzeninde geçiş döneminin bittiğini haber vermektedir. ABD siyasi sınıfı ve aydınları tek kutuplu dünyada uygulanacak politikaları 1990'dan bu yana zaten tartışıyordu. Alternatif öneriler değerlendiriliyordu. 11 Eylül 2001'de El Kaide'nin ABD topraklarında gerçekleştirdiği saldırı karar alma sürecini hızlandırdı. Sıradan ABD vatandaşının da hissettiği bir yeni tehdit tanımına olanak sağladı. Bush yönetiminde şiddet kullanma pahasına kalıcı çözüm arayan şahinlerin elini güçlendirdi. Dikkatinizi çekmiştir. Irak savaşı öncesi ve sırasında, çoğu gözlemci ABD'nin diplomatik ve askeri davranışlarını tefsir etmekte ve öngörmekte çok zorlandı. Çünkü bunlar daha önceki kalıplara uymuyordu. İki hususu vurgulamak istiyorum. Bir: ABD'nin BM ve NATO gibi hareket alanını kısıtlayan kurumlara ihtiyacı azalmıştır. Yerlerini her vaka için kısıtlı hedefler çerçevesinde oluşturulan ortaklıklar alacaktır. Türkiye dahil pek çok ülke için yeni stratejinin çok ciddi sonuçları vardır. İki: Ülkelerin iç işlerine karışmama ilkesi terk edilmiştir. Kendisine ya da sisteme tehdit oluşturması halinde ABD her ülkeye müdahale edebilecektir. Tehdidin tanımlanması ve müdahale kararı tek taraflı olabilecektir. Yeni dünya düzeninin özelliklerini anlamak bunlara uyumun önkoşuludur. Anlayamayanlara ya da uyamayanlara ne olacağını görmek için Irak'a bakmak gerekmektedir.

DİĞER YENİ YAZILAR