Asaf Savaş Akat

Asaf Savaş Akat

akatas@bilgi.edu.tr

Para politikası değişiyor

Gündem hızlanınca yetişmekte

Haberin Devamı

Gündem hızlanınca yetişmekte zorlanıyoruz. Son on günü hatırlayalım. Önce Katılım öncesi Ekonomik Program (KEP) tanıtıldı. Sonra IMF ile yeni Standby Anlaşmasının ana hatları ortaya çıktı.

Birbirini tamamlayan iki metin hakkında yazma fırsatını bulamadık. İçlerinde önümüzdeki dönemde para politikasında bazı değişikliklere gidileceğinin ipuçları vardı. Bunları Merkez Bankası Başkanı dün açıkladı.

Bir zamanlama karışıklığı da oldu. Eylül başından bu yana Merkez Bankası gecelik borçlanma faizini yüzde 20'de sabit tutuyordu. Dün 2 puan indirim yapıldı. Gecelik borç verme faizi yüzde 18'e indi. İki olay arasında bir bağlantı olmadığını özellikle vurgulayalım. Dün yapılan faiz indirimi yılbaşından itibaren terk edilecek para politikasının parçasıdır. Para politikasındaki gerçekleşecek değişmenin sonucu değildir.

Örtük (!) enflasyon hedeflemesi
Küçük bir hatırlatma ile başlayalım. Şubat 2001'de dalgalı kur rejimine bir günde geçiverdik. Zor bir gündü, sonraki yıl da zor geçti ama oldu. O arada, dalgalı kur rejimi para politikası yöntemini değiştirmeyi gerektirdi.

Para arzını denetleyen yöntemler gözden düşmüştü. Enflasyon hedeflemesi popülerdi. Türkiye'nin de enflasyon hedeflemesine geçmesi kararlaştırıldı. Ancak, kur rejiminden farklı olarak, para politikasında uzun bir geçiş dönemi tercih edildi.

Enflasyon hedeflemesinin avantajı, Merkez Bankası'na aynı anda hem yetki hem de sorumluluk verilebilmesidir. Hükümet enflasyon hedefini saptar. Merkez Bankası şeffaf para politikası uygular. Hedefi tutturmadığı taktirde hesap sorulur.

Türkiye'nin geçiş döneminin ilk üç yılında şeffaflık toptan rafa kaldırıldı. İngilizce "implicit" karşılığına "örtük" sözcüğü tam oturdu. Üç yıldır para politikası kararlarının üstü resmen örtüldü. Gizlilik perdesi arkasına saklanıldı.

Dolayısı ile enflasyon hedeflemesinin diğer önemli avantajı da yok oldu. Şeffaflıkla birlikte hesap verilebilirlik ortadan kalktı. Üç yıldır para politikasında yetki vardı. Ama sorumluluk ve hesap sorulabilirlik yoktu.

Şeffaflığa doğru
Geçiş döneminin bu kadar uzun sürmesinin gerisinde bu basit gerçek vardır. Bürokrasi yetkinin en çok sorumluluk getirmeyen ve hesap sorulamayanını sever. "Örgütlenmiş sorumsuzluğun" getirdiği imtiyazlara özellikle sahip çıkar.

Ama koşullar değişiyor. IMF, AB, kamu reformu, vs. her yandan şeffaflık ve hesap verme talepleri geliyor. Bunlara direnmek zorlaşıyor. Daha çok şeffaflık ve hesap verilebilirliği sağlayacak adımlar mecburen atılıyor.

Öyle oldu. Şu sıralar talih bize gülüyor. Gene biz kazandık. 2005 yılında para politika kararlarını şeffaflaştırmak zorunda kaldılar. Örtünme, gizlilik, sorumsuzluk azaldı. Yetki sahiplerinden hesap sorma olanakları genişledi.

Karar gecikmiştir ve yetersizdir. Gene de çok önemlidir. Çünkü yetkili ama sorumsuz bürokratik yapılardan birinin daha terbiye edilmesini simgelemektedir.

DİĞER YENİ YAZILAR