Asaf Savaş Akat

Asaf Savaş Akat

akatas@bilgi.edu.tr

Kriz analizini inceltiyoruz

Güncel gelişmeleri ihmal ediyo

Haberin Devamı

Güncel gelişmeleri ihmal ediyoruz. Ekonomiye geniş bir perspektiften bakan yazı dizisini sürdürüyoruz. Önce eski dönemle bugünü ayırdeden iki köklü farka işaret ettik: Bütçe disiplini ve dalgalı kur rejimi. Sonra algılama sorunlarına girdik.

Kamuoyunun kur ve enflasyon çalkantılarını kriz kabul ettiğini söyledik. Bütçenin gevşemesi ile başlayan popülist konjonktürü tanımladık. Aynı anda para politikasını gevşek ve kuru sabit tutmanın dış açıklar yolu ile krizi tetiklediğini gösterdik. Geçmiş krizlerin analizinden çok önemli bir sonuca ulaştık. Krizlerin nedeni dış açık değildi. Maliye, para ve kur politikaları arasındaki uyumsuzluktu. Dış açık uyumsuzluk göstergelerinden sadece biri, olsa olsa görünülürlüğü en yüksek olanı idi.

Kriz ve resesyon
Bulguları bugünün koşullarına uygulamadan önce bir başka soruyu cevaplandırmalıyız. Makro politikalar arasındaki uyumsuzluk daima ve her yerde kur ve enflasyon patlaması anlamında bir krizle sonuçlanır mı?

Türkiye'yi düşünelim. Geçen yüzyılın ikinci yarısına kısa bir dönem (1960'lar) dışında popülizm hakim olmuş. Üç büyük kriz yaşanmış. Yüzyılın son 30 yılı yüksek ve dalgalı enflasyonla geçmiş. Toplumun soruya "Evet" demesi çok doğaldır. İktisat teorisinin cevabı farklıdır. Teoriye göre makro politika uyumsuzluğu sadece özel koşullarda kur ve enflasyonda patlama ile sonuçlanır. Bunlar piyasa ekonomileri için istisnadır. Makro iktisat derslerinin de ana gövdesinde yer almazlar.

Kural nedir? Makro politikalar arasında bir uyumsuzluk halinde ekonomik büyüme durur yani ekonomi resesyona girer. Beraberinde mutlaka istihdam azalır ve işsizlik artar. Ama enflasyon ve kurda bir hareketlilik ve çalkantı yaşanmaz. Kur ve enflasyon patlamasına yol açan özel koşul da açıktır. Gevşek maliye ve para politikalarının sabit kur rejimi ile sürdürülmesidir. Diğer faktörler, örneğin kronik yüksek enflasyon, dolarizasyon ve mali kesim sorunları ikincildir.

Bugüne ilk yaklaşım
Türkiye deneyiminde kur ve enflasyonda paflama anlamında bir krizin koşulları bellidir. Bütçede yüksek ve büyüyen açıklar olacak. Para otoritesi açıkların finansmanını doğrudan/dolaylı destekleyecek. Döviz kuru arz ve talep dengesini sağlayacak şekilde hareket edemeyecek. 2005 yaz ortasında üç koşul da Türkiye için geçerli değildir. Kamu kesimi açığı küçüktür ve düşmektedir. Para politikasının tek hedefi enflasyonla mücadeledir. Döviz kuru piyasada arz-talep tarafından belirlenmektedir. Geçmişe bakan kırılganlık analiz ve beklentilerinin nesnel tabanı olmadığını söyleyebiliriz.

Analiz bu noktada ilgincleşiyor. Aynı anda ekonomi tarihinin en büyük dış açığını veriyor. Onu nasıl tefsir edeceğiz? iki gözlemle yetinelim. Bir: Makro politikalar arasında eski anlamda uyumsuzluk olmaması onlan uyumlu kılmaz, iki: Kur ve enflasyon anlamında kriz koşullarının yokluğu resesyon olasılığını ortadan kaldırmaz. Sayılara dalmadan açıklanması gereken başka teorik konular var. Örneğin 2001 krizini bu çerçeveye nasıl yerleştiriyoruz? Bizi izlemeye devam ediniz.

DİĞER YENİ YAZILAR