Türkiye'yi yönetenlerin ABD ile askeri işbirliği konusunu yüzlerine gözlerine bulaştırdıkları anlaşılıyor. Yazıyı çarşamba öğleden sonra yazıyorum. Savaşın fiilen başladığı yönünde haberler geliyor. Hükümet ise hâlâ ABD'ye uçuş hakkı vermeyi tartışıyor. Bütün bu olup biteni nasıl tefsir edeceğiz? İki kolay yöntem var. Biri Türkiye'yi yönetenlerin zaten olayların aynen böyle seyretmesini arzuladıklarıdır. Ortada hata filan yoktur. Bilinçli şekilde alınan doğru kararlar vardır. İkincisi ise Türkiye'yi yönetenlerin zaten çok cahil, becereksiz, kötü niyetli, vs. olduklarıdır. Ne yaptıklarını bilmedikleri için vahim hatalar yapmaları da kaçınılmazdır. Tezkere de sıradan ve kaçınılmaz hatalardan biridir.
Bilinmeyen geleceğin zorluğu
Her iki tefsirde de biraz hakikat payı olabilir. Eminim Türkiye'yi yönetenlerin bir bölümü bu durumu arzulamıştır. Bir bölümünün ise böyle karmaşık durumları doğru analiz etme yeteneğinden yoksun oldukları açıktır. Ancak bu iki hipotezin karar sürecine katılanların çoğunluğunu kapsamadığı kanısındayım. Yani önemli bölümünün bu sonucu istemediğini ve bu sonucu engelleyecek bilgi ve yeteneğe sahip olduğunu düşünüyorum. Başka nedenlere bakma gereğini duyuyorum. Bence karar sürecini iyi tahlil etmek gerekiyor. Her karar, bilinmeyen bir gelecek hakkında yapılan değerlendirmeler ve analizler üstüne inşa edilir. Analizler kararın varsayımlarını üretir. Yanlış karar yoktur. Yanlış analiz vardır. Sonradan bakınca doğru gibi duran kararlar aslında doğru analizlerdir. Sonradan alanları müşkül durumda bırakan bütün kararların geresinde ise yanlış analizler buluruz. Bugünü kısıtlayan geleceğin bilinmemesidir. Türkiye'nin en önemli sorunu, dünya gerçeklerinden kopuk analiz ve hipotezlerin toplum ve yönetenler nezdinde kolayca taraftar bulmasıdır. Üstelik bunları çoğu Çetin Altan ustanın "Türk'ün Türk'e propagandası" dediği türdendir.
Yanlış hesap gerçekten döner
Türkiye'yi bugünkü garip duruma getiren hatalı değerlendirmelere çok örnek verebiliriz. Önemlilerini seçtim. Düne kadar bunlara inanan çoktu. Şimdi yanlış oldukları açıkça ortaya çıktı. Bilinen bir tema ile başlayalım. "Kuzey cephesi açılmadan ABD Irak'a saldıramaz; böylece Türkiye tezkereyi redderek savaşı engelleyebilir." CHP, Cumhurbaşkanı ve savaş karşıtları böyle düşünüyordu. İkincisi ilkinin devamıdır. "ABD mutlaka Türkiye ile anlaşmak zorundadır; gecikme önemsizdir çünkü ABD bizi beklemek zorundadır." Bu görüş hükümet ve sivil-asker bürokrasi nezdinde taraftar bulmuştu. Bunları savaşın öbür cephesine bağlayabiliriz. "Türkiye çok güçlüdür; ABD Türkiye ile ters düşmeyi göze alamaz yani gereğinde ABD'ye rağmen Irak'a girer ve askeri operasyon yaparız." Buna samimiyetle inanlar da çoktu. İlk tezkere Meclis'e gelmeden önce uzun pazarlıklar yapılmıştı. O sıralarda ya ABD "siz uzatınca ben de strateji değiştirdim, artık size ihtiyacım kalmadı, teşekkür ederim" der ve müzakerelerden çekilirse diye sorduğumu hatırlıyorum. Nitekim öyle olmuşa benziyor.
Nasıl hata yapılır?
Türkiye'yi yönetenlerin ABD il
Haberin Devamı

