Asaf Savaş Akat

Asaf Savaş Akat

akatas@bilgi.edu.tr

Üçüncü çeyrekte dış ticaret dengesi

2003 sonrasında uygulanan yanlış para politikasının ekonomiyi sıkıştırdığı olumsuz konjonktürün sonuçları her yayınlanan veri ile daha belirgin hale geliyor

Haberin Devamı

2003 sonrasında uygulanan yanlış para politikasının ekonomiyi sıkıştırdığı olumsuz konjonktürün sonuçları her yayınlanan veri ile daha belirgin hale geliyor. Mızrağı çuvala sokmak zorlaşıyor. Esas sorular öne çıkıyor.“Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı” böyle bir ekonomi mi hedefliyordu? Yapısal reformların ve mali disiplinin amacı bu muydu? Fakirden zengine gelir ve servet transfer eden faiz dışı fazla bu amaçla mı verildi? Durum çok nettir. Sanayisi ve ihracatı kösteklenen, istihdam yaratamayan, enflasyonu tırmanan ve dış dünya ile rekor açık veren bir ekonomi asla “güçlü” değildir. Tam tersine, kelimenin tam anlamı ile kırılgandır. Yaz başında küresel mali piyasaları vuran türbülans bu yargıyı doğruladı. IMF bile kabul etmek zorunda kaldı. Yükselen piyasalar içinde türbülanstan en çok hasar gören Türkiye oldu. Kırılganlık o demek zaten.

İki ana eğilim
Geçen hafta Merkez Bankası Eylül sonu ödemeler dengesi verilerini yayınladı. Perşembenin gelişi çarşambadan belli olur. Ay sonunda eylül dış ticareti açıklanınca az çok manzara görülmüştü. Ona rağmen sonuç piyasa beklentisinden kötü çıktı. Kamuoyunu yılbaşından önce uyarmıştım. On iki aylık bazda dış ticaret açığının 50 milyar doları ve cari işlemler açığının 30 milyar doları yazın geçeceğini öngörmüştüm. Tahminlerde yanıldığım çok oluyor ama bu kez tutturdum.

Türkiye’nin cari işlemler dengesi özünde iki alt hesabın eğilimleri tarafından belirlenir. Türkiye yapısal olarak mal hesabında açık buna karşılık hizmet hesabında fazla verir. Nispi değişimleri cari işlemler dengesini tayin eder. 2005 ortasından itibaren iki hesapta birden olumsuz eğilimler belirdi. Bir yandan canlı talep ve değerli TL mal açığını büyüttü. Aynı anda, zaten bir süredir anlaşılması zor şekilde yatay giden hizmet fazlası küçülmeye başladı.

Bu tür bileşimlere Frenkçe “explosive” (patlayıcı) deniyor. Başka türlü söyleyelim. Net görünmeyen döviz gelirlerindeki düşüşe rağmen dış ticaret açığı büyümesini sürdürdü. Yıllık 32.7 milyar dolar cari işlemler açığına böyle gelindi.

Rekor dış açık
Mutlak sayılar aldatıcı olabilir. O nedenle dış açığın milli gelire oranına bakmak tercih ediliyor. Maalesef üçüncü çeyrek milli geliri daha açıklanmadı. Ama makul varsayımlarla az çok hesaplayabiliyoruz (552 milyar YTL ya da 390 milyar dolar).

Ödemeler dengesi tanımı ile (bavul-altın dahil, navlun-sigorta hariç) dış ticaret açığı milli gelirin yüzde 10.4’ü olmuş. Hizmet fazlası yüzde 3.2’de, transferler eklenince yüzde 3.6’da kalmış. Toplam mal-hizmet-transfer açığı yüzde 6.8 ediyor.

Yüzde 1,5 net mali gider ekleyince cari işlemler açığı yüzde 8.4 bulunuyor. Eksiye dönen net hata noksanla birlikte dış açık milli gelirin yüzde 8.6’sına çıkıyor. Bu bir tarihi rekordur. Bundan sonra olacakları başka yazılarda inceleyeceğiz.

DİĞER YENİ YAZILAR