İlke olarak bu köşede ele aldığım konularda ekonomi ile en azından dolaylı bağlantı kurmaya özen gösteriyorum. Bu kuralın dışına ancak istisna durumlarda, daha doğrusu çok özel olaylarda çıkıyorum.
İktisadi analizde “pozitif” ve “normatif” ayırımı yapılır. İlkinde varolan incelenir. İkincisi değer yargılarını yada arzulananı kapsar. Varolan durum karşısında tavır almak anlamına gelir. Tanım gereği öznel boyutu daha zengindir.
İktisat-dışı yazılarım daha çok bu kategoriye giriyor. Önemsediğim ve toplumda tartışılan bir olay karşısındaki taraf tutmak ve bu tavrımı kayda geçirmek için yazıyorum. 2006 Nobel edebiyat ödülünün Orhan Pamuk’a verilmesi benim için öyle bir olay.
Bir hatıra
Bir yıl önce Şeker Bayramı’nı ABD’de geçirdim. Massachusetts eyaletinin Cambridge kenti dünyanın en ünlü iki üniversitesine, Harvard ve MIT’e ev sahibidir. Bekleneceği gibi, ilk uğraklarımdan biri Harvard Meydanındaki büyük kitapçılar oldu.
Daha kapıdan girmeden, ilk heyecanımı yaşadım. Kitapçının vitrininde en geniş alanı Orhan Pamuk’un kitapları sergileniyordu. İçerisi daha da ilginçti. Dükkanın en merkezi noktası da Orhan Pamuk’a ayrılmıştı. İngilizceye çevrilmiş tüm kitapları ortada duruyordu.
Daha sonra Harvard’lı ünlü bir edebiyat hocasını ziyaret edecektik. O heyecanla “Kar” kitabını hediye etmek istedik. Ben bir kaç iktisat kitabı da beğendim. En üstte “Kar”, kitapları kasada duran gence götürdüm.
Pamuk’un kitabını görünce bana baktı. “Çok iyi bir seçim, yeni okudum, müthiş bir yazar” dedi. Gaza geldim. “Ben kitabı yazıldığı dilde okudum, üstelik Pamuk’u şahsen iyi tanıyorum” diye böbürlendim.
Hatırlayınca bugün bile tüylerim ürperiyor. “Böyle büyük bir yazarı anadilinde okuyabildiğiniz, üstelik onunla yüzyüze görüşebildiğiniz için çok şanslısınız; inanın size gıpta ediyorum” dedi.
Benim için işin özü bu sözlerde yatıyor. Orhan Pamuk’un Nobel edebiyat ödülünü neden aldığı da açıktır. Çünkü romanları aracılığı ile dünyanın dört yanından hiç tanımadığı insanlarla böylesine yoğun bir bağ kurabilmiştir.
Benim güzel Türkçem
İnsanın en önemli değerlerinden birinin anadili olduğuna inanırım. Bana “hiç yurt dışında oturmayı düşünmediniz mi?” diye sorulduğunda hep aynı cevabı verdim. “Hayır, çünkü dışarıda insanlar Türkçe konuşmuyor” dedim. Garip kaçtığı oldu ama gerçek oydu.
O açıdan Türkçenin Pamuk’la Nobel edebiyat ödülüne ulaşmasını Türkiye’ye yapılan en büyük hizmet kabul ediyorum. Bu da ödül sahibini benim gözümde milli kahraman mertebesine yükseltiyor.
Sevgili Orhan’a seslenmek istiyorum. Bizlere büyük bir keyif ve gurur yaşattın. Doğru bildiğin yolda hiç sapmadan yürüdüğün için sana minnetarız. Böyle devam et.
Yukarıdaki anıya not: Harvard’lı ünlü edebiyat hocası “Kar” dahil Pamuk’un bütün kitaplarını okuduğunu ve çok etkilendiğini söyledi.
Teşekkürler Orhan Pamuk
İlke olarak bu köşede ele aldığım konularda ekonomi ile en azından dolaylı bağlantı kurmaya özen gösteriyorum. Bu kuralın dışına ancak istisna durumlarda, daha doğrusu çok özel olaylarda çıkıyorum
Haberin Devamı

