Asaf Savaş Akat

Asaf Savaş Akat

akatas@bilgi.edu.tr

Konjonktüre zıt bakışlar

Ocak 2002'de Merkez Bankası ge

Haberin Devamı

Ocak 2002'de Merkez Bankası gecelik borçlanma faizi yüzde 59, Mart 2003'de yüzde 44'dü. Nisan'da yüzde 38'e indi. Mayıs'ta değişmedi. Ama Haziran'dan bu yana her ay üç puan düşürüldü. Böylece geçen hafta gecelik faiz yüzde 29'a geriledi. Gecelik faizin son beş aylık evrimi, Irak savaşı sonrasında Türkiye ekonomisinde yaşanan olumlu konjonktürle çakışıyor. Kur yatay seyrediyor. Enflasyon ve kamu borçlanma faizleri düşüyor. İç talep canlanıyor. Sonunda borsa bile hareketlendi. Bu gelişmelere profesyonel iktisatçılar iki zıt tefsir getirdi. Tahminler de ona göre farklılaştı. İki yaklaşımı kısaca özetlemekte yarar görüyorum.

Spekülasyon var
Daha yaygın olan bakış, mali göstergelerde Mayıs'ta başlayan düzelmeyi piyasa oyuncularının bilerek başlattığı bir spekülasyon olarak gördü. Özellikle mali piyasaya yakın yorumcular arasında bu yaklaşımın hakim olduğunu söyleyebiliriz. Türkiye ve benzeri ülkelerde karmaşık toplumsal/ekonomik olayların açıklanmasında komplo teorileri çok popülerdir. Bunun nesnel bir temeli de vardır. Bu ülkelerde komplo-vari olaylar hakikaten olur. Türkiye'de kamuoyunu yanıltarak amaçlarına ulaşmayı deneyenler hep vardı. Hatta bazen başarılı da oldular. Ekonomi-dışı örnekler arasında 28 Şubat'ı ve MGK'nın psikolojik savaş yaklaşımını verebiliriz. Spekülasyon ekonomide aynı işlevi görür. Mantık basittir. Ekonominin temel göstergeleri aslında kötü gitmektedir. Hükümet bütçe disiplininden kopacaktır. Dış dengede sürdürülemez bir açık oluşacaktır. Dış politika büyük krizlere gebedir. Yani gelecek karanlıktır. Buna karşılık, bir takım piyasa oyuncuları büyük kârlar elde etmek için yapay şekilde döviz kuru ve faizlerle oynamaktadır. Medyadaki bazı yorumcular da çıkar ilişkileri nedeni ile iyimserlik yayarak spekülatörlere destek çıkmaktadır. Dolayısı ile olumlu ortam geçicidir. Yakın bir gelecekte (Eylül'de!) mutlaka yeni bir kriz vardır. Vatandaş dikkatli olmalı, spekülatörlerin oyununa gelmemelidir.

İyi dengeye doğru
Benim içinde yer aldığım diğer bakış ise, olumlu gidişatta son iki yılda ekonomide gerçekleşen büyük dönüşümün kamuoyu ve piyasalar tarafından nihayet anlaşılmasına atfetti. Düzelmenin kalıcı olacağını iddia etti. Geri planda "çoklu denge" kavramı vardır. Bazı koşullarda aynı ekonomik temeller üstünde, beklentilerin durumuna göre bir iyi diğeri kötü iki farklı denge oluşabilir. Türkiye için "çoklu denge" geçerlidir. Örneğin Haziran 2002-Mayıs 2003 arasında doğru politikaların uygulanmasına rağmen karamsar beklentiler ekonomiyi kötü dengeye oturtmuştu. Ama AKP doğru politikaları kararlılıkla sürdürünce, karamsarlığın altı boşaldı. Bu durumda ekonominin hızla iyi dengeye yönelmesi kaçınılmazdı. Üstelik iyi denge "fazilet dairesine" dönüşecek ve dengeyi uzun süreli (kalıcı) yapacaktı. Son gelişmeler bu görüşü doğrular yöndedir. Gerçekçi iyimserliğin komplocu karamsarlığa galip gelmesi sevindiricidir.

DİĞER YENİ YAZILAR