Türkiye'nin içine girdiği mali türbülans sertleşmeye başladı. Kur-faiz-borsa üçgeninde tansiyon hızla yükseliyor. Cuma akşamı bir davete katildim. Sorular tek konuya yoğunlaştı: "Pazartesi ne olacak? Kur tırmanmaya devam eder mi?"
Vatandaş belki okumaktan sıkılmıyor ama ben üstüste iç konjonktür sorunlarını yazmaktan sıkıldım. Finansçıların çok kısa dönemli analizlerini zaten beceremem. İktisatçının orta vadeye bakan uzun soluklu mantığına daha yatkınım.
Olayın iki boyutunu tekrar vurgulamak istiyorum. Bir: Türbülansın fitilini dünya mali piyasalarındaki olumsuz gelişmeler ateşledi. Bu çok önemli. Ancak, ateşlenen fitilin etkisi ucunda ne olduğuna bağlıdır. İki: 2003 sonrasında uygulanan yanlış para politikaları Türkiye'yi patlamaya hazır bir bomba haline getirdi. Yani "yüksek faiz düşük kur" politikası ekonomiyi olumsuz bir dış mali konjonktür karşısında iyice zayıflattı.
Dünyayı değiştiren üç olay
Uzun dönemli perspektiften bakınca son onyılda dünya ekonomisinde ciddi uyum sorunlarının
biriktiğini görüyoruz. Geri planda geçen yüzyılın son çeyreğinde gerçekleşen olaylar yatıyor. Bunlara küreselleşmenin yeni aşaması diyebiliriz. Avrupa ve Japonya demokratik rejim ve piyasa ekonomisi içinde ABD'ye muadil gelir düzeyine ve kurumsal yapılara ulaştı. Aralarında korumacılığı asgariye indirdiler.
Sovyetler Birliği dağıldı. Soğuk savaş bitti. Demokrasi-piyasa ikilisine en ciddi tehdit gibi duran komünizm tarih sahnesinden çekildi. Bir kalemde dünya piyasa sistemi genişledi.
Dünya nüfusun neredeyse yarısını oluşturan iki ülke, Çin ve Hindistan, devasa bir atılımla küresel ekonomiye katıldılar. Biri sanayide, diğeri teknoloji-yoğun hizmet sektörlerinde gelişmiş ülkelere kafa tutmaya başladılar.
Reform yok, para verelim
Gelişmişlik düzeyi ne olursa olsun, tüm dünya ekonomileri bu tarihi dönüşümden etkilendi. Ancak, yeni koşullara uyum kendiliğinden gelmez. Toplum eski alışkanlıklarında direnir. Gene öyle oldu.
Avrupa ve Japonya yeni koşulların zorladığı yapısal reformları gerçekleştiremedi. Dünya ekonomisine gelişmişlik düzeylerinin gerektirdiği katkıyı yapamadı. ABD ise tehlikeli bir oyuna girişti.
20. yüzyılın sonundan itibaren ABD-Avrupa-Japonya ekseninde para musluklarının açılması bu çervede ele alınmalıdır. Yapısal sorunları gizleme, çözümü erteleme çabasıdır. Ciddi hastalığa kozmetik tedavidir.
Yıllar süren gevşek para politikaları eninde sonunda küresel enflasyonu tırmandıracaktı. Son iki yılda o da oldu. Para politikalarını sıkma zorunluluğu bol likidite dönemini bitirdi. Uzun süre geri gelmeyecektir.
Dünya ekonomisi yeni ve zor bir döneme girmiştir. Yapısal sorunların nasıl çözüleceğini bilmiyoruz. Ama bol likitide arkasında gizlenemeyececeği kesindir.
Küresel uyum sorunları
Türkiye'nin içine girdiği mali
Haberin Devamı

