Pencerenin dışında rüzgârlı ve ıslak İstanbul soğuğu hüküm sürüyor. Hava tahmininde "karla karışık yağmur" denir. Yürürken insanın içine işler. İki gündür hava öyle. Bugün biraz daha sertleşti.
Bilgisayar denen mucizenin tadını çıkartıyorum. Hayat onunla çok kolay. Bir tuşa basıyorum, geçmiş yazılarımın tümü ekranda beliriyor. Bayrama denk gelenleri ayrıca işaretlemişim. Hangi bayramda ne yazmışım anında okuyabiliyorum.
Bayram yazılarım belirli bir kalıba oturuyor. İçinde mutlaka geçmiş özlemi yer alıyor. Son yıllarda nostaljinin yoğunlaştığı göze çarpıyor. "Nerede o eski enginarlar mirim..." muhabbeti artmış. Yaşlanmanın bir diğer göstergesi denebilir.
Bayram yazısının olmazsa olmaz diğer unsuru olarak karşımıza duygusallık çıkıyor. İçinde insanın yer almadığı iktisadi verilere ve analizlere mesafeli durmak için özel çaba gösterdiğim hissediliyor.
İktisatçı da insandır
Yakından tanıyanlar bilir. Günlük yaşamımda işleri belirli bir sıra içinde yapmayı severim. Sıranın bozulması beni gerer. Frenkçe "rutin" kavramı kullanıyor. Bu yıl kuş gribi kurbanlarını görmek bir anlama rutinimi bozdu. Bayram yazımı zora soktu.
Bir önceki yazıma (pazar günü) kuş gribinin yüzümüze çarptığı fakirlik, sefalet ve çaresizlik hissi damgasını vurdu. Yaşanan insani dramlardan etkilenmemek olanaksızdı. Ortaya karamsar bir yazı çıktı.
Maalesef iktisat, içine somut insanları almakta çok zorlanan bir disiplindir. İktisadın aktörleri adeta bir hesap makinesinin duygusallığı ile davranır. Akılcılık ve çıkarcılık bazında karar alırlar.
Kararlar piyasaya yansır. Piyasa ise kişisel olmayan bir mekanizmadır. Tekille değil toplamla çalışır. Doğru karar orada mükâfat görür. Yanlış karar cezalandırır. Öyle olması zaten kaçınılmazdır. Yanlış kararı alan siz olmadıkça...
İktisatçı aklın ve teorinin gerektirdikleri ile gözün görüp kalbin duyduğu arasında sıkışır. Cehenneme giden yolların sık sık iyi niyet taşları ile döşendiğini bilir. Ama etrafını saran haksızlık ve eşitsizlikler karşısısında isyan etmemeyi içine sindiremez.
Halk burada, vatandaş nerede?
1950'de Demokrat Parti'nin seçimi kazanması tek parti diktatörlüğünü bitirdi. Bürokratik rütbe toplumu büyük bir darbe aldı. Demokrat Parti'nin güven verdiği halk yığınları toplumsal süreçlere daha fazla katılmaya başladı. "Halk plajlara doluştu, vatandaş denize giremiyor" deyişi o günlerden kalmadır.
Bu bayramda vatandaş için böyle bir risk görmüyorum. Nedeni ise kış değildir. Vatandaş uzun tatilden yararlanıp kendini Avrupa'ya, Asya'ya, Afrika'ya, Amerika'ya attı. Yurt dışına giden tüm uçaklar doldu.
Bir tüyo verelim. İsteyenler bu olgudan "ekonomi çok iyi gidiyor, işte kanıtı" diye benim karamsarlığımı çürütmek için yararlanabilirler. Değerli okuyucularımın mübarek Kurban Bayramı'nı kutlar, refah, huzur ve sağlık dilerim.
Kuş gribi beni karamsar yaptı
Pencerenin dışında rüzgârlı ve
Haberin Devamı

