Asaf Savaş Akat

Asaf Savaş Akat

akatas@bilgi.edu.tr

Kararı beklerken

Çok sayıda yeni veri yayınland

Haberin Devamı

Çok sayıda yeni veri yayınlandı: Kasım enflasyonu, Eylül ödemeler dengesi ve nınayet üçüncü çeyrek milli geliri. Hepsi birbirinden ilginç ama bugün elim onlara gitmiyor.
Bugün biraz gergin olduğumu baştan söylemeliyim. Benim neslimde pek çok kişi için Türkiye'nin AB'ye üye olması çok büyük sembolik değere sahiptir. Şöyle ya da böyle bir ömür boyu süren hayalin gerçekleşmesi anlamına gelmektedir. Sembolik sözcüğünü bilerek kullandım. AB üyeliğinin benim yaş grubuma maddi anlamda bir yararı olmayacaktır. En iyimser senaryoda bile Türkiye'nin fiilen AB'nin parçası olması bizim emeklilik günlerimize gelecektir.

Özel tarihimdeki yeri
İşin bir de bireysel boyutu var. Üniversite yıllarımda o zamanki adı ile Ortak Pazar'la fazla ilgilenmemiştim. O dönemde azgelişmişlik çemberini kırmak için korumacı-içe dönük büyüme gerekliliğine inanıyordum. Herkes gibi.
1970'lerin başında fikrimi değiştirmeye başladım, ihracata yönelen ekonomilerdeki hızlı büyüme dikkatimi çekti. Derken 12 Mart askeri darbesi geldi. Demokrasinin geleceğinin Avrupa ile bütünleşmekte yattığına karar verdim.
Tam tarih veremem ama sanırım 1973'den bu yana kararlı bir şekilde Avrupa yanlışıyım. O günlerde Ortak Pazar'da çok sayıda dostum oluştu. Ecevit'in 1978'de elinin tersi ile tam üyelik müracaatını reddetmesini içim kanayarak yakından izledim.
1987'de Özal Avrupa Ekonomik Topluluğu'na tam üyelik için müracaat etti. Bu olayı "Tarih Bitti" başlıklı bir yazı ile karşıladım. Kavram Fukuyama'dan üç yıl önce kullanmıştım. Hangi tarih bitiyordu?
1300'lerde Çanakkale Boğazı'nı sallarla geçerek başlayan, Viyana; kapılarına kadar giden, Sevr Anlaş ması ile Avrupa'dan kovulan biz Türklerin Avrupa macerası bitiyordu. İyi bitiyordu. Avrupa'nın bir parçası olmamızla bitiyordu.
AB ile Gümrük Birliği anlaşması imzalanınca, 9 Mart 1995'te Sabah gazetesinde bir başka "Tarih Bitti" yazım yayınlandı. Bu kararda Türkiye'nin açık piyasa ekonomisini ve çoğulcu demokrasiyi benimsediğinin nihai kanıtını görüyordum.

Enseyi karartmayın
1987'de ve 1995'te bu tavrım pek tasvip görmedi. Erken sevindiğimi düşünenler çoğunlukta idi. Adım zaten iyimsere çıktığından fazla ciddiye alınmadım. Doğrusu Türkiye'ye güvenimi hiç kaybetmedim.
Son bir yılda önce küçük bir azınlığın, giderek büyük bir çoğunluğun AB projesine sahip çıkmasından çok büyük mutluluk duyuyorum. 3 Kasım seçimlerinden sonra bu süreç yeni bir ivme kazandı.
Hükümet, muhalefet, sivil toplum örgütleri, iş alemi, medya, velhasıl birkaç istisna dışında neredeyse tüm seçkinler büyük bir coşku ve heyecanla Avrupa idealine sahip çıktılar. Türkiye'nin bir AB üyesinde olması gereken demokratik olgunluğa ne kadar yaklaştığının en iyi göstergesini bu gönüllü seferberlikte görüyorum.
Çetin Altan usta yıllardır söylüyor. Enseyi karartmayın. Türkiye artık sahip olduğu değerlerle Avrupalıdır. AB üyeliği bu büyük dönüşümün şeklen tescilinden ibarettir. Ergeç olacaktır. Belki de bugün...

DİĞER YENİ YAZILAR