Asaf Savaş Akat

Asaf Savaş Akat

akatas@bilgi.edu.tr

Vatandaştan kriz soruları

Haberin Devamı

Perşembe günü toplanan Para Politikası Kurulu -PPK- gecelik faizlerde 1.5 puan indirime gitti. Böylece Merkez Bankası’nın borçlanma faizi yüzde 11.5’e, fonlama faizi yüzde 14’e geriledi. Bankalar indirimi derhal mevduat faizlerine yansıttılar.

Mali piyasalar 0.5 ile 1 puan arasında indirim bekliyordu. Kasım’dan bu yana gecelik faizler piyasanın arzuladığından daha hızlı iniyor. Cuma günü yayınlanan raporlarda kararı “riskli” bulanlar çoktu.

Ben asgari 2 puan indirim istemiştim ama 1.5 da iş görür. Genelde PPK ile aynı dalga boyunda olduğumuzu görüyorum. Gelen olumsuz tepkileri görünce Merkez Bankası’na biraz hak verdim. Düşük faiz dönemine yumuşak geçiş istiyorlar.

Kısaca hatırlatalım. Borçlanma faizi 18 Kasım’da yüzde 16.75’di. Yani üç ayda 5.25 puan geriledi. Ekonominin içine girdiği küçülme kısır döngüsü düşünülürse, faizin hâlâ çok yüksek olduğu bence açıktır. Faiz indirimlerinin devam etmesi gerekmektedir.

Bu kriz başka kriz

Son bir hafta içinde dört ayrı topluluk önünde konuşma yaptım. İlginç sorularla karşılaştım. Yararlı oluyor. Vatandaşın olayı nasıl gördüğünü daha iyi anlama olanağını veriyor. Doğal olarak yazılarımı da etkiliyor.

Türkiye’de bugün yaşananların geçmiş krizlere benzemediğini baştan beri söylüyoruz. “Bu kriz başka kriz” diye her fırsatta hatırlatıyoruz. Ama insanların krizlerle birinci elden kendi deneyimleri var. Haklı olarak olayları onların süzgecinden geçiriyorlar.

Soruyu özetleyelim. “Eskiden kriz döneminde döviz kuru, enflasyon ve faizler beraberce yükselirdi. Aynı zamanda bütçe sıkılırdı. Şimdi tam tersi oluyor. Enflasyon ve faizler hızla düşüyor, kur pek kıpırdamıyor, bütçe ise açık veriyor. Ben anlamıyorum”.

Yukarıdaki kısa durum tespiti fevkalade önemli bir gözlemdir. İnsanların hafızalarına iyice yerleşmiş kriz kavramı ile bugün yaşananlar arasındaki temel farkları veciz şekilde ortaya çıkarmaktadır.

Cevap da çok basittir. Türkiye geçmişte popülist maliye ve para politikaları sonucunda krize girdi. Bu kez tersi geçerlidir. Resesyon sıkı maliye ve para politikaları uygulanıken başladı. Hatta, bunların zamanında gevşetilmemesi resesyonu ağırlaştırdı.

Ezber bozan kriz

Bir başka izleyici devam etti. “Hocam, ekonomi resesyona girince enflasyon düşüşe geçti. Kafam karışıyor. Buna sevinmek mi yoksa üzülmek mi gerekiyor?” Alın size dört dörtlük bir soru. Öğrencim olsa doğru soruyu sorduğu için yüksek notu koparmıştı.

İktisadın temel kurallarından biridir. Hiç bir gelişme kendi içinde kötü yada iyi değildir. Mutlaka diğer koşullarla birlikte değerlendirilmesi gerekir. Aksi ezberleri tekrarlamak olur. Tehlikeli sonuçları vardır.

İki temel makro politikaya bakalım. Gevşek para politikası kötü müdür? Talep baskısı enflasyonu hızlandırıyorsa kötüdür. Ama resesyonda zorunludur. Bütçe açığı zararlı mıdır? Gene aynı cevap. Ekonomi aşırı ısınmışsa zararlıdır. Ama resesyonda çok yararlıdır.

Biliyorum, insanlar yılların deneyimini yansıtan görüşlerinden kolay vazgeçmez. Koşullar değişse bile, ezberler kalır. Atalarımız “zor zarı bozar” demiş. Bu krizin ezber bozmakta çok başarılı olacağı kesindir.

DİĞER YENİ YAZILAR