Asaf Savaş Akat

Asaf Savaş Akat

akatas@bilgi.edu.tr

Para politikası ve ekonomi

Yılbaşından itibaren Türkiye e

Haberin Devamı

Yılbaşından itibaren Türkiye enflasyon hedeflemesine geçti. Bu bağlamda para politikası karar süreci değiştirildi. Daha önce kararı Para Politikası Kurulu'na danışarak Başkan alıyordu. Yeni rejimde karar organı PPK oldu.

Son bir ay içinde PPK ikisi olağanüstü olmaz üzere üç kez toplandı.

İki olağanüstü toplantıda Merkez Bankası'nın para piyasalarını denetleme aracı gecelik borç alma ve borç verme faizlerinin yükseltilmesi kararı çıktı.

Borç alma faizi önce 1,75 puan, sonra 2,25 puan artarak yüzde 17'ye yükseldi. Borç verme faizi bir süredir 3 puan daha yukarıda tutuluyordu. Fark korunarak yüzde 16,25'den yüzde 20,25'e çıkartıldı. Yani gecelik faizlerde toplam 4 puan artış gerçekleşti.

Para politikası ve finans kesimi
Kamuoyunun para politikasına layık olduğu önemi vermemesinden daha yeni şikâyet ettim. Halbuki yanlış para politikaları ekonomiye çok ağır hasar verebilir.

Geçmişte bunun vahim örnekleri vardır. 1930'larda Amerikan ekonomisini çökerten "Büyük Buhran" yanlış para politikasının sonucudur. Japonya'nın son dönemdeki kötü performansı da aynı sorundan kaynaklanmaktadır.

Türkiye kamuoyu, para politikasını borsa-kur-faiz üçgeni içinde değerlendirme eğilimi taşıyor. Başka bir ifade ile para politikasına finans kesiminin bakış açısı öne çıkıyor. Finans çevrelerinin kamuoyunu etkileme gücü de bunda rol oynuyor.

Şüphesiz, para politikası kararları finans kesiminin kârlılığını kısa dönemde bire bir etkiler. Faiz hareketleri finans kesimi oyuncularının büyük kârlar olduğu kadar büyük zararlar yazmalarına neden olur. Ancak, finans kesimi buzdağının görünen yüzüdür. Para politikasını önemli kılan esas unsur ise orta vadede diğer kesimlere olan etkisidir. Türkiye'de "reel ekonomi" deniyor. Daha doğrusu "finans-dışı kesimler" kavramıdır.

Talepte büyük daralma
Merkez Bankası'nın faizleri yükseltmesi iç talebi düşürerek enflasyonu denetim altına almayı amaçlar. Ayrıntıya girince, faiz artışı ile tüketim ve yatırım harcamalarının kısılması hedeflenir.

Her ekonomik birimin harcaması bir başkasının gelirini oluşturur. Harcamaların azalması gelirleri düşürür. Azalan gelir insanlan tekrar harcamalarını kısmak zorunda bırakır. Resesyon denen bu süreç ekonomiyi yeni dengesine getirir.

PPK'nın yeni kararına bu açıdan bakabiliriz. İlk faiz artırımının yol açacağı talep daralması ve resesyon yetersiz bulunmuş. Daha sert bir talep daralması yani iyice derin bir resesyon için düğmeye basılmış.

Bu arada... Bizi bugüne 2003 sonrasında uygulanan yanlış para politikasının getirdiğini özellikle unutmamak gerekiyor.

DİĞER YENİ YAZILAR