Asaf Savaş Akat

Asaf Savaş Akat

akatas@bilgi.edu.tr

Seçim günü sohbeti

Haberin Devamı

Seçim günü geldi. Anladığım kadarıyla dört ayrı sandıkta oy kullanıyoruz. Bu kez herhalde kimlik numarası tartışmaları olacak. Yeni seçim kütüklerinin sorunları keşfedilecek. Çeşitli kavgalar çıkacak. Televizyon başında sonuçlar izlenecek.

Medya “Vatandaş konuştu!” başlığını sever. Gerçek payı da vardır. Seçim öncesinde siyasetçiler, gazeteciler, uzmanlar, vs. konuşur. Bir yandan vatandaşa ne yapması gerektiği anlatılır. Öte yandan ne yapacağı açıklanır. Vatandaş dinler. Sonra gider oyunu verir.

İster genel ister yerel, seçim olayı beni hâlâ çok heyecanlandırıyor. İlk kez 1965 Milletvekili seçimlerinde oy kullanmıştım. 11 genel seçim ediyor. Yerel seçimler, ara seçimler, referandumlar, sandığa 30’uncu gidişim olabilir.

Eşit oy hakkı

İki hafta önce öğrencilerimle eşitlik kavramını tartışıyorduk. İnsanı insan yapan özelliklerin doğal dağılımındaki eşitsizlikle başladım. Güzel ile çirkin, eğitimli ile cahil, zenginle fakir, yaşlı ile genç (sıraya dikkat!), yetenekli ile yeteneksiz, vs. örneklerini verdim.

Sonra toplumsal eşitsizliklere geldim. Generalle eri, patronla işçiyi, zenginle fakiri, başbakanla dağdaki çobanı, starla sokaktaki insanı karşılaştırdım. Onları nasıl ve nerede eşitleyebiliriz diye sordum.

Sağduyunun iyi bildiği cevabı da verdim: Ölüm. Başka? Bir süre düşündüler ama bir türlü cevabı bulamadılar. İnsanoğlunun en büyük keşiflerinden birini, çok iyi bilmelerine rağmen, söyleyemediler.

Aslında olay Kristof Kolomb’un yumurtasına benziyor. Bir kere yapınca çok basit olduğu anlaşılıyor. Her vatandaşın bir tek oya sahip olması şimdi çoğumuza son derece doğal geliyor. O kadar ki, içerdiği büyük yeniliği farketmiyoruz bile.

Gizli oy ve açık tasnifle gerçekleştirilen bir seçim, mutlak toplumsal eşitliğin sağlandığı tek andır. Seçim sandığına gittiğimizde aramızdaki bütün doğal ve toplumsal farklar buhar olur. Neticede hepimizin bir tane oyu vardır. Sandıkta eşitleniriz.

Cumhuriyet ve demokrasi

Seçim toplumun müşterek çıkarlarını temsil eden kurumların yöneticilerini tayin etme yöntemlerinden biridir. Tek yöntem değildir. İnsanlık tarihinin büyük bölümünde başka yöntemler kullanılmıştır. Bileği güçlü olan kapmıştır. Babadan oğula kalıtımla geçmiştir.

Kamu yöneticisinin kalıtım yerine seçimle gelmesi ille toplumun bütün üyelerinin oy hakkına sahip olmasını gerektirmez. Seçime toplumun sadece bir kesiti katılabilir. Örneğin sadece savaşçılar, senatörler, asiller, vergi ödeyenler, erkekler, vs. oy verebilir.

Kamu yöneticilerini seçme ve kamu yöneticiliğine seçilme hakkının yaygınlığı cumhuriyeti demokrasiden ayırdeder. İlkinde topluma aidiyet hak için yeterli değildir. İkincisinde yeterlidir. Somut ifadesi eşit oy hakkıdır.

Türkiye bu fikre alışmakta çok zorlandı. Son dönemde çok yol alındı ama kamu yönetimini sadece “bizimkilerin” belirlemesi özlemine bugün de raslanıyor. Neyse ki zamanı geriye akıtma çabaları bir türlü başarıya ulaşamıyor.

Bu sohbetin de sonuna geldik. Okuyucularıma iyi seçimler diliyorum. Mutlaka oyunuzu kullanın. Herkesle eşit olduğunuz bu çok müstesna anın tadını çıkartın.

DİĞER YENİ YAZILAR