OECD Türkiye raporunu geçen yazımızda tanıttık. Rapordaki analizlerin kalitesini ve bilgilerin önemini özellikle belirttik. Ortalığın sakin olmasından yararlanarak rapordan ilginç bölümleri okuyucularımıza aktaracağız.
Ekonomik başannın uzun dönemde nihai göstergesi büyüme hızıdır. Gelişmiş ülkelerle aradaki gelir ve refah farkını kapatmanın ve işsizlik sorununu çözmenin bir tek yolu vardır. O da hızlı büyümedir.
Son 30 yıl itibanyla Türkiye bu açıdan vasat performans göstermiştir. Örneğin satın alma gücü paritesi ile kişi başına geliri, ABD'nin beşte biri (yüzde 20'si) civarında sabit kalmıştır.
Benzer durum AB için de geçerlidir. 1990'lardan bu yana AB ile aradaki mesafe sabit kalmış, hatta biraz genişlemiştir. Raporda 2003 yılında Türkiye'nin satın alma gücü paritesi ile kişi başına geliri AB ortalamasının yüzde 27'si olarak veriliyor.
Varsayımlar ve sonuçlar
Rapor her fırsatta enflasyonla mücadele ve yapısal reform konularında son dönemde atılan olumlu adımları methediyor. Bunların Türkiye'ye tarihi bir 'fırsat penceresi' açtığını vurguluyor. Ortalama büyüme hızında ciddi bir yükselme bekliyor.
Bu amaçla 2003-2015 dönemini kapsayan bir simülasyon yapılmış (sayfa 25). Üç senaryo hazırlanmış: Zayıf büyüme, orta-güçlü büyüme ve güçlü büyüme. Ortadakini bir kenara bırakalım. Kısaca iki uç hale bakalım.
İlki 1990'lardaki trendin devamı, yani tekrar yüksek enflasyon, popülizm, krizler, vs. geçmişe geri dönülmesi anlamına geliyor. Dolayısı ile yatırımlar ve istihdam çok yavaş artıyor. GSMH ve kişi başına gelirde büyüme sırası ile yüzde 3.1 ve yüzde 1.4'de kalıyor. Kişi başına gelir 2015'te AB'nin yüzde 25'ine geriliyor.
Son senaryo reformlann hızlanarak devam ettiğini kabul ediyor. Yeni ortam yatırımları, istihdamı ve toplam faktör verimliliğini olumlu etkiliyor.
GSMH ve kişi başına gelirde büyüme sırası ile yüzde 7.4'e ve yüzde 5.6'ya ulaşıyor. 2015'te Türkiye'de kişi başına gelir, AB ortalamasının yüzde 41'ine çıkıyor.
'Yakalama dönemi'
Birkaç kısa gözlem yapalım. Gelişen ülkelerin gelişmişlerle aradaki farkı kapamalarına iktisat literatüründe 'yakalama'(catch-up) deniyor. Son 30 yıldaki yüksek enflasyon macerasının Türkiye'ye esas bedeli kaybedilen büyümedir.
13 yıl boyunca GSYİH'da yüzde 7.4 büyüme tutturmak abartılı durabilir. Örnekler çoktur. OECD raporu İrlanda'nın 1993-2001 arasında ortalama yüzde 8.1, Kore'nin ise 1982-1991 arasında yüzde 8.9 büyüdüğünü hatırlatıyor.
2002 ilkbaharında TÜSİAD için AB üyeliği, yabancı sermaye ve büyüme arasındaki ilişkileri inceleyen bir araştırma yapmıştım. (İnternet sitemde var.) İyimser senaryoda 2003-2012 için büyüme hızını yüzde 7.3 hesaplamıştım. Aklın yolu bir derler.
OECD'den büyüme senaryoları
OECD Türkiye raporunu geçen ya
Haberin Devamı

