Asaf Savaş Akat

Asaf Savaş Akat

akatas@bilgi.edu.tr

Reel ekonominin sorunları bilançolara yansıyor

Yüksek faiz-düşük kur mücahidi

Haberin Devamı

Yüksek faiz-düşük kur mücahidi iktisatçılar sıkıntılı günler yaşıyor. Çünkü 2003 sonrasında uygulanan yanlış para politikasının ekonomiyi nasıl köşeye sıkıştırdığını saklamak giderek zorlaşıyor. Her yeni veri gidişatın zannedildiğinden de sorunlu olduğunu gösteriyor. Bu konuyu uzun süredir yazıyorum. 2004 sonundan itibaren konjonktürü yapay bir iç talep balonu belirliyor. İhracat ve imalat sanayii duraklıyor, ithalat, gayrimenkul-inşaat ve mali sektör ise altın günlerini yaşıyor.

Sanayiyi ve reel ekonominin önemli bölümünü boğan bu süreç için "Sanayi Kalmadı Towers Verelim" (18/12/2005) sloganını geliştirdim. Bu mızrağın bu çuvala sığmayacağını da birkaç kez hatırlattım.

Borsadan al haberi
Vatan ekonomi bölümü çok yararlı bir çalışma yaptı. Borsaya kayıtlı şirketler her yıl denetimden geçmiş bilançolarını ve kâr-zarar hesaplarını kamuoyuna açıklıyorlar. Bunları yıllar itibarıyla karşılaştırma olanağı oluşuyor.

Doğallıkla, borsaya kayıtlı şirketler ekonominin ancak bir kesitini kapsıyor. Ama hem nitelik hem nicelik açısından önemli bir temsil kapasitesine sahip olduklarını da söyleyebiliyoruz. Veriler banka ve mali kuruluşlar dışındaki borsaya kayıtlı şirketleri kapsıyor. Sanayi ve hizmet sektörlerini tek tek ele almak daha yararlı olurdu. Ancak veri tutarlılığı sorunları çıktı.

Ana eğilimler haberin içindeki tablodan derhal anlaşılıyor. Reel kesim 2001 krizinin şokunu 2003'de atlatıyor. Üç ana gösterge, bilanço toplamı, satışlar ve kârlar 2003'te ciddi bir toparlanma yaşıyor. 2004'te cüzi bir düzelme var. 2005'te nominal düzeyde bile düşmeye başlıyor.

Nominal durağanlık bile reel gerilemedir. Cari fiyatlarla GSMH 2004'te yüzde 20,3 ve 2003'te yüzde 13,4 yani iki yılda yüzde 36,4 büyüdü. Buradan borsaya kayıtlı banka ve mali kesim dışı şirketlerin özellikle 2005'te ekonomiye kıyasla küçüldüğünü anlıyoruz.

Yatırımı kârlılık belirler
Eskiler "malumu ilan" derdi. 2004 yaz aylarından itibaren para kazanmak, başarılı olmak ve büyümek isteyen müteşebbis için imalat sanayi ve ihracata yönelik alanlar cazibesini yitirdi. Nedenini de biliyoruz. TL'deki aşırı değerlenme kârlılığı törpüledi.

Piyasa ekonomisinin motoru kârlılıktır. İmalat sanayiinde kârlılık düşerken ithalatta, perakendede, gayrimenkul-inşaatta vs. velhasıl iç piyasaya hizmet üreten faaliyetlerde kârlılık artınca yatırımlar oralara kayar.

Olayın dinamik boyutuna özellikle dikkat çekelim. Mevcut konjonktürde kârlılıktaki düşüşle birlikte reel ekonominin sorunları giderek daha derinleşecektir.

DİĞER YENİ YAZILAR