Temmuz enflasyonu perşembe günü açıklandı. Çok önemli bir veri olduğunu aynı gün çıkan yazımda anlatmıştım. Yazın en sıcak günlerinde okuyucularımın hafızasını zorlamamak için kısaca tekrarlamakta yarar görüyorum.
2003 sonrasında uygulanan yanlış para politikası ekonomiyi çok olumsuz bir konjonktüre sıkıştırdı. Adını "sanayisiz, ihracatsız, istihdamsız ama enflasyonist büyüme" koyduk. Oluşan iç talep balonunu "saadet zincirine" benzettik. Patlamasını beklemeye başladık.
Mayıs ortasında dış dünyada risk iştahı aniden azaldı. Kur-faiz-borsa üçgeni ciddi bir türbülansa girdi. Merkez Bankası para politikasını sıkıştırarak tepki gösterdi. Yani ekonomi yeni bir konjonktüre yöneldi.
Bu noktada hayati bir soru devreye giriyor. Düzeltme hangi hızla ve nasıl bir süreçte gerçekleşiyor? Cevabını ancak yeni verilerde bulabiliriz.
Maliyet mi? Talep mi?
Geçiş sürecinde enflasyonun rolü, kelimenin tam anlamı ile anahtardır. Çünkü fiyat artışlarının hızlanması iç talepte daralmanın yetersiz kaldığına işaret eder. Para politikasının daha da sıkılmasını gerektirir.
İşin ilginci, veriler birden fazla tefsire izin verebilir. Bunun bir örneği Türkiye'de yaşandı ve yaşanıyor. 2005'in son çeyreğinden itibaren tüketici enflasyonunda bir artış eğilimi ortaya çıktı. 2006 ilkbaharında iyice belirginleşti.
Merkez Bankası yönetimleri ve bir kesim iktisatçı bu olguyu arz kökenli etkenlere bağlıyor. Enerji ve gıda ürünleri fiyat artışı, tütün ve alkollü içecek vergileri vs. vurgulanıyor. Enflasyondaki yükselişe talebin etkisi olmadığı söyleniyor.
Benim de aralarında olduğum bir başka kesim için sorun şişen iç talep balonundan kaynaklanıyor. Canlı iç talep sayesinde üreticiler fiyatlarını yükseltebilecekleri bir ortam buluyorlar. Maliyet artışlarını fiyatlarına kolayca yansıtabiliyorlar.
Mayıs sonrasında YTL'nin hızlı değer kaybı olaya yeni bir boyut kazandırdı. İlk kesim de maliyet baskısının enflasyona dönüşmesini engellemek için iç talebin kısılmasının zorunlu hale geldiğini kabul etti.
Enflasyon yükseliyor
Tefsir farkları temmuz enflasyonu hakkında değerlendirmelere de yansıyor. İlk kesim arz kökenli maliyet boyutunu öne çıkartıyor. YTL'deki değer kaybına özel bir önem veriyor. Enflasyonun yükselmesinde talep etkisi yoktur diyor.
Ben farklı düşünüyorum. Kur ve faiz artışının iç talebi bir miktar kıstığını kabul ediyorum. Ancak, temmuz verileri bana talepteki durgunluğun fiyat artışlarını kısıtlamaya yetmediğini düşündürüyor. Talep enflasyonunu hâlâ önemsiyorum.
Talep baskısı sürüyor
Temmuz enflasyonu perşembe günü açıklandı. Çok önemli bir veri olduğunu aynı gün çıkan yazımda anlatmıştım. Yazın en sıcak günlerinde okuyucularımın hafızasını zorlamamak için kısaca tekrarlamakta yarar görüyorum
Haberin Devamı

