Açıklama cuma gecesi geç vakitte geldi. Eminim pek çok kimse benim gibi yaptı. Uykusundan fedakârlık edip sonucu televizyondan canlı izledi. Rasmussen'in, Prodi'nin, Verheugen'in konuşmalarını dinledi.
Kısaca Kopenhag kararını nasıl değerlendirdiğimi açıklamak istiyorum. Bence Türkiye en zor aşamayı geçti. AB içinde varolan güçlü "Türkiye asla katılamaz" cephesi mağlup edildi. Hayırcılar çaresiz kalınca geciktirme kartını oynadılar.
Türkiye'nin son dönemde gösterdiği çaba çok etkileyicidir. Helsinki toplantısından bu yana aynı enerji ile AB projesini sahiplenmiş olsak bugün farklı bir noktada olurduk. İsteyince zoru da başarabileceğimiz net bir şekilde ortaya çıkmıştır.
Bir eleştirim var. Hükümet ve kamuoyu gereksiz yere çıtayı çok yükseğe koydu. Her konuda kendi kendimizi gaza getirme geleneğimiz güçlüdür. Acemilik diye de düşünülebilir. Bu tür müzakerelerde beklenti pompalamak ve blöf yapmak geri tepme riski taşıyan stratejilerdir.
Daha mütevazı hedeflerle yola çıkılmış olsa, Kopenhag kararlarına tepki çok farklı olurdu. Beklentileri ve müzakereyi iyi yönetememenin bedeli, Türkiye'nin tarihi bir başarının keyfini sürememesidir.
Türkiye Avrupalıdır
Kopenhag zirvesi ile Türkiye'nin AB'nin bir parçası olduğu tescil edilmiştir. AB'nin resmi söyleminde aday ülke sayısı düne kadar iki idi: Bulgaristan ve Romanya. Artık bu listeye Türkiye'de eklenmiş ve sayı üçe çıkmıştır.
"Avrupa'nın sınırlarını saptayalım"önerisi, başta Fransa, Türkiye'nin AB üyeliğini engellemek isteyenlerin can simidi idi. Cuma gecesi Prodi açıkça ifade etti. Türkiye sınırların içindedir. Tartışma bundan sonrası içindir.
Başından beri müzakere ve tam üyelik tarihi etrafında kopartılan fırtınayı anlamakta zorlandım. AB ile Gümrük Birliği zaten 1996'dan bu yana yürürlüktedir. Yeni gelenlerin Yunanistan ya da ispanya gibi büyük sübvansiyonlar alamayacakları da ortadadır.
Türkiye için önemli olan üyelikle ilgili tereddütlerin ortadan kalkması idi. Üyelik perspektifi kesinleştiği andan itibaren, Türkiye AB'nin bir parçası olmanın siyasi ve ekonomik temettülerinden yararlanma olanağına kavuşmuştur.
Siyasi açıdan, reformlar hızlanacaktır. Türkiye'nin bir yandan özgürlükleri genişletirken diğer yanda kamu yönetiminde etkinliği arttırması gerekmektedir. Üyelik perspektifi statükocu tepkileri törpüleyerek bu sürece çok olumlu katkı yapacaktır.
Ekonomik açıdan yabancı sermaye yatırımları hareketlenecektir. Türkiye'nin AB pazan dışında kalması riski kalmamıştır. Bugünkü makro-ekonomik çerçevede yabancı sermaye yatırımları ekonomik büyümenin motoru olacaktır.
Biz kazandık
Türkiye'nin AB üyeliğine karşı çıkanlar Avrupa'nın bir kesiminden ibaret değildi. Türkiye içinde bir kesim de bütün gücü ile AB üyeliğini engellemeye çalışti. Hâlâ çalışıyor. Yarın da çalışacak.
"AB zaten bizi almaz"en güvendikleri ve kullandıkları kozdu. Böylece AB yanlısı gibi durup AB karşıtlığı yapabiliyorlardı. Bundan sonra işleri zor. Açıkça Türkiye'nin AB'ye girmesine karşı çıkmak zorundalar. Biz kazandık. AB yanlıları kazandı. Bundan sonra Türkiye'nin demokrasi ile yönetilen bir AB üyesi olması ile sonuçlanacak büyük dönüşümü durdurmaya kimsenin gücü yetmez. Türkiye'yi kutluyorum.
Türkiye'yi kutluyorum
Açıklama cuma gecesi geç vakit
Haberin Devamı

