Toplumsal olaylara tarih perspektifinin katılması daima anlayışımızı zenginleştirir. Güncel karmaşanın gerisinde yatan derin eğilimleri yakalama fırsatı verir. Hedeflenenin tersi sonuçlar yaratabilecek yanlış değerlendirmeleri engeller. Tarihle birlikte zaman devreye girer. Bir olayın gününde yaşanışı ile gelecekteki algılanışı çok farklı olabilir. Kısa dönem başarıları uzun dönem malubiyetlerine dönüşür. Bitmiş sanılan süreçler intikam alırcasına geri gelirler. Aktörlerin niyet ve çıkarları ile elde ettikleri sonuçlar sık sık çelişir. Velhasıl tarih insanlara çok cilve yapar. Çünkü tarih düz bir çizgi üstünde yürümez. Kırılmalar ve kopukluklar olur. Tarihi tarih yapan bütün büyük dönüşümler böyle kırılmalar sonucunda yerleşir ve güçlenir.
Hitler, Saddam, vs.
Hitler 1939 Eylül'ünde Alman ordusuna Polonya'ya girme emrini hangi amaçla verdi? Rusya'yı fethetmiş, Batı Avrupa'ya hakim olmuş, oradan ABD'yi dize getirebilecek bir Almanya kurmayı planlıyordu. Altı yıl sonra, 1945'de, sadece Almanya değil, bütün Batı Avrupa ABD'nin, Doğu Avrupa ise Ruslar'ın askeri işgali altına girmişti. Hitler olmasa ABD'nin Avrupa'yı şu ya da bu şekilde işgal etmeye kalkması düşünülemezdi bile. Ama Hitler oldu. Onun sayesinde ABD ordusu Batı Avrupa'ya yerleşti. Soğuk savaş döneminde Sovyetler Birliği'ni çökertti. 21'inci yüzyılın başında Doğu Avrupa ülkelerinde de askeri üslere sahip oldu. Ya Saddam? 1990 yazında ne amaçla Kuveyt'i ilhak etti? Kuveyt'in petrol gelirlerini de alıp daha güçlü bir Irak yapmayı planlıyordu. Böylece silah zoru ile Arap birliğini kuracak, petrol silahı ile Batı emperyalizmini dize getirecekti. Şu anda Saddam'ın hali meçhul ama Irak'ın durumu ortada. Irak topraklan ABD'nin fiili askeri işgali altında. Sadece o kadar mı? Bütün Körfez ülkelerinde ABD askerleri var. Saddam olmasa ABD'nin Orta Doğu da bu kadar büyük bir askeri varlığı asla düşünülemezdi. Ama Saddam vardı. Sayesinde ABD bölgeye yerleşti.
Bir küçük ada
1974 yılında Yunanistan'da Albaylar Cuntası'nın askeri diktatörlüğü hüküm sürüyordu. Askeri rejimi Kıbns'a taşımak istediler. Böylece hem Kıbns'ı Yunanistan'a ilhak etmenin (Enosis) yolu açılacak hem de Cunta iktidarını pekiştirecekti. Evdeki hesap gene çarşıya uymadı. Türkiye Kıbrıs'ın kuzeyine girdi. Yunanistan'a demokrasi geldi. Cuntacılar hapse atıldı. Kıbrıs'taki mağlubiyetin şoku Yunanistan'ı AB'ye sürükledi. Yunan halkına özgürlüğün ve refahın yolu açıldı. Ya Türkiye? Kısa süre önce Denktaş'ı Annan planını reddetmeye teşvik eden "Kıbnsçı" kesimler böylece Türkiye'ye AB yolunu kapattıklarına inanıyorlar. Türkiye'de içe dönük otoriter-milliyetçi bir rejimin önünü açtıklarını düşünüyorlar. Onlar dayanılıyorlar. Kıbrıs küçük bir ada ama Yunanistan'ın yakın tarihini belirledi. Aynı belirleyici rolü Türkiye için oynamaya adaydır. Sıkıntılı günler çabuk geçecektir. AB ve demokrasi karşıtı kesimler Irak sonrası dünyada Kıbrıs'ta çözümsüzlüğün anlamını kestiremediler. Kendilerini tasfiye edecek süreci başlattılar. Bunlar tarihin güzel cilveleridir.
Tarih çok cilvelidir
Toplumsal olaylara tarih pers
Haberin Devamı

