AB olayına ve Kopenhag zirvesine kitlenince DİE tarafından yayınlanan milli gelir sayılarını ihmal ettik. Genellikle yayından sonraki ilk yazıda ele alırım. Bu kez küçük bir gecikme ile ancak bugün bakacağım.
Bu yıl Türkiye ekonomisi karamsarları utandırmaya kararlı duruyor. İkinci çeyrekte milli gelirde rekor büyüme yaşanmıştı. Üçüncü çeyrekte büyümenin sürmesini ama yavaşlamasını bekliyorduk. Tahminimizden daha iyi çıktı. Özetle sayılan hatırlatalım: GSYİH ve GSMH üçüncü çeyrekte sırası ile yüzde 7,9 ve 7,8 artmış. Kabaca yüzde 8 büyüme oldu diyebiliriz. İkinci çeyrekte büyüme aynı sıra ile yüzde 8,8 ve 9,4 olmuştu. Demek ki yavaşlama 1-1,5 puandan ibaret kalmış.
2002'nin ilk üç çeyreğinde GSMH ve GSMH sırası ile yüzde 6,5 ve 6,2 artmış. Halen içinde bulunduğumuz dördüncü çeyrekten gelen haberler de iyi. Bu durumda yıl sonu büyüme hızının yüzde 7'ye tırmanması bile ihtimal dahilindedir.
Büyümenin kökenleri
Son yıllarda Türkiye'de büyüme hızını belirleyenin üretim kapasitesi olmadığı biliniyor. Tam tersine pek çok sektörde önemli miktarda kullanılmayan kapasite mevcut. Büyüme esas itibariyle talepteki değişim tarafından belirleniyor.
Talep düşünce üretim ve milli gelir azalıyor. Talep artınca üretim ve milli gelir artıyor. O açıdan büyümenin nereden kaynaklandığını anlamak için talepteki değişime bakmamız gerekiyor.
İktisatçıların bu amaçla geliştirdiği basit bir yöntem var. Adına "büyümenin kökenleri" deniyor. Farklı harcama kalemlerinin artış hızını o kalemin milli gelirdeki ağırlığı ile çarpıyoruz. Böylece o harcama kaleminin talebe ve oradan büyümeye yaptığı katkıyı buluyoruz. Bunu üç çeyrek (dokuz ay) toplamı için yapacağız.
Milli gelirde en büyük harcama kalemi tüketimdir. Takriben toplam talebin üçte ikisini oluşturur. 2002'de yüzde 1,1 artmış. Dolayısı ile büyümeye katkısı yüzde 0,7'de kalmış. Büyüme tüketimin artmasından kaynaklanmıyor diyebiliriz.
İkinci büyük kalem yatırımlardır. Toplam talebin beşte birini oluşturur. 2002'de yüzde 5,7 azalmış. Dolayısı ile büyümeye katkısı yüzde - 1,2 olmuş. Yatırımlara kalsa ekonomi yüzde 1,2 küçülecekmiş.
Üçüncü önemli kalem kamu tüketimidir. Toplam talebin takriben onda birini oluşturur. 2002'de yüzde 5,9 artmış. Dolayısı ile büyümeye katkısı yüzde 0,4 olmuş. Devlet harcamaları da büyümeyi açıklamıyor.
Bunların toplamı sıfır ediyor. Ne demek? Tüketim, yatırım ve kamu tüketimine kalsa milli gelir 2002'nin ilk dokuz ayında hiç büyümeyecekmiş. Pekala, yüzde 6,5'luk büyümenin talebi nereden geliyor?
Stok değişimi
Stok değişiminden geliyor. 2002 ilk üç çeyreğinde stok değişmelerinin büyümeye katkısı yüzde 6,9 tutuyor. Yani milli gelir artışından da fazla. 2001'de tam tersi olmuştu. Firmaların belirsizlik karşısında stok eritme çabaları milli gelirde yüzde 4 azalmaya yol açmıştı.
Böylece dış ticaretin katkısı da kendiliğinden ortaya çıkıyor. İhracat milli geliri yüzde 4 arttırıcı, ithalat ise yüzde 4,4 azaltıcı etki yapmış. Dış ticaretin net etkisi yüzde - 0,4 çıkıyor. Bunu stok artışından gelen yüzde 6,9'la toplayınca GSYİH büyüme hızı olan yüzde 6,5'a ulaşıyoruz. Hesap budur.
Milli gelirde büyüme
AB olayına ve Kopenhag zirvesi
Haberin Devamı

