Bir süre konjonktür analizinde yoğunlaşmak için dün izin istemiştim. Üçüncü çeyrek milli gelirinde beni şaşırtan bir büyüme yaşandı. Büyümenin kalitesini değerlendirme ihtiyacını duydum.
Önce sanayi ile büyüme arasındaki ilişkiye baktık. 2002-2004 arasında imalat sanayii üretimindeki artış milli gelirdeki artışın epey üstünde seyretmişti. Son bir yılda ise altına indi. "Sanayisiz büyüme" dönemine girildiğini söyledik.
Büyümenin kalitesi açısından diğer kritik gösterge dış ticarettir. Dış ticaret birden fazla nedenle önemlidir. Bir yanı dış açık üzerinden döviz sorunlarına gider. Aynı zamanda bir ekonominin rekabet gücünün nihai göstergesidir.
İhracat ve büyüme
Sanayileşme ve gelişme arasındaki bire bir teorik ve tarihi bağı dün hatırlattık. Özellikle son yarım yüzyılın başarılı ekonomik gelişme örneklerinden damıtılan bir ders daha var. İhracatla sanayileşme arasında da aynı güçte bir bağ kuruluyor.
Kanıt olarak dünün ve bugünün mucizevi büyüme performanslarına bakmak yeterlidir. Japonya, Kore, Tayvan, Tayland, İrlanda, Çin, Hindistan vs. hızlı büyüyen ekonomilerin tümü bunu ihracat büyümenin motoru yaparak sağladı.
Hızlı ihracat artışını yurt dışı pazarlara yönelik üretimin (dolayısı ile yatırımın) kârlı yani cazip olması temin eder. Söz konusu cazibe ise uygulanan yapısal ve makroekonomik politikaların doğrudan sonucudur.
Türkiye'nin ihracatında AB'nin yandan fazla paya sahip olması parite hareketlerinden kaynaklanan küçük bir ölçme sorunu yaratır. O nedenle, daha önce de yaptığımız gibi ihracat ve ithalatı bir döviz sepetine dönüştürüyoruz. Döviz sepetinde kolaylık olsun diye .5 dolar + 0.5 euro yer alıyor.
Aşağıdaki grafik son beş çeyreği (on beş ay) kapsıyor. Döviz sepeti cinsinden ihracatın (üçgen) ve ithalatın (yuvarlak) bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla artış hızı sol eksende, GSYÎH'nin büyüme hızı (kare) ise sağ eksende gösteriliyor.
İhracatsız büyüme
İhracat artışı hızı 2004'ün son çeyreğinde tepe yaptı. İthalat artış hızı ile de eşitlendi. 2005'in ilk çeyreğinde her ikisi de düştü, ihracat artış hızı daha az düştü. Biraz sasırsam da sevindiğimi hatırlıyorum. Ancak bu eğilim kısa sürdü.
İkinci çeyrekte gene her ikisi düştü ama ithalat artışı ihracatın üstüne çıktı. Üçüncü çeyrekte ise ihracatta gerileme sürerken ithalat artış hızı tekrar yükseldi. Analize GSYİH'yi da ekleyince üçüncü çeyrekte yeni bir trendin başladığı derhal görülüyor.
Üç seri var. 2005'in ilk yansında üçünde de büyüme yavaşlıyor. Üçüncü çeyrekte ise milli gelir ve ithalatta büyüme tekrar hızlanıyor. İhracatta ise yavaşlama sürüyor. Üçüncü çeyrekte büyümenin ihracat kökenli olmadığı çok açıktır. Şaşırtıcı da değildir. Sanayisiz büyümenin aynı anda İhracatsız büyüme olması kaçınılmazdır.
İç içe önemli sorular beliriyor. Türkiye bu yanlış yere nasıl geldi? Ekonomiyi bu açmaza hangi politikalar soktu? Daha önemlisi, sıkıştığı bu köşeden nasıl çıkar? Bundan sonra neler olur? Konjonktür analizini sürdüreceğiz.
Türkiye bu yanlış yere nasıl geldi?
Bir süre konjonktür analizinde
Haberin Devamı

