Uluslararası mali piyasaların tedirginliği mayıs ortasından bu yana bizimkini zaten fena çarpmıştı. Ayağı ile yorganını denk getiremeyen ekonomilerin kaderidir. Dünya nezle olup hapşırınca ağır griple yatağa düşerler.
Cuma akşamüstü yayınlanan mayıs enflasyonu üstüne tuz biber ekti. Verileri değerlendirmek için CNBC-e kanalına çağırılmıştım. Mali kesimi kapsayan panik havasını birinci elden izleyebildim.
Aklıma Ege Cansen'in "yüksek faiz-düşük kur mücahidi iktisatçıları" geldi. Yeni katılanları da göz önünde tutarak Ege onları "resmi iktisatçılar" rütbesine terfi ettirdi. Bir kez daha çok iyi oturtmuş.
Son dönemde o alemin analizleri bana gece yarısı mezarlıktan geçerken ıslık çalanların tavrını hatırlatıyordu. Bu mızrağa çuval dikmenin her geçen gün zorlaştığını hep söylüyorum. İşleri zor; kolay gelsin diyelim.
Enflasyon ve kur
Öncelikle vurgulanması gereken çok önemli bir husus var. Mayısta kaydedilen fiyat artışlarında ayın ikinci yarısında TL'de yaşanan değer kaybının etkisi yok denecek kadar azdır.
Tarihleri kısaca hatırlatalım. Kurdaki ilk küçük hareket 12 Mayıs'ta oldu. Ayın ilk yarısı için ortalama dolar kuru 1.32 YTL'dir. Dolar kuru 1.40 YTL'yi 15 Mayıs'ta, 1.50 YTL'yi ise 23 Mayıs'ta gördü.
Açıklanan fiyat verileri ise ay içinde toplanan fiyatların ortalamasıdır. Bir bölümü iki kez, çoğunluğu üç kez toplanır. Yani sadece ikinci grubun üçüncü fiyat toplanması kur hareketi sonrasına raslıyor.
Ancak, o bile mal ve hizmetin fiyatına döviz kurunun günü gününe yansıtılmasını gerektirir. Başka bir ifade ile mal ve hizmetin doğrudan döviz fiyatı taşıması halidir. İstisnadır. Diğerlerinde kur nedeni ile zam yapma zamanı olmamıştır.
İç talep balonu
Mayıs verilerini önemli kılan budur. Enflasyondaki artık inkâr edilemez yükselişi döviz kuruna atfetme olanağı yoktur. Kur hareketi öncesinde enflasyon tehlikeli bölgeye tırmanmıştır. Böylece mezarlık ıslıkçılarının tüm analizlerini bir kalemde silmiştir.
Sorun kur değilse nedir? Özel tüketimde ve iç pazara yönelik özel yatırımlarda yaşanan büyük patlamadır. Buna "iç talep balonu" diyoruz. Hem enflasyondaki artışın hem de dış açığın sorumlusu aynı talep balonudur.
Bu gidişatı öngördük. 2003 sonrasında uygulanan yanlış para politikasının ekonomiyi sıkıştırdığı açmazları anlattık. Yol açtığı konjonktürü "sanayisiz, ihracatsız, istihdamsız ama enflasyonist büyüme" diye sloganlaştırdık. Zaman haklı çıkardı.
Çarşamba günü Merkez Bankası'nın gecelik faizi yükseltmesi o bakımdan önemlidir. Para otoritesinin iç talepte şişen balonu nihayet gördüğüne işarettir. Mezarlıkta ıslık çalmaktan vazgeçtiği anlamına gelir.
Ayrıntılar sonraya kaldı. Devam edeceğim.
Mayıs enflasyonu üstüne
Uluslararası mali piyasaların
Haberin Devamı

