Asaf Savaş Akat

Asaf Savaş Akat

akatas@bilgi.edu.tr

Olağandışı günler

AKP hükümeti ABD ile askeri iş

Haberin Devamı

AKP hükümeti ABD ile askeri işbirliğine izin veren tezkereyi şubat sonunda Meclis'e getirdi. 1 Mart Cumartesi günü oylama yapıldı. Evet oyları hayır'lardan fazla olmasına rağmen Türk hukukunda çekimser oyları fiilen "hayır" a dönüştüren yöntem sayesinde tezkere kabul edilmedi. 4 Mart'ta çıkan yazımda şöyle demiştim: "Bu kararın yakın bir tarihte değişeceği spekülasyonları yapılıyor. Bana makul gelmiyor. Herkesin kararı içine sindirmesinde yarar görüyorum." Geçen hafta çok önemli iki gelişme yaşandı. Birincisi, Kıbrıs için Annan tarafından hazırlanan çözüm planı geri çekildi. Çözümsüzlük çözümdür anlayışı gene galip geldi. Dolayısı ile Türkiye-AB ilişkilerinde ciddi bir bozulma ihtimali belirdi. İkincisi, pazar günü yapılan Azor zirvesinden ABD'nin Birleşmiş Milletler'in ve Türkiye'nin işbirliği olmaksızın savaşı başlatacağı anlaşıldı. Artık gün konuşuluyor. Böylece tezkere kendiliğinden kadük hale geliyor. Hızla değişen koşullar iç piyasaya yansıdı. Borsa yüzde 10'a yakın düştü. Dolar 1.700.000 TL.yi, faizler ise yüzde 70'leri gördü. Ekonomide yeni bir çalkantı dönemi ihtimali artmıştır.

Dönüm noktası
Durum nedir? AB ile ilişkileri bozma pahasına Kıbrıs'ta Annan planı reddediliyor. ABD ile sürtüşme pahasına askeri işbirliği yolu kabul edilmiyor. Bunları sıradan kararlar olarak göremiyoruz. Tam tersine, Cumhuriyet tarihinin dönüm noktalarından birine tekabül ettikleri kanısındayız. Teşhiste bir hata yapmayalım. İçinde yer aldığımız bölge yakın tarihin en büyük krizini yaşarken Türkiye aynı anda hem AB hem de ABD ile ters düşüyor. Üstelik bu olay ekonominin son derece kırılgan olduğu bir anda gerçekleşiyor. İki açıklayıcı hipotez olabilir. Biri nisbeten masumdur. Bu süreci Türkiye'yi yönetenlerin beceriksizliklerine ve yaptıkları vahim hatalara atfetmektir. Hatayı kimin; hükümetin mi, muhalefetin mi, Cumhurbaşkanı'nın mı, askerlerin mi yaptığı ikincildir. İkincisi o kadar masum değildir. Ortalıkta hata ya da beceriksizlik yoktur. Türkiye'yi yönetenlerin bilinçli tercihleri vardır. Hesaplar yapılmıştır. Ona göre riskli pozisyonlar alınmıştır. Kararlardan Türkiye'nin kazançlı çıkacağı öngörülmüştür. Gene hesabı kimin yaptığı ikincildir.

Nereye gidiyoruz?
Şu anda iki hipoteze de destek olabilecek kanıtlar bulabiliriz. Ama bunlar kesin bir sonuca varmak için yetersizdir. Biraz hayret, biraz şaşkınlık, biraz korku ile olup bitenleri izlemekten başka çaremiz yoktur. Açıkça söylemek ihtiyacını hissediyorum. Türkiye'yi yönetenlerin ülkeyi nereye, neden ve nasıl götürmek istediklerini kestiremiyorum. "Evdeki hesap çarşıya uymaz" özdeyişi aklıma geliyor. Ciddi şekilde tedirginim.

DİĞER YENİ YAZILAR