Asaf Savaş Akat

Asaf Savaş Akat

akatas@bilgi.edu.tr

Milli gelirin bileşimi

Milli gelirde rekor büyümenin

Haberin Devamı

Milli gelirde rekor büyümenin anlamını araştırıyoruz. İlk yazıda talep açısından büyümenin kaynaklarına baktık. Tüketim ve yatırım harcamalarının eşit katkı yaptığını saptadık. Mal-hizmet ihracatının katkısı biraz daha düşüktü.

Bugün milli gelirin harcamalar açısından bileşimine bakıyoruz. Birkaç hedefimiz var. Biri kamuoyunda çok tartışılıyor. Rekor büyümeyi tüketim patlamasına bağlayan analizlere sık rastlanıyor. Hakikaten öyle mi? Sayılara bakmak gerekiyor.

Diğeri benim favori konularım arasında yer alıyor. Şubat krizi sonrasında stok değişmelerine bir hal oldu. Milli gelir verilerine göre satılmayan yani stoklara eklemek üzere yapılan üretim çığ gibi büyüyor. Gelinen noktayı iyi saptamak gerekiyor.

Tüketim, yatırım ve iç talep
Gazetedeki köşemde yayımlanan tabloda 1998-2004 arasında gayrisafi yurt içi hasılanın (GSYİH) ana kalemler itibarıyla yüzde olarak bileşimi gösteriliyor. Meraklılarına yöntemle ilgili iki hususu hatırlatalım.

Birincisi, hesaplar dolar üstünden yapılıyor. Çeyrek verileri çeyrek ortalama kurundan dolara çevriliyor, toplamı ile yıllığa ulaşılıyor. İkincisi, harcama kalemlerinde istatistiki hata düzeltmesi yapılmıyor. İstatistiki hata ayrı bir kalem olarak veriliyor.

Toplam tüketim özel ve kamu tüketim harcamalanndan oluşuyor. 1998-2001 arasında milli gelirde tüketimin payı her yıl yükseliyor. 2002'den bu yana sürekli düşüyor. En önemlisi 2004'te en düşük değere (yüzde 79) iniyor.

Toplam yatırım özel ve kamu yatırım harcamalanndan oluşuyor. 1998-2003 arasında milli gelirde yatırımın payı her yıl düşüyor. 2004'te tekrar yükselişe geçiyor. Yatırımlar milli gelirin yüzde 18'ine ulaşıyor.

1998-2001 arasında stok hariç iç talep milli gelirin yüzde 7-10 arasında üstünde seyrediyor. 2002'den sonra iç talep milli gelirden düşük seyrediyor. Bu özellik 2004 yılında da sürüyor (yüzde 97).

Dış talep, stoklar ve istatistiki hata
İhracatın milli gelirdeki payı 1999'da düşüyor. 2000'de biraz artıyor. 2001'de yüzde 34'e tırmanıyor. Sonra yüzde 29 düzeyine yerleşiyor. İthalat biraz daha dalgalı seyrediyor. 2004 yılında rekor düzeye (yüzde 35) ulaşıyor.

İhracatla ithalat arasındaki farka dış talep diyoruz. 2000'de, milli gelirin yüzde 8'i ile en yüksek dış açık veriliyor. 2004'te dış açık milli gelirin yüzde 6'sı düzeyinde oluşuyor.

Stok değişiminin milli gelirdeki payı 1998-2001 arasında ihmal edilir düzeylerde (yüzde - 1 ile + 2 arasında) ve iki yönlü seyrediyor. Ancak 2002'den itibaren hızlı bir artış görülüyor. Stoğa yapılan üretim 2004 yılında milli gelirin yüzde 8'ine ulaşıyor.

İstatistiki hata 1998-2001 arasında hep eksi çıkıyor. Bu dönemde üretimden hesaplanan milli gelirden fazla harcama yapılıyor. 2002'den sonra istatistiki hata artıya geçiyor. Yani harcamalar üretimden hesaplanan milli gelirin altında kalıyor.

2004 bulgularını özetleyelim. Milli gelirde tüketimin payı düşmüştür. İç talebin milli gelire oranı gerilemiştir. Stoğa üretim rekor düzeye çıkmıştır. Toplam harcama milli gelirin altında kalmıştır. Devam edeceğiz.

DİĞER YENİ YAZILAR