Asaf Savaş Akat

Asaf Savaş Akat

akatas@bilgi.edu.tr

Statüko zorlanıyor

Türkiye'nin siyasi yapısı esas

Haberin Devamı

Türkiye'nin siyasi yapısı esas itibariyle değişmemek üstüne kurulmuştu. Çıkan her sorun karşısında aynı tepki verildi. Sorunu kabul edip çözüm aramak yerine toptan reddedilmesi yoluna gidildi.
Böylece sorunlar sürekli donduruldu. Onları tartışmak ve farklı çözüm önerilerini değerlendirmek gereksiz hatta tehlikeli görüldü. Bazı sorunlarda çözümsüzlüğün en iyi çözüm olduğuna inanıldı. Zamanla bunların kendiliğinden hallolacağı düşünüldü.
Ama Türkiye'nin görünen ve görünmeyen iktidar odaklarının gücü tarihi durdurmaya yetmiyor. Türkiye toplumu değişiyor. Dünya değişiyor. Yeni sorunlar, yeni çözümler, yeni koşullar ortaya çıkıyor. İç ve dış dinamikler değişime direnen Ankara'yı zorluyor.

ABD, Irak ve Türkiye
George Bush ABD Başkanlığı'na Kasım 2000'de seçildi. Bush'un gereğinde askeri güç de kullanarak Saddam'ı devirmeye kararlı olduğu açıktı. Demek ki tam iki yıl önceden, ABD'nin Irak ve Saddam'a yönelik politikasının değiştiği biliniyordu.
Bir askeri operasyonun aşamaları nedir? Önce bombalar gelir. Uçakların nereden kalktığı önemsizdir. Ancak, eninde sonunda bir kara harekâtı gerekir. Tanklar, toplar, zırhlı araçlarla birlikte ordu o coğrafyayı işgal eder.
Haritaya bakın. Irak'a askeri operasyonun kara ayağı için beş ülkeden en az ikisinin ABD ile işbirliği yapması zorunludur: Kuveyt, Ürdün, Iran, Suriye ve Türkiye. Kuveyt ve Ürdün'den sadece güney cephesi açabilirsiniz. Kuzey için diğer üçlüden biri ile anlaşmak zorundasınız.
ABD için İran ve Suriye imkânsız müttefiklerdir. Geriye Türkiye kalır. Zaten iki ülke arasında elli yıllık askeri ittifak vardır. NATO, CENTO vs. vardır. İncirlik gibi Amerikan üsleri vardır. Kuzey cephesinin Türkiye'den açılacağı 2000 Kasım'dan itibaren bellidir.
Bu sade gerçeği Türkiye'yi yönetenlerin görmediklerine inanmakta zorlanıyorum. Sorun görmekte değil, gördükten sonra ne yapıldığındadır. Türkiye iki yıl boyunca devekuşu gibi kafasını kuma gömerek tehlikenin uzaklaşacağı hayali ile yaşamıştır.
Geleceğe kaçmak kısa dönemde insanı rahatlatabilir. Ancak eninde sonunda gelecek gelir. Yarın bugün olur. Kaçacak delik kalmaz. Gerçekle yüzleşmek, tatsız kararları almak zorunda kalırsınız. Türkiye bugün bu noktadadır.

Değişim korkusu
Türkiye'nin üstünden değişim korkusunu atması gerekiyor. Atalarımız "korkunun ecele yararı yok" demişler. Koşullar değişince onlara uymakta direnenler ancak kısa dönemde başarılı gibi durabilir. Uzun dönemde değişime direnmenin bedeli çok yüksektir.
Örnek mi? İşte Saddam Hüseyin. Önce soğuk savaş kutuplaşmasının sonra İran İslam Devrimi'nin kendisine sağladığı hareket alanının 1990 sonrasında ortadan kalktığını anlamadı. Yeni koşullarda eski adetlerini sürdürmeye çalıştı. Geldiği yer ortadadır.
Türkiye'nin üç sıcak dış politika gündemine bakalım: Irak, Kıbrıs ve AB. Üçünde de son yirmi yılın koşulları tersinmez şekilde değişmiştir. Yeni politikalar, yeni yaklaşımlar, yani değişim zorunludur.
Statükoyu korumaya kilitlenmiş bir tavırla Türkiye'nin önünün açılması mümkün değildir. Irak olayının Ankara'da yarattığı çalkantının bize gösterdiği esas gerçek budur.

DİĞER YENİ YAZILAR