Hafta başından itibaren çevremde "Hoca ne oluyor, yeni bir kriz mi geliyor?" diye soranlarda büyük bir artış var. Vatandaşın ve piyasaların sinirli olup olmadığı bana gelen sorulardan derhal anlaşılıyor. Salı gecesi İş Yatırım'ın davetlisi olarak bu yılın Nobel İktisat Ödülü sahibi Kahneman'ı dinlemeye gittik. Mali piyasalara davranışsal ekonomi açısından baktı. İktisatla psikolojinin kesiştiği ilginç alanda dolaştı. İnsanların risk olayına nasıl yaklaştıklarını araştırmış. İktisat teorisi karar birimlerinin rasyonel davrandıklarını kabul eder. Burada rasyonelden kasdedilen tutarlı davranıştır. Kahneman'in bulguları sistematik şekilde tutarsız davranışlara pekala rastlandığını gösteriyor.
Türkiye'de yanlış hesaba temellenen davranış kalıpları çok yaygındır. Siyaset düzeyinde daha görünür oluyor. Ama tutarsız tercih ve karar almak siyasetçilerin tekelinde değildir. Onları oraya seçen vatandaşlar da zaten öyle davranırlar.
Özel konjonktür
İki hafta önce hükümeti uyarmak ihtiyacını hissettik. Hükümetten kamuoyuna giden işaret ve mesajların net olmadığını belirttik. Hükümetin ekonomik programı uygulama konusunda kararlılığı hakkında tereddüt oluşabilir dedik.
Maalesef hükümetin uygulayacağı iktisat politikası konusunda dağınıklığı sürdü. Özellikle programın üstüne inşa edildiği bütçe disiplinin gevşeyebileceği izlenimi verildi. Seçim sonrasında görülen iyimserlik yerini yavaş yavaş karamsarlığa bıraktı.
1998 yılından bu yana, Türkiye ekonomisinin seyrinde en büyük etki kamuoyunun uygulanan politikalara karşı güven duygusudur. Güven kaybolduğu an ekonominin başına neler gelebildiğini yaşayarak öğrendik.
Bu ilginç duruma iktisat literatüründe "çoklu denge" dendiğini de defalarca yazdık. Güven duygusunun zedelenmesi halinde nesnel koşulların gerektirdiğinden çok daha büyük bedellerin nasıl ödendiğini anlattık.
Türkiye'nin özel konjonktürü şöyle işliyor. Hükümet olayın ciddiyetini anlamıyor. Birbiri ardına hatalar yapıyor. Güvensizlik başlıyor. Kur ve faiz kıpırdanıyor. Gerisi çorap söküğü gibi geliyor.
Derhal moratoryum ve konsolidasyon rivayeti dolaşıma çıkıyor. Faiz ve kur büsbütün tırmanıyor. Herkes korkmaya başlıyor. Faiz ve kur tekrar gidiyor. Nereye kadar? Duruma göre, bazen birkaç gün, bazen birkaç hafta, neticede hükümet pes ediyor. Hatalar düzeltiliyor.
Buna da bir isim taktık. Piyasanın sopası dedik. Piyasa siyaseti çok etkin şekilde terbiye ediyor. Basıyor sopayı, siyasetçi öğreniyor. Gönlümüz sopasız öğrenmesini istiyor elbette. Ama ne çare, bu toprakların suyundan havasından olmalı, başka türlü öğrenilmiyor.
Kriz olur mu?
Bence kriz olmaz. Yukarıda anlattığım konjonktür işler. Son günlerdeki gibi bir mali çalkantı olur. Hükümet programı gevşettiği takdirde başına neler geleceğinin ilk provasını yaşar. Derhal kendisini toparlamaya başlar. Krizin ucundan dönülür.
Üzülmemek elde değil. Akılcı tutum, geleceğinin kanıtı geçmişte 'gelmesi' olan bu çalkantıya izin vermemektir. Ama Kahmeman'ın açıkladığı gibi insanlar her zaman akılcı davranmıyorlar. Okuyucularıma bu tür çalkantılar sırasında paniklememeyi tavsiye ederim. Bu filmi daha önce gördük. Sonunu biliyoruz. Sabırlı ve sakin şekilde filmin bilinen sonunu beklemekte yarar görüyorum.
Sabırlı olmak gerekiyor
Hafta başından itibaren çevrem
Haberin Devamı

