Kronolojiyi kısaca özetleyelim. 2000 sonrasında genellikle "pembe dizi" yazdık. Döviz kuru, büyüme, enflasyon, faiz, ihracat, cari denge, istihdam, vs. ana göstergelerde vatandaşa kıyasla iyimser takıldık. Krizi kaçırdık ama devamını iyi tutturduk. Çok düşman edindik.
2005'te kara gözlükler takıp münafıklar safhına geçtik. Yazbaşında "Ekonomi kötü, resesyon geliyor" dedik. Aralık'ta gaza gelip "bu gidişle ekonomi duvara toslar" diye manşete çıktık. Kamuoyu etkilendi ama düşmanlık da arttı.
Sonra üçüncü çeyrek büyümesi bizi tekzip etti. Dostu düşmanı sevince boğdu. Mecburen ayrıntılı bir konjonktür analizine giriştik. Büyümenin kalitesini araştırınca karşımıza tatsız bir tablo çıkıverdi.
Teşhisi üç sloganla özetledik. Bir: Sanayisiz büyüme, iki: İhracatsız büyüme. Üç: Enflasyonist büyüme. Sakın bundan kötüsü olmaz demeyin. Sırası gelince daha kötülerini anlatacağız. Önce teşhisi tamamlayalım.
Bir "balon" şişiyor
iktisatta "balon" nedir? İngilizcesi "bubble"; köpük de deniyor. Fiyatların, özellikle varlık fiyatlarının yapısal özelliklerinin gerektirdiğinin çok üstüne çıkmasına deniyor. Bir balon gibi yapay şekilde şişirilmesini çağrıştırıyor.
Yakın geçmişte 2001 yazında dolar 1.5 milyon TCnin üstüne çıktığında kullanmıştık. Döviz kurunun Türkiye ekonomisinin gerçeklerinden koptuğunu ve mutlaka düşeceğini söylemiştik. Kur balonu hakikaten 2002 ilkbaharında paÜadı.
Hisse senedi borsaları balona çok müsaittir. İMKB birkaç balon süreci yaşadı. Endeks inanılmaz düzeylere çıkıp çöktü. Onu gayrimenkul piyasası izler. Konut ve işyeri fiyatları bir süre yerçekimi kanunu dinlemez. Sonra fena halde yere çakılır.
İç talep de ekonominin yapısal özelliklerinden kopabilir. Saadet zinciri şöyle işler: Talep inşaat, ticaret ve diğer hizmet kesimlerine yönelir. Bu kesimlerin geliri artar. Artan gelirin harcanması gene bu kesimlere talep yaratır. Böyle sürer.
İç talep balonu kolay teşhis edilir. Bir yandan dış açık hızla büyür. Saadet zincirinin zayıf halkası dış açıktır. Diğer yandan herkes gayrimenkul işine girer. Fabrika ve ihracat "out" olur. Tower, Plaza, Center, Country, Residence, vs. "in" olur.
İki önemli uyarı
Bir: Anlatılan süreçte dış açık ve finansmanı ayrıntıdır. Bence dış açığın önemi geçmiş deneyimlerin etkisi ile gereksiz abartılıyor. Balon üretim ve harcama kararlarını ekonominin temellerinden kopardığı için zararlıdır. Balon uzadıkça zararı da artar.
İki: Balonun kökeninde gevsek maliye politikası yoktur. Tam tersine, 2005'te bütçe reel olarak fazla veriyor. Özelleştirme gelirlerinin de katkısı ile kamunun borcu nominal olarak düşüyor. Balon sıkı maliye politikasına rağmen oluşmuştur.
Bütçe fazlası, düşük enflasyon ve hızlı büyüme ile nasıl yapay talep balonu oluşabilir? Merak edenler 1990'ların ilk yansında Kore, Tayland, Endonezya, vs. Asya Kaplanlara bakmalılar. Asya krizi onlara çok şey öğretecektir. Ben de anlatacağım zaten.
Sanayi kalmadı, Towers verelim
Kronolojiyi kısaca özetleyelim
Haberin Devamı

