Asaf Savaş Akat

Asaf Savaş Akat

akatas@bilgi.edu.tr

Yaz ortası yazısı mı?

Yazın ortasına geldik. Eskiler

Haberin Devamı

Yazın ortasına geldik. Eskiler "Ağustos'un yarısı yaz yarısı kış" derlerdi. Doğru ise çoğu gitmiş azı kalmış oluyor. Gene eskilerde yaz aylarında ekonominin sakin seyredeceği inancı vardı. Neden olabilir? İlk akla gelen sıcağın insanı hareket etmekten vazgeçiren etkisidir. Sanayi devrimi de ılıman iklim kuşağının kuzey bölgelerinde gerçekleşmişti. Fakat sıcak ama çok zengin ülke ve bölgelerin varlığı bu hipotezi deliyor.

İnsanların tatile gitmesi bir başka neden olabilir. Memur kenti Ankara neredeyse tamamen boşalır. Kuzey ülkelerinde kapanan fabrikalarda çalışanlar kapağı sıcak denizlere atar. Türkiye ise bir turizm merkezidir. Yazın tam tersine işler yoğunlaşır.

Yaz eskiden sakin geçerdi
İki hipotezi de açıklayıcı görmediğimiz anlaşıldı. Ama yazın ekonominin sakin seyredeceği kanısının çok yaygın olduğunu da biliyoruz. Haklı olarak nesnel bir neden göstermemi isteyeceksiniz.

Bence neden geçmişte yatıyor. Konvertibilite öncesinde döviz arz ve talebine cari işlemler hesabı hükmederdi. Dolayısı ile yaz aylarında işçi dövizlerinde ve turizm gelirlerinde artiş dövizin bollanmasına yol acardı. Yazın döviz sorunu beklenmezdi.

Buna karşılık sonbahar ve kış uğursuz kabul edilirdi. Aynı mantığın devamıdır. Döviz girişi hükümetin yanlış politikayı biraz daha sürdürmesine imkan verirdi. Turist ve işçi dövizleri düşünce döviz sıkıntısı gündeme gelirdi.

Konvertibilite sonrasında döviz arz ve talebinde sermaye hareketleri öne çıktı. Cari işlemler dengesi geri plana kaldı. Etkisi uzun dönemde hissedilir oldu. Böylece dövizde eski mevsimsel döngülerin yerini yeniler aldı.

Sayılar bu analizi doğruluyor. Örneğin döviz kurunda en sert yukarı hareketlerden ikisi 2001 ve 2002 yazlarında gerçekleşti. Her ikisinde de dolar yaz ortasında kısa sürede değer kaybetti. 1.70 düzeyine yaklaştı.

Önemli veriler geliyor
Bu yaz doğrudan konjonktür üstüne özellikle yazmadım. Daha genel konulara baktım. Yeni eğilimleri daha iyi saptamayı temin edecek verilerin ortaya çıkmasını beklemeyi tercih ettim.

Mali piyasalarda Mayıs ve Haziran'da yaşanan ciddi türbülans başlangıç noktasıdır. YTL değer kaybetti. Faiz yükseldi. Hemen ardından para politikasından sert bir tepki geldi. Merkez Bankası para politikasında hem faizi arttırdı hem de likiditeyi sıktı.

Temel sorumuz açıktır. Bu iki önemli olay reel ekonomiyi nasıl etkiledi? Önümüzdeki haftadan itibaren yayınlanacak göstergeler o nedenle büyük önem taşıyor. Sorunun cevabını onlarda arayacağız.

DİĞER YENİ YAZILAR