Asaf Savaş Akat

Asaf Savaş Akat

akatas@bilgi.edu.tr

Kurumsal bağımsızlık üstüne

Merkez Bankası Başkanı Süreyya

Haberin Devamı

Merkez Bankası Başkanı Süreyya Serdengeçti'nin beş yıllık kanuni süresi 14 Mart'ta sona erdi. Bilindiği gibi, hükümet eski başkanla devam etmek istemedi. O gün bugündür Merkez Bankası başkanlığına atama gündemin en tepesine oturdu.

Yeni başkan adayı Cumhurbaşkanı tarafından önce bekletildi. Sonra veto edildi. Bu da bana Türkiye'de kamu üst yöneticisi atama sistemini irdeleme fırsatını verdi. ABD ile karşılaştırdım.

Demokrasilerde kamu yöneticisi atamanın iki boyutunu vurguladım. Bir: Siyasi sorumluluk taşıyan yürütme organı atama yetkisine sahiptir. İki: Denetimin mutlaka şeffaf olması gerekir. Bizde ilk koşulda kafa karışıklığı görülüyor. İkincisine açıkça uyulmuyor.

Tartışmalar bir başka konuyu da öne çıkardı. Özellikle eski başkanın görevde kalmasını savunan kesimler, bu atamanın Merkez Bankası'nın bağımsızlığına darbe vurduğu kanısında. Görüşlerimi açıklamak gereğini duydum.

Kamu yönetimi ve siyaset
Kamu kurumu kavramını açarak başlayalım. Kamunun ayırdedici özelliği, gelirlerinin kanunun belirlediği yöntemlere yani devlet gücüne dayanmasıdır. Vergi ya da vergi-benzeri gelir kamu kurumlarını tanımlar. Merkez Bankası para basma tekeli nedeniyle kamu kurumudur. Gelirin kamu kaynaklı olması yönetimin nihai karar merciini de belirler. Demokrasilerde vergi ve vergi -benzeri gelir toplama yetkisi seçimle gelen siyasi iktidarındır. Parlamenter sistemde meclis ve hükümetindir. Yani kamu yöneticilerini meclis -hükümet dışında bir güç belirleyemez. Tersten soralım. Kamu kurumu yönetimini siyasi iktidar seçmeyecek ise kim seçecek? O kurumda çalışanlar mı? Eski yönetim mi? İkisi de mümkündür ama demokrasi ile çelişir.

Bu konu Türkiye'de net değildir. Gerisinde askeri darbelerin yeşerttiği Osmanlı ve tek parti dönemi kalıntısı kapıkulu -bürokrat geleneği yatar. Bürokrasi siyasi iktidarın atama yetkisini kısıtlamaya çalışır. Kamuoyunun bir kesimi onu destekler.

"Bağımsızlık" ne demek?
Kamu kurumu yöneticisinin siyasi iktidar tarafından atanması demokratik bir zorunluluksa, nasıl "bağımsızlık" olabilir? Çözüm basittir. Siyasi iktidar nihai yetkiyi elinde tutar. Fakat onu bir süre için kullanmama konusunda kendisini kanunla bağlar. Yani bağımsız kurum yöneticisini uzun süreli atar ve dönemi içinde görevden alamaz.

Türkiye'de Merkez Bankası, başkanın görev süresini beş yıla çıkartan ve bu dönem içinde azledilmesini imkânsızlaştıran bir kanunla bağımsızlığını kazandı. Kanun bugün de geçerlidir. Demek ki hükümetin o göreve atama yapması kanuni yetkisi içindedir. Bağımsızlığı zedelemez.

Bu konuları daha çok tartışacağımız anlaşılıyor.

DİĞER YENİ YAZILAR