2003 ikinci çeyrek milli gelir verilerini değerlendirmeyi sürdürüyoruz. İlk yazıda büyüme hızına ve harcamaların ayrıntısına baktık. Birinci çeyreğe kıyasla büyümedeki yavaşlamayı baz yıl etkisi ve Irak savaşı ile açıkladık. İkinci yazı 2003'ün ilk yarısında toplam talebin bileşimini inceledi. İlginç bir manzara ile karşılaştık. Bu yılın ilk yarısında 2000 yılının ilk yarısından daha fazla üretim yapılmıştı. Fakat iç talep 2000 yılının çok gerisinde seyrediyordu. Üretimi dış talep ve stok değişimi sürüklüyordu. Bu tür bilmeceler bende daima merak uyandırır. Açıklanması zor veriler beni tahrik eder. Nedenlerini araştırmayı severim. İktisatçının biraz hafiyelik yapması gerektiğine inanırım.
Nerede bu stoklar?
2002'nin ilk yarısından 2003'ün ilk yarısına 1987 fiyatları ile reel GSYİH artışı 3,0 trilyon TL olmuş. Aynı dönemde stoklardaki artış ise 6,2 trilyon TL. Stok artışı milli gelir artışının neredeyse iki katı oluyor. Analizi biraz daha inceltelim. Sabit fiyatlarla milli gelirin yüzde 61'i hizmetlerden oluşuyor. Hizmetlerde stok yapmanın imkânsız olduğu çok açık. Demek ki, stok artışının anlamını görmek için stoklanabilir mal üretimi ile karşılaştırmalıyız. Mal üretimi yapan dört sektör var: tarım, imalat sanayi, madencilik ve inşaat sektörleri. 2003'ün ilk yarısında bu sektörlerin sabit fiyatlarla toplam üretimi 20,9 trilyon TL tutuyor. Bu, GSYİH'nin yüzde 39'u ediyor. Lafı nereye getirdiğimi sanırım anladınız. 20,9 trilyon TL üretim yapılmış. Bunun 6,2 trilyon TLsi stoklara gitmiş. Milli gelir verilerine göre, mal üretiminin yüzde 30'unun firmalar tarafından stok olarak tutulduğu ortaya çıkıyor. Fevkalâde yüksek bir oran olduğunu kabul etmek zorundayız.
Sermaye kaçağı ve GSYİH
Şimdi sisteme sermaye kaçağını dahil edelim. Bu kış ve ilkbahar dönemi ortamını hatırlayalım. AKP hükümeti, tezkerenin reddi, Irak savaşı, borç konsolidasyonu rivayetleri, felâket senaryoları... Bu koşullarda ekonomik aktörler kendilerini korumak için döviz talep ediyor. Döviz kazananlar dövizlerini bozdurmuyor. Tasarrufçuların bir bölümü dövizlerini yurt dışına yolluyor. Neticede mal-hizmet ihracatı karşılığında kazanılan dövizin bir bölümü sisteme girmiyor. Sermaye kaçağı böyle oluşuyor. Ülke içinde üretim yapılıyor. Mal ve hizmet yurt dışına satılıyor. Fakat parası getirilmiyor. Ödemeler bilançosunda yer almıyor. Dolayısı ile mal-hizmet ihracatı kaleminde talep ve harcama görülmüyor. Sermaye kaçağı, DİE'nin milli geliri hesaplarken karşılaştığı açmazı açıklıyor. DİE üretimi görüyor. Ama ona tekabül eden harcamayı göremiyor. Mecburen stoklar artmış olmalı diyor. Başka çaresi yok. Bu analizin sonucu çok açıktır. 2003 ilk yarı büyümesinin tümü dış talepten kaynaklanmıştır. Stoklarda görülen artış fiktiftir. Dış talebin sermaye kaçağı sonucu kayıt dışında kalmasını yansıtmaktadır.
Stok değişimi ve sermaye kaçağı
2003 ikinci çeyrek milli gelir
Haberin Devamı

