Asaf Savaş Akat

Asaf Savaş Akat

akatas@bilgi.edu.tr

Şundan bundan

Sıcaklar iyice bastırdı. Bu ayı yazlıkta geçiriyorum. Doğrusu ya, deniz ve güneşi bırakıp ekonomik konularla ilgilenmekte zorlanıyorum. Öyle göz ucu ile izleyerek durumu idare ediyorum.

Haberin Devamı

Sıcaklar iyice bastırdı. Bu ayı yazlıkta geçiriyorum. Doğrusu ya, deniz ve güneşi bırakıp ekonomik konularla ilgilenmekte zorlanıyorum. Öyle göz ucu ile izleyerek durumu idare ediyorum.

Zaten ekonomi de ağustosu genellikle sakin geçirir. Personelin tatile çıkması ile şirketler rölantiye geçer. İstanbul'un trafik sorunu hafifler. Üniversite boşalır. Kur-faiz-borsa üçgenine bile rehavet çöker.

Bu yıl Ankara da hareketsizdi. Aslında Genelkurmay'da başkan ataması daima küçük çapta da olsa bir gerginlik konusudur. Ama hükümet atamayı öne çekince orada da haber kalmadı.

Merkez Bankası nereye?
Böyle durumlarda özünde önemsiz konular aniden gündemin en tepesine kadar çıkabilir. Bir örneğini geçen haftalarda yaşadık. Devlet Bakanı Babacan hükümetin Merkez Bankası'nı Ankara'dan İstanbul'a taşımak istediğini söyledi. Tam bir fırtına koptu.

Derhal taraflar oluştu. Bürokratik iktidar odakları ve hizmetkârları bu kararı şiddetle eleştirdi. Ankara'ya ve simgelediği bürokratik zihniyete karşı kesimler aynı şiddetle destekledi. Bir dostumun dediği gibi, başkentin İstanbul'a taşınması böylece başlardı.

İktisatçıların işin içinde olması herzamanki gibi tartışmayı renklendirdi. Ankara'yı terk etme kararı alındıktan sonra neden kendimizi İstanbul'la kısıtlayalım? Dünyada başka kent mi yok?

Yaratıcı önerilerden biri her zamanki gibi sevgili Ege Cansen'den geldi. Banka Londra'ya taşınabilirdi. Mantığı da çok basitti. Türkiye mali piyasaları zaten oradan idare ediliyordu. Fiili durum tescil edilirdi.

Merkez Bankası'nın hükümetten bağımsızlığını sağlıklı para politikası için yeterli görmüyorum. Türkiye'de aynı derecede ciddi iki tehlike daha var. Biri bürokrasidir. Diğeri mali piyasalardır. Yani en doğrusu İstanbul ve Ankara dışında bir kent aramak oluyor.

"Dayı, kriz bitti mi?"
Dün yeğenim ziyarete geldi. Denize girdik, yemek yedik. Uzun süredir görüşememiştik. Hoşbeş ve aile haberlerinden sonra laf ekonomiye uzandı. "Dayı, kriz bitti mi yani?" diye sordu.

Psikanalizden gördüğüm yöntemi uyguladım. "Nereden çıkardın?" diye ben sordum. "Dolara baksana, gene aşağı indi" cevabını aldım. "Sence bundan sonra yükselmez mi?" diye ısrar ettim. "Eylül-ekim diyorlar ama pek de öyle durmuyor" dedi.

Bunlar iyi haberler. Sonbaharla birlikte iktisatçılara ilginin gene artacağını çıkartıyorum. O arada havalar da serinler. Yazı sonlarına tablo ve grafik de koymaya başlarız.

DİĞER YENİ YAZILAR