Asaf Savaş Akat

Asaf Savaş Akat

akatas@bilgi.edu.tr

Saadet zinciri kopuyor (mu?)

Borsa-döviz-faiz üçgeninde iki

Haberin Devamı

Borsa-döviz-faiz üçgeninde iki hafta önce başlayan dalgalanma bu hafta da devam etti. Her üçünde sert hareketler yaşandı. Neticede haftayı borsa düşüş, döviz ve faiz yükselişle kapattı.

Bu tür mali piyasa çalkantıları için frenk kökenli yeni bir sözcük dilimize yerleşti. Uçakla seyahat edenlerin iyi tanıdığı ani hava hareketlerine benzetilerek "türbülans" deniyor. Türkçesi "girdap" olabilirdi.

Son türbülansı ABD ve Japonya'da sıkı para politikasına geçiş tetikledi. Düşük faiz ve bol likidite daima mali spekülasyonu teşvik eder. Varlık fiyatlarında balonlara çanak tutar. Faiz yükselip likidite azalınca balonlar patlar. Sistem böyle çalışır.

Dolayısı ile türbülans bütün ülkelerin mali piyasalarını etkiledi. Ama farklı etkiledi. En çok hasar varlık fiyatları şişen ülkelerde görüldü. Ekonomik temelleri sağlam olanlar bile kurtulamadı. Rusya ve Hindistan buna iyi örnektir.

Kriz olur mu?
Bu hafta Anadolu'nun iki ucunda çok farklı kesimden vatandaşlarla konuşma fırsatım oldu. Herkesin kafasında aynı sorunun olduğunu gördüm. Bu türbülans 2001 benzeri mali krize dönüşür mü?

Vatandaşın tedirginliğini anlıyorum. 2001'in kötü izleri hafızalarda çok taze. Sadece 2001 mi? 1999, 1994, 1978, vs. son 30 yılın bitmez tükenmez krizlerinin tortulan da hala biryerlerde duruyor.

Cevabım net şekilde "hayır" oldu. Bugün Türkiye ekonomisi geçmişle mukayese edilemeyecek kadar sağlıklıdır. Nedeni altı yılda gerçekleşen yapısal reformlar ve kararlılıkla sürdürülen sıkı maliye politikasıdır.

Bir hususu her fırsatta vurguluyorum. Türkiye toplumu ekonominin güçlenmesi için büyük fedakarlık yapü. Bu olumlu tablo milli gelirin yüzde 6.5'ine ulaşan faiz-dışı fazlayı vergileri ile ödeyen vatandaş sayesinde oluştu. Bugünkü istikran ona borçlu olduğumuz iyi anlaşılmalıdır.

O zaman ne olur?
Konjonktür analizim biliniyor, özellikle 2003 ve 2004 yıllarında çok yanlış para politikası uygulandı. Merkez Bankası hükümete ve Türkiye'ye güvenmedi. Faizi çok yüksek tuttu. YTL'nin aşın değer kazanması varlık ve harcama balonlarına yol açtı.

Ekonomiyi sanayisiz, ihracatsız, istihdamsız ama enflasyonist bir büyüme açmazına sokan bu konjonktürü "saadet zincirine" benzettim. Mart başında tekliyor dedim (9 Mart 2006).

Esas soru budur. Yurt dışı kökenli bu mali türbülansın son 1.5 yıldır ekonomiyi sürükleyen iç talebe etkisi ne olur? Türbülansa rağmen "saadet zinciri" devam eder mi? Yoksa türbülans zinciri kopartacak mekanizmaları tetikler mi?

Her saadet zinciri gibi bu saadet zinciri de eninde sonunda kopacaktır. İç talep daralacak, ekonomi resesyona girecektir. Bu konuda tereddüt yoktur. Sorun o gün bugün mü onu kestirmektir.

Sorunun cevabını bilmiyorum. Ama kısa sürede öğreneceğimizi sanıyorum.

DİĞER YENİ YAZILAR