Bu bayram biraz farklı takıldık. Anlaşılan “nerede mirim, nerede o eski enginarlar!” muhabbeti sıkmış. Bu kez tam tersini yaptım. Yazılarıma anti-nostaljik bir hava hakim oldu. Türkiye’deki refah artışını simgeleyen göstergelere yoğunlaştım.
Motorlu karayolu araçları ile başladık. Otomobil sayısının 1933’de 4 bin, 1950’de 13 bin iken bugün 6 milyona yükseldiğini gördük. Hemen ardından haberleşmeye baktık. Telefon abonesinin 1933’te 16 bin, 1950’de 58 bin iken şimdi 60 milyona tırmandığını saptadık.
Bir düzeltme gerekiyor. Salı günü çıkan yazımda bir cümleyi kaybetmişim. 1954 yılı için telefon abonesi sayısını 103 bin yerine 1.1 milyon vermişim. Halbuki 1 milyon aboneye ancak 1979’da ulaşılıyor. Dikkatsizliğim için çok özür diliyorum.
Sıra eski bayramların otomobil ve telefondan da önemli bir başka eksiğine geldi. Varlığı ve yokluğu siyah-beyaz, sıcak-soğuk, gündüz-gece gibi yaşam kalitesini etkileyen elektriği kastediyorum.
Elektrik verileri
Elektrik enerjisi üretim ve tüketimi milyon ya da milyar kilovatsaat (kWh) olarak ölçülüyor. 1933 yılında Türkiye’nin elektrik üretimi 152 milyon kWh olmuş. Kişi başına 10 kWh ediyor. Kişi başına tüketim biraz daha düşük: 9 kWh.
Sayının anlamına bakalım. Büyük boy elektrik sobaları 3 kWh yakar. Demek ki 1933’te kişi başına düşen yıllık elektrik tüketimi ile bir elektrik sobası 3 saat çalıştırılabilirmiş.
Aynı yıl için ABD verilerini araştırdım. Sağolsun internet, kolayca ulaştım. 1933’te ABD’nin 430 bin nüfuslu Yeni Meksika eyaletinde 15 milyonluk Türkiye’ye yakın miktarda, 159 milyon kWh elektrik üretilmiş. Kişi başına 365 kWh ediyor.
Türkiye’nin elektrik üretimi 1952 yılında 1 milyar kWh sınırını aşıyor.
Kişi başına tüketim 40 kWh oluyor. 20 yıl sonra 1972’de 10 milyar kWh’nin üstüne çıkılıyor. 11.2 milyar kWh elektrik üretiliyor. Kişi başına tüketim 257 kWh’ye yükseliyor.
15 yıl sonra, 1997’de elektrik üretimi 100 milyar kWh düzeyine geliyor. Son yıl, 2005’te ise 160 milyar kWh elektrik üretimi gerçekleşiyor. Kişi başına 2.200 kWh ediyor.
2006’da elektrik üretimi 170 milyar kWh’nin üstünde olacaktır.
Dere tepe düz gittik...
Yakın geçmişte katedilen mesafeyi kavramak için bugünden geriye bakabiliriz. 1933’te üretilen elektrik bugünün ortalaması ile sadece 69 bin 100 kişiye yetiyor. 1933’te nüfusun 15 milyon kişi olduğunu tekrar hatırlatalım. Aynı mantığı 1952’ye uygulayınca 470 bin kişi, 1972’ye uygulayınca 5 milyon kişi buluyoruz.
Bilinen bir gerçeği sayılar aracılığı ile tekrarlıyoruz. Bırakın 1930’ları, 1950’ler ve 1960’larda bile eve gelince düğmeye basıp ışığa kavuşmak küçük bir azınlığın ayrıcalığıdır. Sıradan vatandaşın elektriğin nimetlerine ulaşabilmesi 1970’lerde başlamış 1980’lerde hızlanmıştır.
Daha gidilecek epey yol olduğu da unutulmamalıdır. Örneğin 2003 için kişi başına elektrik tüketimi sayıları şöyledir (Dünya Bankası verileri): Türkiye’de 1.656 kWh, Yunanistan’da 5.041 kWh (üç katı), gelişmiş ülke ortalaması 9.400 kWh (5,7 katı) ve ABD 13.050 kWh (7,9 katı).
Böylece “eski bayramların ışıl ışıl gecelerinin” bir kent efsanesi olduğu da ortaya çıkıyor.
Türkiye’nin elektrik serüveni
Bu bayram biraz farklı takıldık. Anlaşılan “nerede mirim, nerede o eski enginarlar!” muhabbeti sıkmış. Bu kez tam tersini yaptım. Yazılarıma anti-nostaljik bir hava hakim oldu. Türkiye’deki refah artışını simgeleyen göstergelere yoğunlaştım
Haberin Devamı

