Son dönemde konjonktür analizine takıldık. 2003 sonrasında uygulanan yanlış para politikasının neden olduğu büyük hasarlara odaklandık. Yazılar tek boyutlu hale dönüştü. Kendime haksızlık yaptığımı düşünmeye başladım.
Çeşitliliğe geri dönüş adımımı küreselleşme tartışmaları ile atıyorum. Önemli bir bahanem de var. Kadim dostum Osman Ulagay'ın son kitabı bu konuda: "Tepki Cephesi - Piyasa imparatorluğuna Karşı" (Timaş, İstanbul 2005).
Osman'la hukukumuz 1966 yılına, İktisat Fakültesi'nin Harbiye Nezaretindeki asistanlar odasına gidiyor. Osman üniversiteye ısınamadı. Ama bilgi üretimini bırakmadı. Gazete yazıları ve kitapları ile ekonomik düşünceye katkılarını sürdürdü.
Bekleneceği gibi, 40 yıl boyunca yollarımız çok kesişti. Ayrıntılarda ayrılsak bile genel çizgilerde aynı safta yer aldık. Sanırım benzer toplumsal duyarlılıkları ve değer yargılarını paylaştığımızı söyleyebilirim.
Piyasa imparatorluğu
Küreselleşme nedir? Karmaşık süreçleri tanımlamak daima zordur. Körlerin fil tarifi gibi, küreselleşmenin de tanımı değişiyor. Ulagay tercihini kitabın başlığında veriyor.
"Piyasa imparatorluğu deyimini, firmalardan devletlere ve uluslararası kuruluşlara, kurumsal yapılarıyla ve ideolojik hegemonyasıyla, küresel düzene damgasını vuran, hatta tek başına dünyayı yönetmeye çalışan bir Ortada tacı ve asası ile somut bir küresel imparator ve kadroları yok belki, ama ilişki ağları ve güç ilişkileri ile küresel düzeni yönlendiren bir sistem var. Bu niteliği nedeniyle de insanları ürkütüyor ve tepki doğuruyor." (s. 39).
Kabul etmek gerekiyor. Artık mal, hizmet ve finans piyasalarında rekabet küresel düzeydedir. Avrupalı, Türk'ün düşük gelir karşılığı çalışmasından şikayetçi. Türk ise aynı şeyi Çinli için söylüyor.
Küresel rekabet kaçınılmaz olarak milli devletin iktisat politikası olanaklarını kısıtlıyor. Toplumu özellikle gelir dağılımını düzeltmeye yönelik sosyal güvenlik politikalarını zorlaştırması tedirgin ediyor.
Tepki cephesi
'Tepki cephesi deyimini ise piyasa imparatorluğuna karşı dünyanın dört bir yanında oluşan yaygın tepki birikiminin bütününü ifade etmek için kullandım. Tepki cephesinin etkili bir kurumsal gücü ve bütünleştirici bir örgütsel yapısı olmadığı gibi tutarlı bir ideolojisi de yok, ama buna karşın dünyanın gidişatını etkileme gücü giderek artıyor. Dünyada ve ülkemizde olup bitenleri açıklayabilmek için artık tepki cephesini de dikkate almak gerekiyor." (s.39).
Kitabın büyük bölümü AB'de ve Türkiye'de tepki cephesini inceliyor. Türkiye'nin AB üyeliği analizin odak noktasını oluşturuyor. Bu yoğun, düşündürücü ve bilgilendirici kitabı okumanızı tavsiye ediyorum. Her zaman olduğu gibi ufkumuzu açtığı için sevgili Osman'ı kutluyorum.
Küreselleşmenin cinleri
Son dönemde konjonktür analizi
Haberin Devamı

