Asaf Savaş Akat

Asaf Savaş Akat

akatas@bilgi.edu.tr

Üyelik süreci başlıyor

İki haftalık tatilimi genellik

Haberin Devamı

İki haftalık tatilimi genellikle yaz aylarında kullanırım. Bu yıl ders yılı başlangıcına geciktirdim. Okul açılırken öğrencilere verilen ders notlarının hazırlanması gerekiyor. Bu yıl yeni bir ders de vardı. Çok koşuşturma oluyor.

O arada 3 Ekim'in yazısız günlerime Taslayacağını atlamışım. Önce canım sıkıldı. Bu önemli gelişmeyi sıcağı sıcağına değerlendirme fırsatın kaybettiğime hayıflandım. Sonra "söylenecek yeni ne kaldı, üstelik görüşlerin zaten biliniyor" diye kendimi teselli etmeye çalıştım.

Gördüğünüz gibi, bilgisayarın başına oturunca gene dayanamadım. AB'nin 3 Ekim kararı Türkiye'deki saflaşmayı keskinleştirdi. Hangi cephede yer aldığımı bir kez daha açıklamakta yarar görüyorum.

Türkiye statü değiştirdi

Baştan söyleyelim. 3 Ekim hem Türkiye hem AB için hayati önemde bir dönemeçti. Kararın olumlu çıkması Türkiye'nin AB üyeliğini destekleyen kesimler için kelimenin tam anlamı ile tarihi bir basan, üyeliği karşı çıkanlar için ise ağır bir yenilgidir.

Başka türlü olabilir miydi? Olamayacağını düşünüyordum. Tahminlerimde 3 Ekim'de olumlu karar öngördüm. Çünkü gerek Türkiye'nin gerek AB'nin uzun dönem eğilim ve dinamikleri Türkiye-AB bütünleşmesinin kaçınılmazlığına işaret ediyordu.

Önemli olaylarda konjonktürün yani kısa dönemli faktörlerin etkisi aslında sınırlıdır. Konjonktür günlük hayatımıza renk katar.
Heyecan, belirsizlik ve gerginlik getirir. Ama sonucu belirlemez. 3 Ekim kararında da öyle oldu.

Esas kritik karar 17 Aralık'tır. Onu 19 Aralık 2004 tarihli yazımda "Tarih Bitti" başlığı ile karşıladım. On ay gibi kısa bir süreden sonra AB bu kararını inkar edemezdi. Edemedi.

3 Ekim bu sürecin formelleşmesi açısından önemlidir. Herşeye rağmen, 2 Ekim günü Türkiye AB üyeliğine aday ülke idi. 4 Ekim günü üyelik (accession) süreci başladı. Bu statü değişimi işin özüdür.

Ekonomiyi olumlu etkiler

Üyelik sürecinin ekonomiye etkisi ne olur? Çok olumlu olur. Ancak, yanlış beklentilere yol açmamak için kısa ve uzun dönemli etkileri ayırdedilmelidir.

Kısa dönemli etkisi psikolojik faktörlerden kaynaklanır. İç ve dış mali piyasalarda Türkiye'nin geleceğine güven artar. En önemli sonucu kamu borçlanmasında risk priminin (reel faizin) düşmesidir. Bütçeyi ve borç dinamiğini rahatlatır.

Uzun dönemli etkiler daha önemlidir. Üyelik süreci siyasi ve ekonomik istikran kalıcı kılmaktadır. Bu ise yerli ve yabancı firmaları Türkiye'de üretken yatınm yapmaya teşvik eder. Yatırımlarla birlikte büyüme hızı yükselir. İşsizlik sorunu hafifler.

Üyelik sürecinin ekonomiye esas olumlu katkısının ancak birkaç yıl sonra somutlaşmaya başlayacağını özellikle belirtelim. Yukanda da söyledik. Yanlış beklentilere kapılmanın bir anlamı yoktur.

DİĞER YENİ YAZILAR