2000 yılında devreye giren enflasyonla mücadele programı Türkiye ekonomisinde çok ciddi yapısal reformları başlattı. Bir bölümü doğrudan kamu maliyesini ilgilendiriyordu. Kamu kesimine faiz-dışı fazla hedefleri kondu. Bütçe-dışı harcamalar durduruldu.
Bir başka yenilik belirli piyasaları düzenleyecek bağımsız kurulların kurulması idi. Şubat krizi ve sonrasında bankacılıkta gerçekleştirilen operasyonlar BDDK'yı (Bankacılık Denetleme ve Düzenleme Kurulu) kamuoyunun yakından tanımasını sağladı.
Uzan Grubu'na ait Çukurova ve Kepez elektrik şirketlerinin faaliyetlerinin durdurulması olayı ile kamuoyu EPDK (Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu) adlı bağımsız kurulla tanıştı.
Aynı anda, Rekabet Kurumu'ndan iki cep telefonu operatörü Turkcell ve Telsim'e milyon dolar mertebesinde para cezası geldi. Sıradan bir raslantı mı? Yoksa piyasa reformları sonuç vermeye mi başladı?
Teorik çerçeve
İktisat teorisinde "doğal tekel" kavramı var. Doğal sözcüğü üretilen mal yada hizmetin özelliklerini kasdediyor. Genellikle su, elektrik, telefon, kablo TV, doğal gaz gibi hizmetlerde raslanıyor. Kendi haline bırakıldığı takdirde bir tek firma piyasaya hakim oluyor.
Elektrik örneğine bakalım. Her eve ve işyerine elektrik kablosu çekmek ve trafolar kurmak gerekiyor. Bu yatırımı gerçekleştiren firma büyük bir avantaj elde ediyor. Her eve ve işyerine ikinci elektik kablosunu çekmeye kimse yanaşmıyor. Su, telefon ve diğerleri için de aynı durum söz konusu.
Doğal tekel karşısında iki farklı tavır olabilir. Biri, bu sektörlerde devlet tekelleri tesis etmektir. Böylece tekel kârları kamuya aktarılır. Türkiye bu yolu seçmişti. Elektrik dışındakilerde halen devlet tekelleri sürüyor.
İkincisi, düzenleme yolu ile sektöre rekabet getirmektir. Yine elektrik örneğine dönelim. Üç aşama ayırt ediliyor: üretim, dağıtım ve pazarlama. İlki ve üçüncüsü her isteyenin girebildiği rekabetçi sektörler oluyor. İkincisi ise bunlara hizmet veren bir özel şirkete dönüştürülüyor.
Mantık basittir. Her eve yine bir tek elektrik kablosu geliyor. Fakat tüketici elektriğini istediği pazarlama firmasından satın alabiliyor. Onlar da elektriği istedikleri üreticiden satın alıyorlar. Böylece elektriğin hem üretimine hem de dağıtımına rekabet geliyor.
Rekabet tekel rantlarının ortadan kaybolmasına neden oluyor. Tüketici daha ucuza elektrik kullanmaya başlıyor. Ekonomik etkinlik ve dolayısı ile ülkenin refahı artıyor.
Özel tekeller
Elektrik sektöründe kamu tekeli (TEK) sürerken yukarıda özetlenen düzenlemeye ihtiyaç duyulmamıştı. Dolayısı ile özel elektrik şirketleri de aynen TEK gibi yerel tekel olarak kurulmuşlardı.
Sonra sektörü özelleştirmeye açacak düzenlemeler yapıldı. TEK bölündü. Üretim, dağıtım ve pazarlama şirketleri ayrıldı. Özel şirketlerin de yeni düzenlemeye uymaları talep edildi.
Anlayabildiğim kadar Çukurova ve Kepez elektrik yeni düzenlemenin kendilerine uygulanamayacağını iddia ettiler. Üretim, pazarlama ve dağıtımı tek elden yapmayı sürdürdüler. Hukuki sürecin ayrıntılarına vakıf değilim. Ama gelinen noktayı hep beraber izliyoruz.
Özelleştirme, doğal tekel ve rekabet
2000 yılında devreye giren enf
Haberin Devamı

