Asaf Savaş Akat

Asaf Savaş Akat

akatas@bilgi.edu.tr

Özel hakikat ve kamusal yalan

Profesör Timur Kuran Türkiye'd

Haberin Devamı

Profesör Timur Kuran Türkiye'de az tanınan bir iktisatçıdır. ABD'nin batı sahilinde ünlü University of Southern California'da öğretim üyesi. Kendisine "Kral Faysal İslami Düşünce ve Kültür Kürsüsü" verilmiş. İslam-iktisat ilişkisi hakkındaki araştırmalarına daha önce değinmiştim (Sabah Gazetesi 8/2/1996). Bugünkü yazımın başlığı Timur Kuran'ın Harvard Üniversitesi tarafından 1995 yılında yayınlanan kitabının adıdır: Özel Hakikatler ve Kamusal Yalanlar - Tercihleri Yanlış Yansıtmanın Toplumsal Çıkarsamaları (Private Truths and Public Lies - The Social Consequences of Preference Falsification). Elimdeki kitabı 1998 yazında istanbul'u ziyareti sırasında görüştüğüm Kuran bana (imzalayarak) vermişti. Köşeme neden beş yıl sonra, bugün taşıdığımı haklı olarak soracaksınız. Baştan söyleyeyim. Bir haftadır canlanan asker-darbe-siyaset tartışması konuyu benim için güncel hale getirdi.

Yalanı yaşamak
Kuran siyasi özgürlüğün şu ya da bu şekilde kısıtlandığı bütün ülkelerde raslanan bir olgudan yola çıkıyor. İnsanlar özel yaşamlarında ve söylemlerinde kabul ettikleri bir hakikati kamusal alana çıkınca reddediyorlar. Hatta tam tersini söylüyorlar. Timur'un aklında özellikle totaliter rejimler var. Önsözde bir Çek entelektüelinin sorusu yer alıyor. "Siz totaliter bir ülkede yaşamadığınız halde nasıl oluyor da bu süreci bu kadar iyi anlayabiliyorsunuz?" Belli ki Türk olmak avantaj sağlıyor. Hemen bir örnek verelim. Türkiye'de vatandaşların bir bölümünün anadilinin Kürtçe olduğunu bilmiyen yoktur. Herkesin çevresinde Kürtler vardır. Ailede, kahvede, sohbetlerde bu hakikat rahatlıkla seslendirilir. Buna karşılık, kamusal alanda aynı insanlar yıllar boyunca Türkiye'de Kürt olmadığını söylediler. Bunu ille birilerinden korktukları için yapmadılar. Öyle olması gerektiği için yaptılar. Esas sorun, özel hakikatin kamusal alanda yalana dönüşmesini yadırgamamaları idi. Kitabın ilk bölümünün adı "Yalanı yaşamak". Bu tür toplumlarda özelden kamusal alana geçişte hakikatin yalanla ikame edilmesinin iç dinamiğini araştırıyor. Bireylerin hakikat yerine yalan olduğunu bildikleri resmi söylevi tercih etmelerinin nedenlerine bakıyor.

Değişimin engellenmesi
Kitabın ikinci bölümünün adı "Değişimin engellenmesi". Bölümün ilk altbaşlığı "Kolektif tutuculuk". Yalanla yaşamayı kabul etmenin uzun dönemde yüksek toplumsal maliyetlerini irdeliyor. Kamusal yalanlar toplumun gelişmesinin önünde çok önemli engeller dikiyor. Çünkü değişim taleplerini kaynakta kurutan ve maalesef toplum tarafından paylaşılan bir tutuculuğu besliyor. Yani toplum değişime ayak uydurma yeteneğini kaybediyor. Türkiye'de totaliter özlemleri yansıtan kamusal yalanlardan bazıları özel hakikatle buluşmaya başladı. Örneğin Kürt sorununda, İslam konusunda devasa adımlar atıldı. Bence son haftanın askeri darbe söylemi asker-sivil ilişkisini de biran önce kamusal yalandan toplumsal hakikate taşıma zamanının geldiğini hatırlatıyor.

DİĞER YENİ YAZILAR